Kâbil Havaalanında ülkeyi bir an önce terk etmek amacıyla yabancı ülkeye ait bir uçağa binmek için birbirini çiğneyen insanlar, insanlık için büyük bir derstir.. Atalarımız ne de güzel söylemiş; “El atına binen çabuk iner” derken...
Afganistan’a hükmetmek isteyenler bunu ikinci kez yaşadılar.. İlkinde Sovyet atına binmişler ve Sovyetler Afgan bataklığından büyük kayıplarla çekilmişlerdi.. Şimdi de Amerikan atına binenler, ülkeden kaçma yarışı içerisine girmiş bulunuyorlar.
Bu acı deneyim yalnız Afganistan’da yaşanmış değil.. Son 100 yıllık Türkiye tarihinde iki örneği var.. Alman atına binenler, çökmekte olan imparatorlukta yaşayan bütün milletlere büyük acılar yaşattıktan sonra, bir Alman denizaltına binerek başkent İstanbul’dan kaçmışlardı.. Ne kadar ibret vericidir ki, bu kez İngilizlerin atına binenler de Kuvay’ı Milliye’nin zaferi üzerine efendilerinin savaş gemisine iltica etmek zorunda kalmışlardı!..
Afganistan’da yaşananların verdiği ilk ve en önemli ders, sen/sen ol, ülkeni başka bir ülkenin desteğine güvenerek sakın yönetmeye kalkışma.. Her ne kadar ABD, Afganistan’daki varlığını sürdürmek ve bu arada baştakilerin hırsızlığına bekçilik yapmak üzere 2 trilyon dolar harcadıysa da ne bu ne de müttefiklerinin harcamaları işbirlikçi Afgan yöneticilerini ayakta tutmaya yetmedi.
Afganistan’da olanlardan çıkan ikinci büyük ders, uygarlık yarışında geride kalanların başkalarının ayakları altında çiğneneceği gerçeğidir.. Coğrafyasının yarattığı kadere bağlı olarak çeşitli milliyetlerden oluşan Afgan halkı, uygarlıktan nasibini alamamıştır.. İslam adına vahşi bir ortaçağ anlayışı mevcuttur.. Kadınlarına tutsak cariye muamelesi yapan ilkel bir anlayış, eğitim adına, akla değil de nakle dayanan yobaz bir medrese sistemi, Afgan halkını gelişmiş devletlerin ayakları altına itmiştir.. Bundan sonraki gelişmeler hangi yönde evrilir, Afgan halkının geleceği ne olur şimdilik tam bir bilinmez denklem denilebilir.. Ancak değişmez bir gerçek var ki, bir ülkeye uygarlığın ve demokrasinin dışarıdan götürülmesi asla mümkün olamaz.
Afganistan’da 1919 yılında bağımsızlığına kavuşan ülkenin ilk kralı Emanullah Han’ın Türkiye’yi örnek alarak ülkeyi modernleştirme çabası dahi sonuçsuz kalmıştır.. Amerika, İngiltere, Rusya mı bu ülkeye uygarlık götürecek?.. Kaldı ki Afganistan’daki varlıkları insanlık adına değil, emperyalist amaçlarla ilgilidir.. Ayrıca, ABD’nin Afganistan yoluyla Rusya ve Çin’i çevreleme projesi de iflas etmiştir.. Aslında bütün halklar öncelikle ABD emperyalizminin yenilgisine sevinmelidir.. Afganistan’daki gerici rejim karşısında üzüntü duysak dahi elimizden bir şey gelmediği orada onlarca yıldır var olan varlığımız göstermiştir!.
Kabil’i ele geçiren ve Afganistan’da hiçbir yabancı güç istemeyen Taliban’a rağmen, hükümetimizin Kâbil Havaalanı’na kuvvet göndererek Mehmetçiklerimize Afganistan’da Amerikan çıkarlarına bekçilik yaptırma planı suya düşmüştür.. Yapılacak iş, rejiminin özelliğine bakmadan her ülkeyle yapıldığı gibi yeni Afgan hükümetiyle diplomatik ilişki kurmak ve devletlerarası ilişkileri sürdürmektir.