Son NATO Zirvesinde Amerikan emperyalizminin ülkemize yeni bir görev verdiği ve bizim de bu görevi kabul etmeye dünden hazır ve razı olduğumuz anlaşıldı.. Türkiye, Kabil Havaalanını koruyacak ve işletecekmiş.. ABD ve müttefikleri ile birlikte zaten Afganistan’dayız.. Afganistan'da Taliban kuvvetleri karşısında yenilgiye uğrayan Amerika'nın başını çektiği koalisyon yenildi.. Askerleri çok kayıp verdi ve Afganistan serüveni ABD'ye pahalıya patladı.. İşbirlikçi ve yolsuzluklara batmış Afganistan diktatörlüğünü ayakta tutmanın imkânsızlığı da anlaşıldı.. Trump yönetiminin bu ülkeden çekilme kararını Biden yönetimi de uygun görüyor ki, geride artçı bir kuvvet bırakılacak.. İşte bu artçı kuvvet, “Türk Silahlı Kuvvetlerimiz” olacak!.. Çünkü Batılı ülkelerin uçakları buraya gidip/gelmeye devam edecek ve Türkiye’miz onların güvenliğini sağlayacak!..
Ülkemizin güttüğü dış politika gerçekleri ışığında baktığımızda hükümetin böyle bir görevi kabul etmesinin nedeni de belli.. Amerika ve Rusya karşısında bir bocalama devresinden sonra, Amerika ve NATO'nun başını çektiği Batı emperyalizmi ile bozulan ilişkileri onarmaya çalışıyoruz.. Afganistan görevi, emperyalist cephe ile hasarları onarmanın da bir çaresi olarak görülüyor.. Bunun NATO'ya girmek için 1950'de Kore'ye asker göndermekten zerre farkı yok.. O zaman NATO'ya girilecekti, şimdi ise NATO'ya yeniden sıkı/sıkıya bağlanılacak.
Taliban yönetimi haklı olarak Afganistan'da hiçbir yabancı askeri güç istemiyor.. Ülkede kontrolü çoktan yitirmiş olan Amerikan kuklası Afgan yönetimi istedi diye bu ülkeye kuvvet göndermenin doğuracağı sonuçları Türkiye'nin tehlikeli sulara dalma sonucunu doğurabileceğinden, hükümet yanına Pakistan ve Macaristan gibi iki ortak almak istiyor.. Pakistan'ı almak isteyişini anlamak kolay da Macaristan nereden çıktı, bilemiyoruz.. Neticede hacı/hacıyı Mekke'de bulurmuş.
Dünyanın jandarmalığını üstlenmekten vazgeçmeyen Amerika, hakim olmak istediği yerlerde bu iş için “taşeron” kullanıyor.. Büyük Ortadoğu ve Kuzey Afrika Eşbaşkanlığı Projesi de Ortadoğu'da ve Kuzey Afrika'da yapılacak böyle bir taşeronluktu.. Suriye'de rejimi yıkarak Batı yanlısı bir rejimi iktidara getirme çabasında olan Amerika ile birlikte hareket eden Türkiye ve ABD arasına sonradan kara kedi girmesinin nedeni budur.. Suriye'de petrol kaynaklarına tek başına hakim olmak isteyen, bu ülkenin tümünü Rus etkisine bırakmak istemeyen ABD, Türkiye yönetimi ile ters düştü.. Sonuçta mevcut, şu anki hükümetimiz, Suriye'de yaratılan fiili durumu kabul etmiş görünüyor.. Zaten ABD'yi Suriye'den çıkaracak bir gücü de kendisinde göremiyor!. Zararın neresinden dönülürse kârdır anlayışı ile hareket ediyor.. Emperyalistlerin Afganistan'da olduğu gibi kendisine sunacağı başka olanaklardan yararlanma yoluna giderek bir uzlaşma yoluna gitmek istediğini belli ediyor..Sınır ötesi harekâtlar ve bunların bir kısmının kalıcı hale gelmesi karşısında halkımız, "ne işimiz var Suriye'de, Irak'ta diye sorup duruyordu ama daha başka ülkelerde de işimiz varmış!..
Bugünkü Afganistan'a hakim Taliban yönetimi, Batı uygarlığının yarattığı modern değerlere düşman, bizdeki yaygın ifade ile gerici bir güç.. Geçmişte NATO'nun verdiği görevle Afganistan'da bulunmayı savunan Atatürkçüler vardı.. Türkiye bu ülkede nefes alamayan modern insanları koruyacak, Afganistan'a uygarlık götürecekti.. Bunun mümkün olmadığı da anlaşılmış olmalı.. 27 Aralık 1979'da Afganistan'ı yüz bin kişilik ordusuyla resmen işgal eden Sovyetler Birliği de bunu başaramadı.. Hatta Sovyet işgalinin Afganistan'da muhafazakârlığı artırdığı görüldü.. Bir ülkenin gücü, bir başka ülkeye uygarlık götürebilir mi? Belki uzun vadede bazı kurumlarını yerleştirebilir ve yaşam biçimlerini değiştirebilir ama bunun için İngiltere'nin Hindistan'da 300 yıl sömürge yönetimi olarak kalması gibi bir sürece ihtiyaç vardır.. Kaldı ki Türkiye'de gide/gide islami bir hüviyete büründüğünü sanan yönetim şeklinin Afganistan'a veya başka bir ülkeye gericilikten başka götüreceği hiç bir şey olamaz.. Afganistan'da bu görevi Taliban zaten fazlasıyla yapmaktadır.. Bir an için sadece Kabil Havaalanını değil, bütün Afganistan'ı bizimkilerin yönettiğini farz edelim.. Afganlıların bundan nasibi, inşaat faaliyetlerinin yanında daha çok Kur'an Kursu, daha çok İmam Hatip, elinde kılıçla mindere çıkan sarıklı din adamı, kaynakların havadan dinci vakıflara verilmesi, Afganistan'ın doğal kaynaklarının özelleştirilerek yabancı şirketlere aktarılması, yolsuzluk ve yasaklardan başka bir şey olacağını düşünmüyorum bile..
Türkiye'nin yapması gereken, Afganistan'a ve başka ülkelere asker göndermek değil, yabancı ülkelerdeki bütün askerlerini geri çekmek, içeride de barış ve demokrasiyi temel alarak herkese rahat nefes aldıracak ortamı yaratmak olmalıdır.. İktidara gelmeyi bekleyen muhalefetimiz de bunu yapmalıdır.. Aksi takdirde Türkiye, Amerika ve Rusya gibi emperyalist ülkelerin at oynattığı bir ülke olmaktan yine kurtulamaz..
"Ne Amerika ne Rusya, tam bağımsız Türkiye..."