Yargıya müdahale olan ülkelerde asla adalet olmaz.. Türkiye’mizde adalet var mı yok mu tartışmaları vatandaşlar arasında son 15 yılda fazlasıyla ayyuka çıktı ancak bu soruyu iktidar sahipleri kendilerine sormalıdır.. Daha adil bir dünya mümkünken neden kurulamadığını da bu soruyu kendilerine sorunca bulmuş olacaklardır.
Kişinin dini, inancı, mezhebi, ideolojisi olabilir ama devletin olamaz.. Laiklik, hakim bir inanç yorumunun, din anlayışının, mezhep ya da resmi ideolojinin devlet zoruyla diğerlerine dayatılmasını önler.. Yani Müslümanın, Müslümana zulmetmemesinin teminatı da laikliktir.. Tarihi tecrübeler gösteriyor ki laiklik en çok da bunun için lazımdır.. Din ve inanç özgürlüğünün güvencesi laikliktir ve laiklik asla dine ve inanca karşı değildir.
Adaletin olmadığı toplumlarda birlik ve beraberlik bozulur, toplumda kavgalar başlar, herkes kendi adaletini sağlamaya çalışır, insanlar mutsuz olur, barış, güven, huzur ortamı bozulur ve suç oranı artar.
1750 yılında Alman Prusya Kralı Büyük II.Frederick, Berlin yakınlarındaki Potsdam ormanlarında gezinirken, bir değirmenin bulunduğu alçak bir tepe üstünde durur.. Manzara güzel, hava ferah.. Sessiz ve sakin kapanıp okumayı çok seven, kütüphanesiyle ünlü kral, yazlık sarayımı burada yapalım der.
Değirmeni satın alın, yıkın ve yerine saray yapın der adamlarına.. Adamları değirmenciye gider, kralın bu isteğini iletirler ve değirmenci malını satmak istemediğini belirtir.
Kral değirmenciyi huzuruna çağırtır.. "Yanlış anladınız herhalde beyefendi, ben satın almak istiyorum orayı.. Kaça satarsınız" diye sorar..
Değirmenci; "Yanlış anlamadım efendim, adamlarınıza da söyledim, değirmenim satılık değil" der.
Kral, "Beyefendi inat etmeyin, paranızı fazlasıyla vereceğim" diye ısrar eder ama değirmenci direnir.
Değirmenci; "Sen koskoca kralsın, paran çok.. Git Almanya'nın istediğin yerinde saray yap.. Burayı benden önce babam işletiyordu.. Ona da babasından kalmış, ben de çocuğuma bırakacağım.. Değirmenin bahçesinde dedemim, babamın mezarları var ve ben de ölünce yanlarına gömüleceğim.. Burası bizim aile ocağımız ve satılık değil der.."
Sabrı tükenen ve sinirlenen Kral Frederick ayağa kalkar ve gürler..
"Sen benim Prusya Kralı Friedrick olduğumu bilmiyor musun yoksa?" Değirmenci; "Senin kral olduğunu biliyorum ama ben de bu değirmenin sahibi "Sans-Souci’yim der."
Kral öfkeden deliye döner ve "madem benim kim olduğumu biliyorsun, o halde zorla alabileceğimi de biliyor olmalısın.. Bakalım o zaman ne yapacaksın der.." Değirmenci hiç telaşa düşmez, tarihe geçecek ve dünyanın her yerinde adaletin sloganı olacak ünlü lafını söyler..
"Sen kralsın ama Berlin'de hâkimler var!." Kral, kendi ıslah ettiği adalet sistemine ve o düzenin yargıçlarına halkın nasıl güvendiğini ve mahkemelere kralın bile laf geçiremeyeceğine inandığını bilir ve adamlarına, aynı tarihe geçen sözünü söyler.. "Hiçbir güç, hiçbir siyaset, hiçbir iktidar, kral bile olsa adaletten üstün değildir.. Hiç kimse adaletin üstüne çıkamaz."
Kral Friedrich bu yel değirmeninin Prusya Krallığı devam ettikçe korunmasını ister ve sarayını hemen onun altına inşa ettirir.
Değirmencinin ismini de saraya verir.. "Sans-Souci Sarayı.."
Saray ve değirmen günümüzde halen bir "Adalet Simgesi" olarak o tepede arka arkaya duruyor.
Ne güzel bir adalet ki, kralın arka bahçesinde bir değirmenci olabiliyor.
Ne güzel bir adalet ki, bir kralla bir değirmenciyi komşu ve dost yapıyor.
Sabahları Prusya Kralı II.Frederick arka bahçeye çıktığında değirmenci kendisine "Hey Frederick, sımsıcak ekmek yaptım, göndereyim mi diye seslenebiliyor.”
Prusya Kralı II.Frederick; "Adalet her sabah bana, taze ve sıcak bir ekmek kokusuyla gelirdi der."
Yıllar sonra genç bir Osmanlı subayı, bir yılbaşı gecesi Berlin'de bir davete katılır.. Arkadaşlarına bu hikâyeyi anlatır ve oraya gitmeyi teklif eder.
"Haydi gidelim ve bu sarayı görelim der.. Değirmen de hala duruyormuş, sarayın arkasında.." Kimse yılbaşı balosunu bırakıp o soğukta dışarı çıkmak istemez.
Genç subay kararlıdır ve tek başına çıkar gider ve tek başına bu eşsiz anıta bakar.
O genç subay, Mareşal/Gazi ve tek Başkomutanımız Mustafa Kemal'dir.
Ve Kurucu Lider Mustafa Kemal Atatürk, genç Türkiye Cumhuriyeti'nin tüm mahkeme salonlarında, yargıçların arkasındaki duvara asılacak sözü yazdırır; "Adalet, mülkün temelidir..."