Yusuf Salih Arıtürk

ADALET İÇİN DEMOKRASİ!..

Yusuf Salih Arıtürk

Sınıflı toplumlarda tam bir adalet kurmak söz konusu olamaz ve tarih böyle bir adalete tanık olmadı.. Sınıflar var olduğu sürece de tanık olmayacak.. Bu nedenle dünyada adaletten umudu olmayanlar, bunu öteki dünyaya ertelemiş ve kendilerini ilahi adalet kavramıyla teskin etmişlerdir.. Aslında hiç kimse alacağını öte dünyaya bırakmaz istemez.. Çeşitli sınıfların siyaset sahnesinde yer almasıyla bazı hak ve özgürlükler anayasa ve diğer hukuk metinlerine yazılmak zorunda kalındıysa da bunların iktidarda bulunan “bazı sınıflar” tarafından daima eğilip/büküldüğünü herkes bilir.. Neyin suç olduğu, hangi fiillerin cezalandırılacağı kanun metinlerinde yazıyorsa da gerçekte bunlara karar veren muktedirlerin kendileridir.. Yolsuzluk yapan bir bakanın yüce divanda yargılanması mümkündür ama bunu sağlayacak olan güçlü bir muhalefet ya da hakim sınıfların birbirlerine karşı güçleridir.. Böyle muhalif bir güç yeteri kadar oluşmadığı için yolsuzluk yapanların tek bir tanesi dahi yüce divana sevk edilememiş ve olayların üstü küllenmiştir!.

Kemal Tahir’in romanlarında geçen “ipten adam alan” bir taşralı muktedir tipi var.. Adam kasabanın ileri gelenlerindendir.. Tüccardır, ağadır, politikacıdır.. Hükümet organları üzerinde ve adliyede hatırı yüksektir.. En ağır suçları işleyenleri bile “adalet”in eline vermez!.. Onu saklar, eğer suç gizlenemeyecek kadar ortadaysa bunu cezaevinde bakılması karşılığında üstlenecek bir yoksul bulunur.. Yargılamalar yenilenir, kanıtlar değiştirilir veya yok edilir, sonunda o adam da çıkarılır.. Bunlar mümkün değilse suç, çıkarılacak bir af kanununu içine sokuluverir!.

Adalet mekanizmasına yoksulların ulaşması başlı başına bir sorundur.. Daha baştan cesaret kırıcı bir sürü olgu vardır.. Hatırı sayılır birini şikayet etmek cesaret ister.. Bütün yaşananlar toplumun belleğine kazınmıştır ve sırf bu yüzden bile emekçiler, hakim sınıflara karşı tarihsel bir kin duymaktadır!.

Günümüzde adaletsizlik çok yaygındır.. Bunun sorumlusu koltuğa sıkı/sıkıya yapışmış ve oradan ayrılmamak için yapamayacağı hiçbir şey olmadığı izlenimi verenlerdir.. Mevcut sistem, Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu üyelerini kendine bağlamış, atamalar ve yer değiştirmeler yoluyla adalet mekanizmasının kontrolünü eline geçirmiştir.. Muhaliflere istediği cezaları verdirebilmektedir.. Adalet sistemi, birbirine yakın pozisyonlarda bulunan iki kişi arasındaki alacak, verecek, hakaret, yaralama, miras gibi davalarda adil kararlar verebilir.. Fakat konu, iktidar/muhalefet ilişkilerine gelince adaletin terazisi sürekli bozuk olur.. Seçim sürecinde devlet televizyonlarında siyasi partilere ayrılan süre bile bu büyük adaletsizliği gözler önüne sermiştir.. Bu gelişme, ülkede adaleti ayaklar altına almış bir sisteme karşı bütün muhalefete güçlerini birleştirme zorunluluğu getirmiştir.. Millet İttifakı ve bu ittifakın Kürtlerle dirsek teması, gelecekte adalete ulaşmak için bulunmuş bir çözüm olarak duruyor.. İktidar bloğu ise bir süredir bu ittifakı dağıtmak için bütün yolları denemiş ancak bugüne kadar bir türlü başarı sağlayamamıştır..Bakalım, kaçınılmaz gibi gözüken erken seçimde halkımız neye karar verecek!.

Yazarın Diğer Yazıları