Yarın 30 Ağustos Zafer Bayramının 99. yılı.. Yurdumuzun her yerinde yaklaşık 20 yıldır kısıtlı törenlerle kutlanmak zorunda kalınan büyük zafer günümüzde, halkımız kendilerini hürriyetlerine kavuşturarak cennet bir vatan ile fazilet rejimi emanet edenleri bir kere daha minnet ve şükranla anacaklar.. Kurtuluş Savaşımızın 19 Mayıs’ta Samsun’da nasıl start aldığını ve canı pahasına nasıl büyük bir zaferle sonuçlandırıldığını, tarihi kitaplardan çok, kutsal mücadele dönemini yaşamış olan atalarımızın kendilerinden sonraki nesle aktardıkları ve günümüze ulaşan ifadelerinden hepimiz fazlasıyla bilmekteyiz.
Mareşal/Gazi ve tek Başkomutanımız Mustafa Kemal Atatürk, sadece askeri dehasıyla değil, siyasi görüş ve her alandaki üstün dehası ile tüm dünyanın takdirini kazanmış bir liderdir.. Sadece Gençliğe Hitabesi ise günümüz değerlendirildiğinde ne kadar ileri görüşlü bir lider olduğu gerçeğini belgelemiştir.. Bunun içindir ki dönemini yaşamamış olan bizler, kazanımlarımızı o’na, silah arkadaşları ve onlarla birlikte omuz/omuza savaşan atalarımıza borçlu olduğumuzu hiçbir zaman unutmayacağız. Zafer Bayramı kutlamasının sevinci içindeyiz.. Önemli sorun ve beklentilerimiz olsa da milli bayramlarımızı her zaman için unutturmaya çalışan “iç ve dış odaklar” olsa da önemsemeyi sürdüreceğiz.. Çünkü bayramlar, birlik ve beraberlik açısından en etkili faktörlerden biridir.
Tüm değerli okur ve hemşerilerimin, büyük Türk milletinin yarın kutlayacağımız Zafer Bayramlarını en içten dileklerimle kutlarken, en kısa zamanda arzuladıkları huzur ve refaha kavuşmalarını temenni ediyor, aynı zamanda ülkemizin koruyucusu olan şanlı ordumuzun Türk Silahlı Kuvvetler Gününü canı yürekten kutluyorum.