Türk tarihinde yöneticiler, millete hizmet etmek için varlardı.. Kendilerini milletin hizmetçisi olarak görür ve şahsi kimliklerinin ön plana çıkartılmasını ayıp sayarlardı.. Çünkü değerli olan, saygı duyulması gereken yüce Türk milletiydi.
Mete Han’da, Bilge Kağan’da, İlteriş Kağan’da, Attila’da, Timur’da, Atatürk'te böyleydi.. Ancak Osmanlı döneminin padişahları, Arapçılığı Türklükten üstün tuttuğu için, bütün millet ve halklar yöneticilere hizmet etti ve tamamı kul haline dönüştürüldü.. Türklerde yöneticiler halkın hizmetçisiyken, Araplarda, Bizans'ta, Roma'da halk yöneticilerin kulu ve hizmetçisiydi.
İşte bu nedenle, tüm küresel emperyalizmin işgal siyasetinin küresel tefeci/banker sınıfın ve Avrupa Birliği şartlarının en önemli ayağı, Türk kimliğini, Türk tarihini ve Atatürk mücadelesini unutturmaktır.. Dış siyasetin Türkiye üzerindeki tüm baskıları bu adımlar üzerinedir.
Türkiye aleyhine, işgalcilerin ve sömürgecilerin kurdurup yönettiği tüm ayrılıkçı, dinci, şeriatçı örgütlenmelerin ana hedefi de bu nedenle Türklüğe, Türkçeye ve Atatürk'e saldırmaktır.. Dikkat edin Müslümanlığa değil, Türklüğe.. Çünkü Dünya Müslümanlığının tamamına yakınını ele geçirdiler.. Hocalarını, şeyhlerini satın aldılar.. Cemaatleri onlar yönetiyorlar.. Tarikatların, cemaatlerin müritleri üzerinde nasıl bir siyaset uygulamaları gerektiğini onlar belirliyor.. Onun için ülke aleyhine bu ortak değerler aleyhine sahte din öğretimi yapılmaktadır.. İslam ülkelerinin siyasetçilerini onlar tayin ediyor, yönetmeye aday olan muhalefeti de yönetiyorlar ve her istediklerini yaptırıyorlar.
Tüm Müslüman camilerinde Amerika’nın, İsrail’in, yani sömürgecilerin kötü dediğine kötü denmekte, iyi dediğine iyi denmektedir.. Onların düşman gördükleri, düşman bellenmektedir.. Geriye en büyük engel, her zaman ve hala Türk tarihidir ve Atatürk’tür.
Ne diyelim; binlerce yılda kazandıklarınızı, hırsız Arap kültürüne ve serbest piyasa ekonomisine kurban etmeyin ki onlar size kurban olsun.