Babamın vefatının ardından bayram tatilini fırsat bilerek tam üç yıl aradan sonra Siirt’ten çıkarak gitmiş olduğum Mersin ilinde 15 Temmuz günü internette gazetelerin birinci sayfalarına bakarken, bir gazetede “15 Temmuz’da Bayraksız Ev Kalmasın” üst manşetini görünce acaba evlere bayrak asılıp asılmaz mı diyerek dışarıya bu gözle baktım.. Ne evlerde asılmış bir bayrak ne de bulunduğum site çalışanının her milli bayramda astığı bayraklardan vardı.. Anlaşılan 15 Temmuz, diğeri bayramlardan farklıydı.. İnternette yaptığım sorgulamada milli bayramlar arasında 15 Temmuz’u sayan da vardı, saymayan da ki, adı da bayram olarak konulmamış; “Demokrasi ve Milli Birlik Günü” olarak konularak genel tatillerden sayılmış.. Ancak ortada ne demokrasiden ne de milli birlikten eser yok.
Yine gazetelere baktığımızda ilginç bir durum daha var.. Geçmişte FETÖ Cemaatini övmüş, onun etkinliklerinde yer almış, ona “ne istediyse” verenlerin gazeteleri bayram coşkusunu yaşatan manşetler atarlarken, geçmişten bu yana tarikatlar aleyhine bir tutum almış, bu arada FETÖ’nün laik devlet için yarattığı tehlikeye dikkat çekmiş olan basında hiç de bayram coşkusu yoktu.. Aksine, FETÖ cemaatiyle hesaplaşılmadığı, 15 Temmuz darbe girişiminin halen aydınlatılmamış yönlerinin bulunduğunu yazıyorlar.. Bununla da yetinmiyor, devleti bu kez başka cemaatlerin sardığını anlatıyorlar.. İktidar cemaatlere karşı değildi. Yeter ki cemaatler hükümeti desteklesin!
Bu koşullarda 15 Temmuz’da evlere neden bayrak asılmadığı, şeriatçı bir darbeye en çok karşı olanların neden 15 Temmuz’da bir bayram havasına girmediği daha iyi anlaşılıyor.. Hükümetin söylemleri ve çabaları, milletin çoğunda herhangi bir karşılık bulmuyor.
15 Temmuz, bir kardeş kavgasının sonucuydu.. Kardeşlerden biri, genel seçimlerle iktidara gelmiş ve ülkeyi bir şeriat devletine dönüştürme çabasındaydı ki, öteki kardeş de bundan gayet memnundu ve parlamenter demokrasinin sona ermesi için mezardakilerin bile oy kullanmasını istiyordu.. Fakat sözü geçen cemaat, iktidarı tek başına ele almak için beklediği zamanın geldiğine inandığı bir anda komuta ettiği askeri harekete geçirdi.. Hareketi birkaç saat erkene alma zorunluluğu başarısızlığına neden oldu.. Darbecilerin yenilgisi, hükümete, kendi ifadeleriyle iktidarlarını uzatmak için fırsatlar sundu.. Kanun ve kararnamelerle iktidarını pekiştirmeye başladı.
Dünya tarihi, savaşların çoğunun ezilenlerle ezenler arasında değil, ezen iki kuvvet arasında çıktığını yazar.. Hükümet ile FETÖ örgütü, temsilde hata olmaz, Türkiye burjuvazisinin iki kanadını temsil ediyorlardı.. Darbeler de genellikle burjuvazinin bir kanadı tarafından diğer kanadına yapılır.. Halk tarafından burjuvazinin alaşağı edildiği harekete “darbe” değil, “devrim” denir.
Hükümet ile FETÖ örgütünün mücadelesinde Hükümet üstün geldi. Şimdi temel çelişki Hükümetle demokrasi güçleri arasında.. Önümüzdeki süreçte demokrasi güçlerinin de Hükümeti seçimle yenmesi bekleniyor.