Halkımızın satın alma gücü son zamanlarda sürekli olarak azalmaya devam ediyor ve bu nedenle milyonlarca vatandaşımız insanca yaşam koşullarından uzaklaşmıştır daha da... Kimi zaman aşırı kazanç sağlayanların tespiti halinde gereken cezai müeyyideler uygulanacağı belirtilmekte ise de sebze ve meyve fiyatları ile gıda ürenlerinde fiyatlar yine de tırmanıyor ve bazı yurttaşlarımız; "Demek aşırı kazanç söz konusu değil ki, fiyatlardaki yükseliş sürüyor... Gıda ile sebze ve meyve fiyatlarındaki anormal artış oranını durdurmak için neler yapılacağından söz edilmiyor ve enflasyon oranına yönelik dile getirilen oran ise şaşırtıyor.. Bu ihtiyaç kalemlerinin fiyatlarında meydana gelen ve süreklilik arz eden artışlarda serbest piyasa ekonomisinin (istediğimiz fiyata satarız) zihniyetinin payı vardır ama başkaca nedenlerinin de olduğu muhakkaktır. Gıda maddeleri ile sebze ve meyvenin tüketiciye satışa sunulacak noktaya gelene dek geçtikleri aşamalar sonrasında maliyetlerinin ne olduğu sağlıklı olarak saptanmıış olsa bile ne kadar kazanç oranı ile satılmaları gerektiğini belirleme şansı yoktur. Çünkü, serbest piyasa ekonomisi rekabete dayalı bir sistemdir ve ülkemizde de yaşama geçirilen bu sistemin tüketici lehine işlemesi için gerekli olan rekabet unsurlarını sağlayacak önlemler alınmamıştır. Zamlar, milyonlarca işsiz insanımız yanı sıra çok sayıda dar gelirliyi de zor durumda bırakmıştır ve yoksulluk geçmiş yıllara göre büyük boyutlara ulaşmıştır..." sözleriyle ifade ediyorlar tepkilerini...
Ekonomik alanda sıkıntı çekilen bir süreçten geçiyorken, karşı karşıya kaldığımız korona virüsü halkımızın satın alma gücüne bir darbe daha vurmuş ve milli gelir dağılımındaki adaletsizlik, çekilen sıkıntıların eşit koşullarda göğüslenmesine olanak tanımamaktadır maalesef... İlgililer, milyonlarca yurttaşımızın insanca yaşam koşullarından uzaklaştığını herkesten daha iyi biliyor ama, buna rağmen bu olumsuzluğu giderecek adımlar atmıyorlar yine de... Örneğin, yıllardır sözü edilen ve mili gelir dağılımındaki adaletsizliğin en önemli halkasını teşkil eden ücret dengesizliği için gerçekçi önlemler alınmamaktadır kanımca da... Ücret artışlarının yüzde üzerinden yapılması; "Çok alana çok, az alana az uygulamasıdır" ve ilgililerin bu gerçeği bilmediğini iddia etmek mümkün mü?..
Gıda, sebze ve meyve fiyatlarındaki yüksek artışlar halkımızın çok büyük kesimini perişan ediyorken bir kısım medyanın salgından sonra yeni zamların geleceğinden endişe duyulduğunu dile getiriyor olması, davetiye çıkarmak olmaz mı yeni zamlara?... Bunu diyeceklerine, "Halkımızın yeni zamları kaldıracak takatları kalmamıştır.. Her alanda tasarrufa giderek, savurganlıklara dur diyerek başka zamlardan mutlaka kaçınılmalıdır.." denilmesi, çok daha doğru olmaz mı değerli okurlar...