İdlib’teki menfur saldırıda 33 kahraman askerimizin şehit edilmesine duydukları büyük üzüntüyü üzerlerinden atamayan vatandaşlarımız, Suriye rejimine ve onun destekçisi Rusya’ya lanet yağdırırlarken, neden böyle bir duruma gelindiğinden de konuşarak görüşlerini dile getiriyorlar bir araya geldikleri yerlerde…
Suriye’nin kuzeyinde bir terör koridoru inşa edilmesine izin vermeyen ülkemizin İdlib’te karşı karşıya kaldığı düşündürücü duruma yönelik seslendirilen görüşlerde; “Suriye’nin de Arap Baharı hedefine oturtulması üzerine bu ülkede başlayan iç savaşın kısa zamanda sonlandırılarak Esad yönetiminin devrileceği ve yerine ABD’ ye uyum sağlayan yeni bir yönetim getirilmesi planlanmıştı, ancak; Rusya’nın vetosu ile başlayan engelleme sonucu aradan 9 yıl geçmesine rağmen Esad rejimi, Rusya’nın verdiği destekle daha da güçlenmiştir. Komşu ülkedeki iç savaşa siyasi çözüm üretmek için Türkiye-Rusya ve İran tarafından oluşturulduğu belirtilen ittifak, Astana ve Soçi mutabakatlarına imza atmışlardı ve Rusya bu mutabakatlara uymadı.. Burada gözden kaçan bir husus; Suriye’yi kendi çıkarlarına uygun gören Rusya’nın, bu nedenle ABD’nin mevcut Esad rejimini devirmeyi hedeflediği, Esad rejiminden vazgeçmeyeceğiydi… Nitekim son zamanlarda ikili ilişkilerimizi güçlendirerek kendisinden S-400 füzeleri satın alıp ABD’nin tepkisini çekmemize rağmen, yine de Esad’ı ülkemize tercih etmiştir... Rusya’nın desteği olmasaydı Esad rejimi İdlib’te alçak saldırılarını asla gerçekleştiremezdi… Hiçbir zaman müttefikliğin gereğini yerine getirmeyen ABD, Rusya ile olan ilişkilerin tekrardan bozulmaya yüz tutmasını fırsat bilerek şimdi bizim yanımızda olduğunu dile getiriyor… ABD ve Rusya ile olan ilişkilerimizin muhasebesi yapıldığında; dış politikada nasıl bir durumda olduğumuz gerçeğini çok net olarak görülecektir…” deniliyor özetle…
Emperyal güçler, başkalarının kanları ve sefaletleri üzerinde inşa etmeye çalıştıkları çıkar mücadelesini verirlerken, birbirlerine önemli boyutta zarar vermekten kaçınarak başkalarını kullanma senaryolarını devreye sokmaktadırlar ve bu tespitin aksini iddia etmek, abesle iştigal olur kanımca… Hiçbir ülkenin kendileri gibi güçlü konuma ulaşarak küresel alanlardaki konularda söz sahibi olmasını istemeyen emperyal güçlerin bu konuda uyguladıkları taktiklerden en önemlisi, hedef tahtasına oturttukları ülkelerin ekonomilerini felç etmektir elbet… Çünkü, ekonomisi güçlü olmayan ülkelerin hiçbir konuda başarılı olmaları mümkün değil!..
Yurdumuzun her yerinde halkımız şehitlerine ağlamayı sürdürüyor ve menfur saldırılara duydukları öfkeyle tepkiyi dile getirirlerken; “Gönüllerimizi dağlayan 33 kahraman askerimizin bir kahpe saldırıda şehitlik mertebesine ulaştıklarının anlaşılması üzerine TBMM’nin hemen acilen toplanarak, bu alçak saldırılara yönelik alınacak önlemleri saptayacaklarını bekliyorduk.. Yine haberlerden öğrendik ki çok acil bir toplantıya ihtiyaç bulunmadığına hükmedilmiş… İyi de, TBMM 33 kahraman askerimizin kahpece şehit edilmesi nedeniyle çok acil toplanmayacak da ne zaman acil toplanacak?..” demekten de alamıyorlar kendilerini…
Siirt’li hemşerilerimin de duygularına tercüman olarak bir kere daha kahraman şehitlerimizi rahmetle anıyor, ailelerinin büyük acılarını paylaşıyor ve saygıyla eğiliyorum manevi huzurlarında…