Ülkemizde halkımızın öncelikli sorunu ekonomidir ve milyonlarca yurttaşımız, insanca yaşam koşullarını bir türlü kucaklama şansı bulmadıklarından yakınıyorlar yıllardan beri... Üzülerek belirteyim ki, seçim meydanlarında refah ve huzur türküleri okuyanlardan hiç biri sözünün arkasında durmamıştır günümüze dek ve refahsızlığın boyutları sürekli olarak büyümektedir bu nedenle... Refahsızlık, en önemli huzursuzluktur toplumlar için ve refahsızlığın yaşandığı ülkelerde arzulanan bir kalkınmayı gerçekleştirememe yanı sıra kalıcı bir huzuru teessüs ettirmek mümkün değil... Bilinen bu gerçek doğrultusunda halkımızın çok geniş bir kesiminin refah ve huzura hasret bırakıldıklarını söylemek, ülke yönetiminde söz sahibi olma şansını bulan zevata karşı haksızlık olmaz asla!... Milyonlarca insanımız işsiz, işsizler sayısının yaklaşık 15 katına tekabül eden vatandaşlarımız da dar gelirlidirler maalesef... Milli gelir dağılımında düşündüren bir adaletsizlik vardır ve bu adaletsizliğin en önemli halkalarından biri olan ücret dengesizliğinin giderilmesi beklentisi, umursamamaktadır halen... Oysa, ekonomik açıdan karşı karşıya kalınan sıkıntıların eşit koşullarda göğüslenebilmesi, ücret dengesizliğine ciddi şekilde son vermekle mümkündür ancak ve bunu gerçekleştirmek hiç de zor değildir aslında... Ne var ki, ücretleri ayarlayan zevat; halk sayesinde işgal ettikleri yüce makamlara ulaştıklarını unutarak insanca yaşam hakkının sadece kendilerine ait olduğu zihniyetinden vazgeçmiyorlar bir türlü... Milli hasıladan söz edildiğinde 2023'te kişi başına düşen milli gelirin 25 bin dolara ulaşacağı söylemini bir kenara iterek şu sıralarda söz konusu gelirin 9 bin dolara gerilediği ifadelerini değerlendiren çoğu yurttaşlarımızın konuştuklarına tanık olduğum görüşlerini iletmek isterim etkili ve yetkililere; "Kişi başına düşen yıllık milli hasılanın 9 bin Dolar olduğunu kabul etsek bile 4 kişilik bir ailenin yılda 36 bin dolar geliri olması gerekmez mi?. Bu rakam, yaklaşık 240 bin TL'dir ve bir istatistik yapıldığında böyle bir gelir elde eden aile sayısının yok denecek kadar az olduğu görülmeyecek mi?.. Yıllık gelirleri 100 bin dolar, hatta çok daha fazla olan vatandaşlarımız da var ve onların elde ettikleri kazanca dahil ediliyoruz... Yani açıklanan yıllık milli hasıladan belirtildiği gibi 9 bin Dolar gelir elde edenlerimiz yoktur ve ilgililer de bu gerçeği çok iyi biliyorlar ama milli gelir dağılımındaki bu adaletsizliği gidermiyorlar, giderecekleri umudunu veren adımlar atmıyorlar..."
Milli gelir dağılımının birinci derecedeki mağdurları olan işsizlerimizden sonra mağduriyet yaşayan diğer kesimler; dar gelirli, asgari ücretli ve emekliler olup öncelikle işsizlerden çok daha kalabalık olan bu kesimlerdeki insanlarımızın ücretlerinde bir iyileştirme yapılmalı ki, işsiz çocuklarına yardım edebilsinler bir nebzecik de olsa... İşsizlerimizin çoğu bu kesimlerde yer alanların çocuklarıdır ve bu gerçeği de herkesten çok dahi iyi biliyor ilgililer... Bu önemli beklentiye kulaklar yine tıkalı kalırsa bundan böyle seçim meydanlarındaki hiç bir söylemi umursamayacaktır sandık başına gidenler!..