Metin Arıtürk

SİYASETTEKİ KISIR ÇEKİŞMELER YÜZÜNDEN 'KALKINAN ÜLKELER' SAFINDA DEĞİLİZ!..

Metin Arıtürk

48 gün aradan sonra TBMM, geçen Salı günü mesaisine başladı ve açılışta partileri adına söz alan siyasilerin gergin tartışmalarına sahne oldu yine... Üzülerek belirteyim ki, siyasiler arasındaki kısır çekişmeler geçmiş yıllardan beri günümüze ulaşan ve benimsenmeyen bir olumsuzluktur ama, son yıllarda bu çekişmelerde ölçünün kaçtığına tanık oluyoruz maalesef... Mevcut Siyasi Partiler ve Seçim Yasaları hür iradeyi tam anlamıyla yansıtmıyorsa da sonuçta halkımız sayesinde yüce makamlara ulaşarak ülke yönetiminde söz sahibi kılınan zevatın; söylem, tutum ve davranışlarıyla topluma örnek olmaları gerekiyor ama, uyulmuyor bu gerekliliğe...  İstiklal Savaşımızın gururlandıran bir zaferle sonlanmasından sonra imkansızlıklar içinde önemli hizmetler gerçekleştirildi ve bir an önce muasır medeniyet düzeyine ulaşma hedefi güdüldü ise de, daha sonraki dönemlerde siyasi alanda başlayan kısır çekişmeler nedeniyle belirlenen hedef gerçekleştirilemediğinden "Kalkınan ülkeler" safında yerimizi alamayarak "Kalkınmakta olan ülkeler" safında çırpınıyoruz yıllardır...  Cumhuriyetin ilk yıllarında ekonomik alanda sağlanan kazanımlarımız, bayraklaştırılan sayısız tesis, siyasilerimizin arpalıklarına dönüştürüldüğünden yüce devletimizin sırtında kambur teşkil etmeye başladılar ve beleş denecek fiyata çıkarıldılar elden... Yaklaşık 70 milyar dolara özelleştirilen tesislerin aynısını, bu fiyatın 10 katıyla dahi çıkarmak, mümkün değil!.. Oysa, yurttaşlarımıza ekmek kapısı aralayan ve ekonomiye kazandıran tesisler yaygınlaştırılsaydı ülkemizin en önemli sorunu işsizlik, asgari düzeyde kalacaktı mutlaka...  Millet ve memleket menfaatlerini her şeyin üstünde tutması gerekenler, halkımız sayesinde ulaştıkları yüce makamlardan uzaklaşmamayı benimseyen bir zihniyet içindeler ve son yıllarda toplumumuzu da germeye başladı bu zihniyet... Halkımız, kutuplaştırıcı söylemlerden fevkalade nefret etmeye başlamıştır ve basınımız, gereğince yansıtmıyor bu gerçeği...  Her elverişsiz icraatın bedelini ödemeye mahkum edilen halkımız, yeni bedeller ödemek gücünü yitirmiştir tam anlamı ile... İşsiz yurttaşlarımızın sayısı artıyor, milli gelir dağılımındaki adaletsizlik yurttaşlarımızı yoksullaştırıyor daha da... Yaşanan bu olumsuzlukları süslü söylemlerle ülkemiz gündeminden çıkarmak söz konusu değildir ve insanca yaşam koşullarının sadece kendilerine ait olduğu zihniyetiyle hareket edenler, "Böyle gelmiş, böyle gidecek" görüşündeler herhalde?...

Akan yıllar içinde kısır çekişmeler sergileyen siyasilerin daha önceleri söyledikleriyle şimdi söylediklerini anımsayan yurttaşlarımız çoktur ve bazı yurttaşlarımız; "Birbirlerini en ağır sözlerle  kınayanların hesaplarına geldi mi nasıl kol kola girdiklerini biliyoruz ve içine düştüğümüz çıkmazlar, bu gerçeği yoğun şekilde sorgulamamıza vesile olmaktadır.. Bunun içindir ki; böyle gelmiş, böyle gider diye düşünenlerin hevesleri kursaklarında bırakılacaktır ve oy sahipleri olan bizleri hiç bir süslü söylem, içine gireceğimiz kararlılıktan alıkoyamayacaktır..." diye ifade ediyorlar tepkilerini... Halkın üstünde güç olmadığına göre kısır çekişmelerden vazgeçmeyenler, artık dikkate almalılar bu tepkileri!...

Yazarın Diğer Yazıları