Metin Arıtürk

SEVİNDİRMEYEN KALABALIKLAR!..

Metin Arıtürk

Sevindiren kalabalıklar olduğu gibi, sevindirmeyen kalabalıklar var ve sevindiren kalabalıklar vesilesiyle de; “Maşaallah” sözcüğünün ifade edildiğine tanık olunmaktadır zaman zaman… Bir kimsenin güzelliği, bir şeyin hoşa giden özelliği ve refahın simgesi olan bolluk için kullanılan söz konusu kelime, halk arasında genellikle nazar değmemesi dileğini içermekte… Sevimli çocukların üzerlerine iliştirilen nazarlıklarda maşallah kelimesinin yazılmasındaki hikmet, budur kanımca da…

Bazı örnekler verecek olursam; yüce dinimizin emrettiği yardımlaşmanın yaygınlaşması, bir düğüne yüksek oranda katılım olması, düzenlenen yararlı bir etkinliğe yüksek oranda ilgi gösterilmesi, şehitlerimizi son yolculuklarına uğurlarken on binlerin bir araya gelmesi ve benzer sayısız kalabalıklar, birlik ve beraberliğimizi pekiştiren güzellikler olarak sevindiren kalabalıklardır elbet… Sevindirmeyen kalabalıklara gelince; kimi zaman şahit olduğum durumlardan iki örnek vermekle yetineceğim sadece… Sağlık kurumlarındaki kalabalıklar nedeni ile bazı vatandaşlarımızın alışkanlıkları doğrultusunda sevindiren kalabalıklarda olduğu gibi maşallah sözcüğünü seslendiriyorlar ve bir ara arkadaşımla birlikte uğradığımız hastanede sıra bekleyen vatandaşların çok sayıda olma kalabalığını arkadaşım “Maşallah!..” diye ifade edince

LE MAŞALLA

diye yanıtladığımı unutmuş değilim halen… Çünkü, hasta  sayısının fazla olmasına sevinmek söz konusu değil asla!..

Sevindirmeyen kalabalıklardan bir diğeri ise, “Tembelhaneler” olan çayhane, kahvehane ve benzer yerlerdeki kalabalıklar olup Siirt ilimizdeki tembelhane sayısı ülke geneline göre çok daha yüksek orandadır maalesef… Tembelhanelerin dolu olması, koyu işsizliğin en net göstergelerinden biridir ve akan yılar içinde bu önemli konuya gerçekçi çözüm üretilemediğinden, daha da tırmanıyor işsizliğin boyutları… Tembelhanelerdeki kalabalıklar için de maşaallah denilemeyeceğinin altını çizerken, bir anekdot aktarmak isterim ayrıca…

“Yıllar önce başkent Ankara’yı ziyaret etmekte olan ABD’li heyete refakat eden görevli, kendilerine bazı yerleri gezdirdikten sonra yorgunluklarını atsınlar diye Çankaya’da çok görkemli bir kıraathaneye getirir ve kendince damak tadı başka yerde olmayan nefis çaydan ikram ederek heyet mensuplarına, sizin orada böyle güzel çay var mı diye sorar. Heyet adına kendisini yanıtlayan konuk; biz de bu çaydan çok daha nefis çay var ama böyle görkemli tembelhane yok der…”

Kalkınmış ülkelerde çok değerli olan zamanın ziyan edildiği tembelhaneler sayısının, yok denecek kadar az olduğunu belgeleyen bu anekdotun ardından uzun yıllar geçmesine rağmen, işsizliği aşağılara çekecek ciddi formüller hayata geçirilebilmiş değildir günümüze dek… Ekmek kapısı aralayan tesisleri yaygınlaştırmak yerine siyasilerin arpalıklarına dönüştürülen tesisler sakız fiyatına elden çıkarıldı ve milyonlarca işsizimizin atıl durumda kalan güçleri,  önemli bir kayıptır ekonomimiz adına…

Sağlık kurumlarımızdaki kalabalıklarla, işsizliğin simgesi olan tembelhanelerdeki kalabalıkların asgari düzeyde kalmaları için ciddi gayret gösterilmesi gerektiğine dikkatini çekiyorum etkili ve yetkililerin!..

Yazarın Diğer Yazıları