Ülkemizin çoğu yönetimlerince yıllardır “Müttefik” ve “Stratejik ortak” olarak ifade edilen ABD’nin, bu sıfatlarına uygun davranışlar sergilemediği çok net şekilde gün ışığına kavuşmuştur son yıllarda… Sovyetler Birliği tehdidine karşı 1950 yılında başlayan Kore Savaşına NATO’ya girmek amacıyla asker gönderen ülkemiz 18 Şubat 1952’de bu kuruluşun çatısı altına alınmış ve 741 kahraman askerimiz şehit düşmüştü söz konusu savaşta…
NATO üyeliğine alındıktan sonra aynı çatı altında yer alan ABD ile geliştirilmeye çalışan ilişkiler sonucu 1954 yılında İncirlik Hava Üssü’nü kurmasına izin verildi “Müttefik” denen bu ülkeye… Ülkemizin toplam 16 ayrı noktasında ABD üslerinin kurulması yine NATO çatısı altına girmemizin bir sonucudur elbet… İyi de yıllarca kendisine “Müttefik” ve “Stratejik ortak” denilen ABD, yerine getiriyor mu bu sıfatlarının gereğini?... Halkımızın büyük bir kesimi yerine getirmediği görüşünü paylaşıyor ve sayısız örneklerle dile getiriyorlar seslendirdikleri görüşün gerekçelerini… Bir zamanlar bizlere; “Haşhaşa ekmeyin!..” diye seslenen ve Kıbrıs Barış Harekatları esnasında “Silahımı kullanamazsınız” diye çıkışarak silah ambargosu uygulayan ABD’nin diğer olumsuz tavırlarını bir kenara iterek halkımızın en büyük tepkisini çeken olumsuzluğunu aktarmak isterim özetle; “Bu nasıl bir müttefiklik ve nasıl bir stratejik ortaklık?.. 15 Temmuz 2016 tarihinde ülkemizi ele geçirmeye kalkışan haini yargılanmak üzere ülkemize göndermeyerek barındırmaya devam eden bu ülkenin müttefikliğinden ve stratejik ortaklığından söz edilmesine doğrusu anlam veremiyoruz…”
Ülkemizi ele geçirmeye kalkışan bir teröristi barındırmak, halkımızın paylaştığı görüşte ifade ettikleri gibi; akıl karı değildir kanımca da.. Son günlerde tekrardan bizlere şirin görünmeye çalışan ABD’nin hangi şeytani düşünceler nedeniyle böyle bir yaklaşımda bulunduğu da çok iyi bilinmekte…
Mevcut Suriye rejimini alaşağı etmek gayesiyle ABD ile birlikte hareket ettiğimiz süreç içinde uçaklarını düşürdüğümüz Rusya’yla papaz olduk ve ancak 10 ay sonrasında aramızdaki soğukluğu giderecek gelişmeler doğrultusunda tırmandırılmaya başlandı değişik alandaki ilişkilerimiz… Kendisinden S-400 hava savunma sistemi satın aldık diye ABD’nin sergilediği tepkileri de unutmuş değil halkımız… Komşu bir ülke ile iyi ilişkiler içinde bulunmakta yarar var şüphesiz, ancak dış politika açısından bazı gerçekleri göz önünde bulundurmak gerekir bunu yaparken… Türkiye-Rusya ve İran üçlüsü olarak Suriye sorununa kalıcı bir çözüm arayış içine girilirken Rusya’nın ABD’ye karşı Esad’ı desteklediği ve bu desteğinden vazgeçmesinin imkansız olduğu gerçeğinin dikkate alınması gerekiyordu ama, bu noktanın gereğince önemsenmediği görüşünü de paylaşıyor kamu oyumuz… Bu görüşlerini dile getiren yurttaşlarımız; “Her İki emperyal ülkenin de bizlere karşı samimi olmadıkları gerçeğini yansıtan tavırlarını göz önünde bulundurmamak, dış politikada ileriyi görmeme adına bir eksikliktir” diye de tepki gösteriyorlar aynı zamanda…
Şubat ayının son günlerine gelinirken halkımız, İdlib sorununa bir çözüm üretilip- üretilemeyeceğinin değerlendirmesini yapıyor bir araya geldikleri yerlerde ve arzulanan bir çözüme ulaşılması için dua ediyorlar yüce yaratana…