Toplumlar için refah ve huzur her şeyden önemli olup birbirleriyle ilişkisi olan bu iki beklenti, başarılı icraatlarla gerçekleştirilebilir elbet... Kurtuluş Savaşımızın emsalsiz bir zaferle sonlanmasından sonra vücut buldurulan yeni Türkiye Cumhuriyeti Devletini yönetenler, halkın olmazsa olmazlarını teşkil eden refah ve huzuru kucaklayacak çok önemli hizmetler gerçekleştirmişler ve tam bağımsızlık ilkeleri içinde en önemlisi olan ekonomik bağımsızlığa gölge düşüren olumsuzlukları gidererek muasır medeniyet düzeyine ulaşma seferberliğine start vermişlerdi kararlılıkla... Ne var ki, daha sonraki yıllarda ülke yönetiminde söz sahibi kılınanlar, siyasetteki kısır çekişmeler yüzünden millet ve memleket menfaatlerini her şeyin üstünde tutma yükümlülüğüne sahip çıkmayarak tatlı koltuklarını muhafaza etme yarışına girdiler maalesef... Akan yıllar içindeki elverişsiz icraatlar, ülkemizi muasır medeniyet düzeyini yakalama şansından yoksun kılmış, refah ve huzura hasret bırakmıştır halkımızı... Seçim dönemlerinde meydanlara inenler, dile getirdikleri vaatlerin arkasında dursaydılar Türkiye'miz bugün sayılı ülkeler gibi veto hakkı kullanan ülkeler arasında yerini alarak söz sahibi olabilirdi küresel bazda.. Ancak millet sayesinde yüce makamlara ulaşanlar, sorun ve beklentilere çözüm üretmek yerine birbirlerine karalamayı tercih etmek suretiyle üstlendikleri vekalete gölge düşürdüler sürekli olarak..
Halkımız gerçekleştirilen seçimlerden sonra ülke yönetiminde söz sahibi kılınanların başarılı icraatlar sergilemelerini isterler ve sağ duyu sahibi hiç bir vatandaşımız, görüşü ne olursa olsun; kendi görüşünden olmayan seçilmişler için; "Allah muvaffak etmesin!.." niyazında bulunmaz asla!.. Çünkü, bedelini kendilerinin ödedikleri bilinci içindeler elverişsiz icraatların... İktidarlarla aynı görüşte olmayanların; "İnşallah ekonomi batar" ve benzeri söylemlerde bulunduklarından söz edilemez başka bir ifade ile... Ülkemizin koronavirüs salgınından önceki süreçte de çözüm bekleyen çok önemli sorunları, halkımızın bir o kadar beklentileri vardı ve korona salgını yüzünden bu sorunlara çözüm üretmek, daha da zorlaşmıştır artık... Ülkemizin her zamandan daha çok birlik ve beraberliğe ihtiyacı varken aziz halkımız sayesinde yüce makamlara ulaşanlar, el birliğiyle çözüm üretmek için bir araya gelmek yerine birbirlerini karalamayı tercih ediyorlar halen ve bu tutumları ile kimi zaman "83 milyonu kucaklıyoruz!." söylemini lafta bırakıyorlar başka söylemlerinde olduğu gibi... Halkımız siyasetteki kısır çekişmeler yüzünden ödedikleri ağır bedelden usanır olmuştur ve siyasetçilere olan güvenlerini büyük ölçüde yitirmişlerdir bu nedenle... Unutulmamalı ki bilinçlenen seçmenler, birlik ve beraberliğe gölge düşüren her türlü tutum ve söylemin karşısında olacaklardır bundan böyle!..