Nüfusun arttığı dünyamızda tarımsal ürünler her geçen gün daha da kıymete biniyor tarım sektöründe ve bu sektörde ciddi bir potansiyele sahip ülkemizin Atatürk döneminden sonraki yanlış politikalar sonucu, söz konusu potansiyelin canına okunan bir konuma getirildiği gerçeğiyle karşı karşıyayız günümüzde…
“Milli ekonominin temeli tarımdır. Bunun içindir ki tarıma büyük önem vermekteyiz” buyuran önder Atatürk’ün önemli sektöre yönelik daha nice sayısız sözleri vardır ve bunlardan biri de: “Başta Buğday olmak üzere, bütün gıda ihtiyaçlarımızla sanayimizin dayandığı çeşitli ham maddeleri temin ve dış ticaretimizin esasını oluşturan çeşitli ürünlerimizin ayrı ayrı her birinde miktarlarını arttırmak, kalitesini yükseltmek, üretim masraflarını azaltmak, hastalıkla uğraşmak için gereken teknik ve yasal her önlem zaman geçirilmeden alınmalıdır…” sözleriyle ifade edileni olup, gerçekten de döneminde sektöre verilen önem sayesinde dünyanın kendi kendine yeterli 7 ülkesinden biri olma şansını elde etmişti ülkemiz… Ne var ki, sonraki süreçlerde önemli sektöre ciddi anlamda sahip çıkılmadığından son yıllarda başta Buğday olmak üzere çok sayıda tarımsal ürünü başka ülkelerden ithal etmek mecburiyetinde kaldık ve bu mecburiyetten ne zaman kurtulacağımız konusunda da sağlıklı bir tahmin yapamıyoruz maalesef… Çünkü, tarım sektörü ve yanı sıra hayvancılık sektörüne verildiği ifade edilen desteklemelere rağmen olumlu sonuçlar alınamadığına göre, şimdi yapıldığı belirtilen desteklerin de boşa gitmesinden endişe duyulmakta… Her alandaki teşvik ve destekler konusunda duyarlılık gösterilmediği ve tarım ile hayvancılık sektörlerindeki desteklemelerin de ciddi denetimden uzak kalması nedeniyle arzulanan olumlu sonuçların alınmadığından söz edenler; “Tarım ve Hayvancılık sektörlerine verildiği belirtilen destekler olumlu sonuç verseydi başta Buğday olmak üzere birçok tarımsal ürünle Kırmızı Et’i başka ülkelerden ithal etme durumunda kalmazdık. Demek ki her iki sektöre verilen teşvik ve destekler boşa gitmiştir…” diye vurguluyorlar görüşlerini…
1927 yılındaki nüfus oranımızın %78’i tarım ile uğraşırken, şimdi kırsal kesimde ikamet eden sayısının ülkemiz nüfusunun %7,7’sine tekabül etmesi, çiftçilikle uğraşan vatandaşlarımızın mesleklerinden soğumaları sonucudur elbet… Üretim masraflarının büyük boyutlara ulaşması, her iki sektörün gerilemesinde en önemli faktördür kanımca da…
Türkiye Esnaf ve Sanatkarlar Konfederasyonu (TESK) Başkanı Bendevi Palandöken’in, Köye Dönüş Projelerindeki kriterlerin cezp edici olmaları gerektiğini dile getiren haberleri okurken, Tarım ve Hayvancılık sektörlerine ciddi anlamda sahip çıkılması gerektiğine dikkat çekmek istedim bir kez daha… Tarımsal ürünler yakın bir gelecekte tüm ihtiyaç kalemlerinden daha çok değer kazanacaktır ve bunun bilinmesine rağmen sahip olduğumuz çok elverişli potansiyelini ziyan eden yanlış tarım politikaları ciddi şekilde gözden geçirilerek gereken önlemler acilen alınmalı derken, köye dönüş projeleri kriterlerinin cezp ediciliğine yönelik görüşe katıldığımı da vurgulamak isterim ayrıca… Günümüzde hayvancılıkla uğraşmak isteyenlere 30 bin TL hibe vermek suretiyle sonuç almanın imkansızlığı yanı sıra tarım sektöründe maliyetleri aşağıya çekmedikçe, yapılan desteklemelerin arzulanan sonucu vermeyeceği gerçeği görülmelidir artık!...