Yıllardır “Müttefik” ve “Stratejik Ortak” diye ifade edilen ABD, ülkemize yönelik sergilediği sayısız olumsuzluklar nedeniyle tepki ve nefretini toplamaya devam ediyor kamu oyumuzun…
Geçmiş yıllardan günümüze dek bu ülkeyle olan müttefiklikten hiçbir çıkarımız olmadığı görüşünü paylaşan vatandaşlar; “Sadece son yıllarda bu ülkenin sergilediği olumsuzluklara bakıldığında; kendisine hiçbir zaman güvenmememiz gerektiği gerçeğini görmemek imkansız… Ülkemizin kuzeyinde bekamız için tehdit teşkil edecek bir terör koridorunun oluşmasına destek veren ve güvenli bölge kurma hedefimizde ortaklaşa hareket edeceğini belirttiği halde terör gruplarını bize tercih ederek vazgeçen, 15 Temmuz 2016’da alçakça bir kalkışma ile ülkemizi ele geçirmeye çalışan şarlatanı yargılanmak üzere göndermeyerek barındırmaya devam eden, bunlar yetmiyormuş gibi ülkemizce kırmızı bültenle aranan ve başına ödül konan bir teröristi ülkesine davet etmekte sakınca görmeyen, Cumhurbaşkanımız sayın Erdoğan’a diplomatik nezaket kurallarından uzak ve tüm halkımızı rencide eden seviyesiz bir mektup gönderen, sözde Ermeni soykırımı ile bazı yaptırımlar yapılmasını öngören tasarıları Temsilciler Meclisinden geçiren ABD’nin bu tutumuna karşı halkımızın duyduğu büyük tepki ve nefreti en güçlü şekilde yerine getirmek için, sayın Erdoğan’ın bu ayın 13’ünde ABD başkanının davetine icabet etmemesinin çok isabetli olacağını düşünüyoruz…” diyorlar bir araya geldikleri yerlerde…
Ülkemize yılardır müttefiklikle bağdaşmayan bir tutum sergileyen ABD’nin şimdiki Başkanı Trump’un Cumhurbaşkanımız sayın Erdoğan’a gönderdiği skandal mektup, tüm ulusumuzu rencide etmiştir elbet ve bu nedenle Trump’un özür dilemesi gerekir halkımızdan… Cumhurbaşkanımızın 13 Kasım’da Trump’un davetine gidip-gitmeyeceğine yönelik yapılan bazı değerlendirmelerde; “Başkan Trump sıkıştırılıyor…” ve benzer ifadeler kullanılarak davete sıcak baktıklarını ima etmekteler ve bu husus kamu oyumuzun gözünden kaçmadığından; “Dostum ifadesini kullanan Başkan Trump, bu söyleminde samimi olsaydı kendisine ne kadar baskı yapılmış olsa bile diplomatik nezaketten uzak küstahlık içeren mektubu göndermez, başka türlü davranırdı…” sözleriyle tepki gösteriyorlar davete icabet edilmesini ima edenlere de…
Kıbrıs Barış Harekatları esnasında “Silahımı kullanma” diyen bu ülkenin Çekiç Güç dönemindeki tutumu da unutulmuş değil… Günümüze dek bu ülkenin bizlere yönelik sayısız olumsuzlukları bir liste halinde alt alta yazıldığında, kamu oyumuzun bu davete gidilmemesi gerektiği görüşünü taşıyor olmalarına hak vermemek imkansızdır kanımca… Gerçekten de bu ülke “Müttefik” ve “Stratejik ortak” olarak günümüze dek bizlere hiçbir destek vermemiştir, bu nedenle sergilediği ve tüm halkımı rencide eden yeni olumsuzluklar dikkate alınmalı davete gidip-gitmeme konusunda!...