Dünyanın “süper gücü” olarak da ifade edilen ABD’nin Ortadoğu’da devreye soktuğu senaryoları ve bu senaryoların sebebiyet verdiği felaketleri görmeyen göz kalmamıştır kanımca… “Arap Baharı” aldatmacası ile bazı Müslüman ülkelerde kardeşi kardeşe vurduran bu ülke Suriye’de de aynı senaryoyu hayata geçirmeyi hedefledi ve senaryonun nasıl sonuçlanacağı belirsizdir halen…
Aynı ABD şimdi de Venezuela’ya el atmış bulunmakta… Büyük petrol rezervlerine sahip bu ülkenin seçim ile iş başına gelmiş yönetiminden memnun olmayan ABD’nin, sivil bir darbeye kalkışan ve kendini “Geçici Devlet Başkanı” olarak ilan eden Ulusal Meclis Başkanı Juan Guaido’yu tanıdığını açıklaması, ülkeyi iç savaşa sürükleyebilecektir maalesef… İşin tuhafı; Başkan Trump’un Venezuela’daki sivil darbeye verdiği desteğe bazı Avrupa ülkelerince de destek verilmiş olmasıdır elbet… Aralarında İspanya, Almanya, Fransa ve İngiltere’nin de bulunduğu ülkülerin yanı sıra Kanada ve birçok Latin Amerika ülkesi ABD’nin bu kararı doğrultusunda hareket ederlerken Türkiye, Rusya, Çin ile İran halen seçilmiş Devlet Başkanı Maduro’ya sahip çıktılar ve bu desteğe yönelik memnuniyetini dillendiren Maduro, Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’a teşekkür etti özellikle…
Avrupa ülkelerinin sekiz gün zarfında seçim kararı alınmasına ilişkin taleplerine yönelik; “Avrupa bize ültimatom veremez” sözleriyle tepki gösteren Maduro’nun; ne ABD, ne de Avrupa ülkelerinin istediklerine boyun eğmeme kararlılığında olması, ülkedeki gelişmeleri tırmandıracaktır haliyle ve Venezuela halkının ağır bedeller ödemek durumunda kalmaları olasılığı yüksektir bu nedenle…
Gücünden aldığı şımarıklıkla insanlığa büyük zararlar vermekten kaçınmayan ABD, her istediğine evet denmesini istiyor ve evet demeyen ülke yönetimlerini alaşağı etmek için her türlü melaneti seferber etmektedir aynı zamanda… Bölgemizde yaşananların kritiği sağlıklı şekilde yapıldığı taktirde “Terör örgütlerini yok edeceğiz, ülkeleri diktatörlerden kurtararak demokrasiye kavuşturacağız” ve benzer söylemlerinin gerçeği yansıtmadığına hükmedilecektir mutlaka… ABD’nin insanlıkla bağdaşmayan hedeflerine destek vermekte olan Avrupa ülkeleri de bu tutumlarıyla güvenilir olmadıkları gerçeğini, gözler önüne serdiler Venezuela konusundaki davranışlarıyla bir kez daha…
Cumhurbaşkanımızın, kendini Venezuela’nın “Geçici Devlet Başkanı” ilan eden Juan Guaido’ya destek vermek yerine seçilmiş devlet başkanı Maduro’ya sahip çıkmasını, demokrasinin savunulması açısından isabetli olarak değerlendiren vatandaşlarımızdan bazıları; “ABD’nin nasıl bir anlayışa sahip olduğu gayet iyi biliniyor… Bir zamanlar ülkemize silahımı kullanma, haşhaş ekme diyen bu ülke, bölgemizde yaşanan gelişmelerde de haklı beklentilerimize kulak vermiyor. DEAŞ terör örgütünü bitirmek için kendisiyle birlikte hareket ettiğimiz bu ülke aynı yerde cirit atan ve ülkemiz için tehlike arz eden terör örgütlerine gelince, onlara büyük oranda silah yardımı yapıyor… Çok daha önemlisi, alçakça bir darbe kalkışması ile ülkemizi ele geçirmek isteyen bir terör örgütünün ele başını kendi bünyesinde barındırmayı sürdürüyor… Bunun içindir ki, artık bu ülkeden müttefik olarak söz edilmemelidir…” diye de görüş belirtmekten alamıyorlar kendilerini…