İşaret edilen muasır medeniyet düzeyini yakalamada rötar yapmış olmamız nedeni elverişsiz icraatlardır ve bu önemli olumsuzluk yüzünden “Kalkınmakta olan ülkeler” safından çıkarak “Kalkınmış ülkeler” safına ne zaman ulaşacağımızı bilemiyoruz içinde bulunduğumuz ekonomik koşullar nedeniyle...
“Güçlü bir sanayinin yolu da güçlü ekonomiden geçer...” gerçeği göz önünde bulundurulduğunda, sanayi dalında da niye gelişmiş ülkelerin gerisinde kaldığımız daha iyi anlaşılacaktır kanımca da... Bir ülkede güçlü bir kalkınmadan söz edebilmek için azınlığın değil, çoğunluğun refah düzeyinin iyi olması gerektiğine ve ülkemizde bunun tam tersi bir durum söz konusu olduğuna göre “Kalkınıyoruz...” ifadeleri, laftan öteye geçmiyor maalesef... Hızlı şekilde sanayileşmemiz gerekiyorsa da şu an bunu sağlayacak ekonomik koşullara sahip değiliz ve sanayi sektöründen karşılanabilecek birçok ihtiyaç kalemini de başka ülkelerden ithal etmekteyiz bu nedenle...
Sanayileşme, tek başına bir amaç olamaz elbet... Emperyalist ülkelerden farklı olarak insandan ve emekten yana toplumun tüm kesimlerini kucaklayan farklı bir sanayi perspektifi hedeflenirse, kalkınmadaki gecikmeyi kısa bir zamanda telafi etme şansı bulabileceğiz ve bu beklentiyi gerçekleştirebilmek için ekonomiyi güçlendirecek gerçekçi önlemleri devreye sokmanın dışında bir alternatifimiz yok kesinlikle...
Günümüzde koyu işsizliğin en önemli nedenlerinden biri; sanayileşmede de gelişmiş ülkelerin çok gerisinde kalmamıza sebebiyet veren ekonomik alandaki yanlış uygulamalardır ve büyüyerek güçlenmemizi istemeyen dış odakların bu konuda gayret seferber ettikleri, zaman zaman yetkililerce yapılan açıklamalardan anlaşılmakta... “Ekonomimizi hedef alanlar var” denildiğine göre bu hedefi tam anlamı ile engellemek için ne yapılması gerektiğinin de belirlenmesi kaçınılmazlık arz etmekte...
Gerçek bir kalkınma, halkımız çoğunluğunun refah düzeylerinin iyi olmasını gerektirdiğine göre 4,5 milyon olarak ifade edilen ve aslında 10 milyondan bile fazla olduğu söylenen işsiz vatandaşlarımızın atıl durumdaki güçleri ekonomimize kazandırılmalıdır evvel emirde... Kurtuluş Savaşımızın eşsiz bir zaferle sonlanmasından sonraki dönemlerde ekonomik alandaki güçlenmeyi sağlamak amacı ile açılan sayısız tesislerde yurttaşlarımıza ekmek kapısı aralanmıştı ve o güzelim tesislerin devletimiz sırtında kambura dönüşmelerine sebebiyet verenler, dikkate almadılar tam bağımsızlık ilkeleri içinde en önemli olan ekonomik bağımsızlığı... Bir zamanlar tarım sektörü sayesinde dünyanın kendi kendine yeterli 7 ülkesinden biriyken şimdi Buğday başta olmak üzere birçok tarımsal ürünü daha başka ülkelerden ithal etmek mecburiyetinde kalmamız da, güçlü ekonomiyi önemsediğimizin düşündüren göstergelerinden biridir sadece... Bunun içindir ki; kalkınmanın, üretime yönelik istihdam alanlarını yaygınlaştırmakla mümkün olabileceği gerçeği önemsenmelidir mutlaka!..