23 Haziran’da yenilenecek olan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimi için sandık başına gitmeye 3 gün kaldı sadece… AK Parti adayı Binalı Yıldırım ve CHP adayı Ekrem İmamoğlu seçimi kazanmaya yönelik çalışmalarını sürdürüyorlar ve seçimin kaderini belirleyecek olanlar İstanbul’daki seçmen vatandaşlar olmakla birlikte, diğer tüm illerimizdeki seçmenlerin gündeminde de yer alıyor ikinci kez tekrarlanacak olan seçim… Yıldırım, ya da İmamoğlu’na oy kazandırmak gayesiyle birçok ilimizden İstanbul’a gidenler olduğu söyleniyor ve bu söylenti, gerçeği yansıtıyor kanımca…
Sandık başına üç gün kalmışken, İstanbul’daki seçmen vatandaşlarımızın nasıl bir tercihte bulunacakları noktasında kesin bir tahminde bulunmak mümkün değil elbet… Ancak., yoğun araştırmalarım doğrultusunda şunu söyleyebilirim ki seçmen vatandaşlarımız; söylenenlere, yazılanlara ve değişik değerlendirmelere aldırış etmekten uzak bir muhasebe içinde yapacaklar tercihlerini…
Geçen Pazar günü İsmail Küçükkaya’nın moderatörlüğünde gerçekleştirilen Yıldırım ve İmamoğlu’nun buluşmasına yönelik değerlendirmeler yapılıyor şimdi de… Batı demokrasilerinde adayların canlı yayına çıkarak atışmaları doğal bir durumken, bizlerde bunun tersi bir tutum benimsendiğinden, AK Parti ve CHP İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan adaylarının TV ekranlarında bir araya getirilmiş olmaları “Tarihi buluşma” diye ifade edildi haliyle… Oysa, önemli görevlere seçimle iş başına gelmek isteyenlerin, medeni şekilde tartışma arzusu taşımları gerekir normalde… Bu nedenle “Bizde adaylar, halkın huzurunda tartışmaktan çekiniyorlar” görüşünü paylaşıyor seçmenler…
2020 yılında ABD’de yapılacak Başkanlık seçimi nedeniyle Demokrat Parti’den aday adaylığa soyunan 12 isim, 26 ve 27 Haziran tarihlerinde altışarlık gruplar halinde karşı karşıya gelerek tartışacaklar ve adaylığa terfi etme başarısını elde eden aday adayı, rakip partiden adaylığı belirlenen ile TV ekranlarında gelecekler bir araya ve her şeyin en güzelini yapacaklarını anlatmaya çalışacaklar seçmenlerine…
17 yıl aradan sonra iki siyasi rakibin TV ekranlarında buluşturulmuş olması, bundan sonraki seçimler için örnek teşkil etmeye vesile olacağından bir başarıdır elbet… Ancak iki adayın katılacakları oturum nedeniyle nefeslerin tutulacağına yönelik söylemlere katılmadığımı,
kimsede tutulacak nefes kalmadı
sözleriyle oturum öncesinden dile getirdiğimi de vurgulamak isterim bir kez daha…
Oturumu yöneten İsmail Küçükkaya’ya gelince, mümkün mertebe tarafsızlık ilkelerine riayet etti ve aksini iddia etmenin kendine haksızlık olduğu görüşünde olduğumun altını çimek isterim ayrıca… Medyamızda yer alan
“Hangisi galip geldi?.” d
eğerlendirmeleri için bir şey söylemek ise anlamsız… Yukarıda belirtmeye çalıştığım gibi İstanbul’lu seçmen yurttaşlar; yazılanlara, söylenenlere, yazılanlara ve değişik değerlendirmelere aldırış etmeyen bir muhasebe içinde hareket edecekler bu kez… Yani açık oturumda kimin galip geldiğine, Pazar günü sandık başına gidecek olan İstanbul seçmeni karar vermiş olacak başka bir ifade ile…