Türkiye’mizin önemli sorunları var ve bunlardan biri de halen önemsenmeyen deprem gerçeğidir maalesef… Aktif bir deprem kuşağı üstünde bulunduğumuzdan topraklarımız, sanayimiz ve barajlarımızın büyük kısmı da bu kuşağın içinde yer almaktadır haliyle… Geçmiş yıllarda yaşanan deprem afetlerinde çok sayıda vatandaşımız yaşamını yitirmiş ve geniş zararlar görülmüştür ekonomik alanda…
Uzun zamandır bazı deprem uzmanlarınca İstanbul’umuzda deprem afetinin yaşanabileceği olasılığına dikkat çekilirken zaman zaman değişik yörelerimizde meydana gelen depremler endişelendiriyor halkımızı ve tabii ki depremlerin yaşandığı yörelerde ikamet eden vatandaşlarımız daha çok korkuya kapılıyor doğal olarak… Geçen hafta Çınarcık Yalova merkezinde yaşanan ve İstanbul’da da hissedilen depremin 4,5 büyüklüğünde olduğu Kandilli Rasathanesi yetkililerince açıklanmış ve geçen ayın 30’unda da aynı yerde meydana gelen 4,1 büyüklüğündeki depremi anımsayan bazı yurttaşlarımız; “İlgililerimiz, ülkemizdeki deprem gerçeğini, aynı afeti yaşayan diğer ülkeler gibi önemsemiyorlar…” diye tepki göstermekteler konuyu konuşurlarken…
Doğal afetlerin başında gelen depremlerde çok sayıda insanın ölmesi ve maddi zarar görmenin başta gelen nedeni; mühendislik hizmeti görmemiş düşük standartlarda yapı üretimidir ve bu konuda alındığı ifade edilen önlemlerin denetimsizlik yüzünden çok yetersiz kaldıkları, paylaşılan bir görüş olarak seslendirilmektedir yaygın şekilde…
Deprem kuşağında yer alan ülkemizde; deprem öncesi, deprem esnası ve deprem sonrası önlemler büyük önem taşıyor ama akan yıllar içinde yaşadığımız bu afetlerde gördüğümüz büyük zararın asgari düzeyde kalmasına yönelik alındığı belirtilen önlemler, yetersiz kalmıştır maalesef… Afetin sıkça yaşandığı Japonya’da ise 9 büyüklüğündeki deprem bile can kaybına yol açmamakta ve asgari düzeyde kalmakta binaların gördükleri hasar…
Doğal afetin ucuz atlatılmasında inşa edilen binaların depreme dayanıklı olmaları en önemli etkendir ve bu beklentinin sağlanabilmesine yönelik önlemlerin denetimsizlik yüzünden istenen sonucu vermediğini dile getirenler; “Halkımız bu çok önemli konuda gereğince de bilgilendirilmiyor, yani eğitilmiyor..” derlerken, geçen hafta çok kısa bir aradan sonra Çınarcık Yalova’da meydana gelen ve İstanbul’da da hissedilen depremin göz önünde bulundurularak hayati önem taşıyan deprem afetine yönelik azami duyarlılığın gösterilmesi gerektiğine vurgu yapıyorlar aynı zamanda…
Ülke yönetiminde söz sahibi olanların, gerçekleştirilen seçimleri kazanmak için seferber ettikleri gayreti ülkemizin deprem gerçeği için de göstermeleri gerektiğinin altını çizerken, fazla katlı apartmanlar inşa edilmesi durumuna da dur demeleri gerektiğine dikkatlerini çekmek isterim ayrıca… Siirt’imizin birinci derecede deprem kuşağında yer aldığının deprem uzmanlarınca dile getirildiğini de belirterek, dikkatini çekiyorum sayın ilgililerin..