2019 yılının 11’inci ayını da yarıladık ve asgari ücretlilerle dar gelirlilerin durumlarını iyileştirmeye yönelik alınması gereken önlemlerden ses seda çıkmaması, derinden derine kahrediyor milyonlarca insanımızı...
Günümüzün ekonomik koşullarında dar gelirlilerin ücretlerine istedikleri oranda zam yapmak mümkün değil ama istenilse azcık da olsa kendilerini rahatlatmak mümkündür kanımca ve fırsat buldukça böyle bir beklentinin nasıl gerçekleştirilebileceğini dile getiren naçizane görüşüme bir kez daha dikkatini çekmek isterim ilgililerin... Ülkemizde milli gelir dağılımında korkunç bir adaletsizlik vardır ve söz konusu adaletsizliğin en önemli halkasını ücret dengesizliği teşkil etmekte... Bu gerçeğin bilinmesine rağmen ücret artışlarını ayarlayan zevat, insanca yaşam koşullarının sadece kendilerine ait olduğu zihniyetiyle hareket etmekteler siyasi iradeden aldıkları cesaretle... Şayet siyasi irade mevcut koşullar içinde: “Ücret artış oranlarını yüzde üzerinden yapsak; çok alan çok, az alana az verilmiş olacak ve böylece ücret dengesizliği daha da artacaktır. Bu nedenle bir müddet için ücretlere seyyanen zam yapmak suretiyle dengesizliği gereken şekilde makul bir seviyeye düşürmüş olalım...” deseydiler, şimdiki gönül dağlayıcı durumda olmazdı dar gelirlilerin durumları...
Dar gelirli çalışanlarla aldıkları emekli maaşı insanca yaşam koşullarıyla bağdaşmayan diğer düşük gelirli yurttaşlarımızın 2020 yılı için ücretlerine yüzde üzerinden yapılan zamlar henüz ellerine geçmeden birkaç misli ile geri alınmıştır kendilerinden ve buna tepki gösteriyor haklarını savunma görevini üstlenmiş olanlar... Geçmiş dönemlerde gerçekleştirilen zam oranlarına itiraz etmeyen Memur-Sen’in bile öngörülen zamları benimsemiyor olmasını; “Demek ki onlar da bıçağın kemiğe dayandığını fark ettiler...” yorumlarını yol açmış bulunuyor ve bu tepkiye tanık oluyorum uğradığım mekanlarda...
İnsanca yaşam koşullarına kavuşmak ülkemizde yaşayan her bireyin en tabii hakkıdır ve bu gerçeği dikkate almayarak sadece kendileri için insanca yaşam koşullarının en iyisini yaşama geçirenler bu çok önemli konudaki mağduriyeti tırmandırdıklarından, nefretli söylemlerin hedefi oluyorlar haliyle...
Üzülerek belirteyim ki, mağdurların büyüyen tepkisine ses getirecek şekilde dikkat çekmiyor medyamız ve bu tutuma da tepki gösterilmektedir haklı olarak... Ekonomimiz sıkıntılı bir süreçten geçiyor diye dar gelirli vatandaşlarımızın haklı feryatlarına kulak tıkayarak; “Keşke olsa da daha fazlasını versek..” gerekçesine sığınmak doğru değil kesinlikle... Önemli olan; sosyal adaletin gereğini göz önünde bulundurarak eşit şekilde paylaşmaktır sıkıntıları... Unutulmamalı ki; başkalarının refahsızlığı üzerinde refah inşa etmek; yüce Peygamber Efendimizin “Komşusu açken tok yatan bizden değildir” hadisi şerifine aykırı olduğundan çok düşündürücüdür aynı zamanda..