Metin Arıtürk

ASGARİ ÜCRET TESPİTİNDE SONA YAKLAŞILIRKEN…

Metin Arıtürk

2019 yılının asgari ücretini saptamaya yönelik içinde bulunduğumuz ayın 6’sında gerçekleştirilen ilk toplantıdan sonra ikinci, üçüncü toplantılar da yapıldı ve artık sıra 27 Aralık’taki son toplantıya geldiğinden, milyonlarca vatandaşımız, heyecanla bekleyecekler bu hafta açıklanacak asgari ücret rakamını…

TÜİK, daha önceki yıllarda olduğu gibi asgari ücretin ne kadar olması gerektiğini belirleyen tespitini ; ağır statüdeki işlerde çalışanlar için 2 bin 213 bin Lira 40 kuruş, orta statüdeki işlerde çalışanlar için 19 bin 78 Lira  80 kuruş, hafifi statüdeki çalışanlar içinse 1841 Lira 40 kuruş olarak iletti Asgari Ücret Tespit Komisyonuna.. 27 Aralık’ta 4’üncü  kez bir araya gelecek  işçi, işveren ve Bakanlık heyetleri arasındaki asgari ücret pazarlığında hükümet kanadının münasip göreceği rakamı Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanı Zehra Zümrüt Selçuk açıklayacak, itiraz edilmiş olsa bile… Türk-İş Genel Eğitim Sekreteri Nazmi Irgat; “Biz asgari ücretin bilimsel ve objektif veriler doğrultusunda belirlenmesi gerektiği inancıyla 2 bin 385 TL olmasını istiyoruz. TÜİK’in saptadığı rakamla aramızda 170 TL fark var..” diyerek görüşlerini dile getirdi ama, nasıl bir rakam açıklanacağı noktasında sağlıklı bir tahmin yapmak mümkün değil…

Ülkemizin ekonomik alanda ciddi bir sıkıntı yaşadığı biliniyor ve böyle bir sürçten geçerken, saptanacak asgari ücrette insanca yaşam koşullarını arzulanan oranda bir iyileştirme gerçekleştirilemeyeceği görüşleri paylaşılmakta… “Şayet, Türk-İş’in dile getirdiği gibi asgari ücret 2bin 385 TL olarak belirlenmiş olsa da, böyle bir rakamın mevcut ekonomik koşullarda dar gelirlileri insanca yaşam koşullarına kavuşturacağı söylenemez ve bu gerçeği ilgililer hepimizden daha iyi biliyorlar...” diye görüş dile getiren vatandaşlarımızın bu değerlendirmeleri, yabana atılamaz kanımca da...

Ülkemizde milyonlarca insanımız gücünün atıl durumda olması, ekonomik açıdan büyük bir talihsizliktir ve bu talihsizlikten büyük boyutta zarar görenler, işsizleri olan dar gelirli yurttaşlarımızdır kesinlikle… Milli gelir dağılımındaki adaletsizliğin en önemli halkasını teşkil eden ücret dengesizliğinin giderileceği uzun yıllardan beri vaat edildiği halde bu sözün arkasında durulmamış ve aynı zihniyetle sürdürülen ücret uygulamaları, söz konusu dengesizliği tırmandırmıştır daha da… Ücretlere yüzde üzerinden yapılan zamlar “Çok alana çok, az alana az” hükmündedir ve bu uygulamadan bir an önce vazgeçilmediği taktirde, milyonlarca insanımızın satın alma gücü azalacaktır bundan böyle de… Paylaşım noktasını önemsemeyen zihniyet sahipleri, insanca yaşam koşullarının sadece kendilerine ait olduğu görüşünden çark ederek dar gelirlilerin sıkıntıları eşit şartlarda göğüslemelerine imkan sağlamalılar ki, bu konuda büyüyen tepkiler asgari düzeye çekilebilsin ve mağduriyet yaşayanlar kısmen de olsa rahatlatılmış olsunlar böylelikle…

Siyasi partilerimizin şu anki tek amaçları nasıl yaklaşan mahalli seçimlerden en başarılı sonucu almak ise, seçmen vatandaşımızın tek düşüncesi de; insanca yaşam koşullarının iyileştirilmesidir ve bu beklentilerinde yerden göğe kadar haklılar elbet diyerek asgari ücrette mümkün mertebe mağduriyet yaşatılmaması gerektiğine dikkatini çekiyorum etkili ve yetkililerin!..

Yazarın Diğer Yazıları