Dün, milyonlarca yurttaşımız, açıklanacak olan asgari ücret rakamını heyecanla bekliyorlardı ve günümüz ekonomik koşullarında bu kez insanca yaşam koşullarını azcıkta olsa iyileştirecek bir rakamda karar kılınacağına yönelik ümitlerde hüsrana uğradılar yine…
Asgari Ücret Tespit Komisyonunun ilk toplantısında söz konusu ücret saptanırken istihdamın da dikkate alınması gerektiğini dile getiren Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanı Zehra Zümrüt Selçuk, tespit edilen rakamın net 2 bin 324 TL olacağını açıkladı bilindiği gibi…
Malezya’da Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bir gazetecinin “Asgari ücret konusunda hep hassas oldunuz… Bu konuda bir müjdeniz olacak mı?.” sorusuna “Görüşmelerde son gelinen nokta nedir gördükten sonra inşallah tarafları memnun edecek bir adımı atarız..” diye yanıt verdiğinden söz eden bazı asgari ücretliler; “Bilmiyoruz, Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanı, açıklanacak rakamı önceden Cumhurbaşkanımıza iletmiş miydi… Şayet iletmişse, rakamın yükseltilmesi söz konusu olmayacak… Bildiğimiz şey ise; açıklanan asgari ücretin günümüz ekonomik koşullarında insanca yaşam koşullarında bizleri rahatlatmayacağıdır ve bir kere daha anlıyoruz ki, ülkemizde milli gelir dağılımındaki adaletsizliği ve ücretler arasındaki dengesizliği gidermek, kimsenin umurunda değildir...” diye tepki göstermekteler ve bu tepkilerine tanık olanlar hak veriyor kendilerine…
2020 yılı için saptanan asgari ücretin çalışanları enflasyona ezdirmeyen bir düzeyde olduğu ifadelerine de tepki gösterilerek; “Enflasyonun tek haneye indiğinden dem vuranlar, adeta bizlerle alay ediyorlar... Elektrik, Doğalgaz ve gıda ile diğer ihtiyaç kalemlerinin fiyatlarındaki artış ortadadır ve açıklanan asgari ücretin sadece zorunlu ihtiyaç kalemlerini karşılamada yetersiz kalacağı, ilgililerin de malumudur…” denilmekte…
Yüce makamlara halkımızın tensipleriyle ulaşan ülke yönetimindeki söz sahiplerinin, akan yıllar içindeki elverişsiz icraatlar sonucu vaat ettikleri refahı teessüs ettiremedikleri acı da olsa bir gerçektir ve günümüzde refahsızlığın boyutları maalesef büyümüştür daha da… Kendilerini istihdam kapılarının aralanmasını bekleyen milyonlarca işsiz insanımız elverişsiz icraatların birinci derecedeki mağdurudurlar ve onları ikinci sırada asgari ücretliler ile dar gelirliler takip etmekte… Asgari ve dar gelirli ücretlilerin sayısı, işsiz sayısından çok daha fazla ve çoğu ailelerde mutlaka bir veya birkaç işsiz bulunduğu gerçeğine bakıldığında, ücret dengesizliği kurbanlarının ne kadar büyük bir sıkıntı içinde kaldıkları gerçeği daha iyi anlaşılacaktır elbet… Yüksek ücret alanların işsiz çocukları varsa, işsizi olan asgari ücretliler gibi zorlanmazlar ve çocuklarının işsiz kalmaları ihtimali de zayıftır aynı zamanda…
Ülkemizde işsizliği asgari düzeye çekecek önlemleri bir an önce almak öncelikli hizmetlerdendir ve ekonomik alanda çekilen sıkıntıların eşit koşullarda göğüslenmesini sağlayacak ücret dengesizliğinin de mutlaka giderilmesi hedeflenmeli ama, açıklanan asgari ücret bu beklentide karamsar kılmış ve kahretmiştir milyonları… “İnsanca yaşamak sadece bizim hakkımızıdır” zihniyetiyle hareket edenler bu tutumlarını değiştirmediğine göre, mağduriyet yaşayanların kendilerini sorgulama noktasını daha çok önemsemeleri dışında bir şansları yok gibi…