Her toplumun bir mağdur kesimi vardır ve onlar için
(TOPLUMUN
ZENCİLERİ)
deyimi kullanılır. Toplumun zencisi olmak demek, her türlü uygulamalarda ikinci sınıf vatandaş muamelesi görmek demektir. Misal olarak (AB’ın zencisi kim) diye sorulacak olursa, rahatlıkla Türkiye diyebiliriz. Peki, Türkiye’nin zencisi kim. Elbette Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgeleri. Doğu ve Günaydoğu Anadolu illerinin zencisi kim sorusunun cevabı hiç şüpheniz olmasın, o da Siirt’tir!
Peki, Siirt’in zencileri kim? AKP’li olmayan herkes! Yine soralım, Siirtli zencilerin en zencileri kim. Onlar da üç dilli Şehrin ARAP kesimidir!
Neden böyle bir hükme vardığıma açıklık getireyim. Arap kökenli Siirtliler, 30-40 yıl öncesine kadar bu şehrin kadim sahipleriydi. Ama artık durum değişti. Bugün, adı
(SİİRT)
olan ve bir zamanlar nüfusunun yüzde yüzü Araplardan oluşan bu şehirde yaşayan Arapların nüfus oranları yüzde 30 düzeylerine düşmüştür.
Bölgemizdeki siyasi ortam, Arap kökenlileri büyük ölçüde etkilemiştir. Ne Kürtler, ne Türkler, Arap kökenli Siirtlileri kendilerinden saymıyorlar. Her iki taraf da, Arap kökenli Siirtlilere yabancı gözle bakmaktadırlar. Her iki kesimin gözlerinde de Siirtli Araplar kendi düşünceleri açısından zararlı birer unsur!
Siirtli Araplar, açık bir şekilde göçe zorlanıyorlar. Büyük şehirlere göç etsinler, asimile olsunlar, yok olsunlar isteniyor. Yani, Siirt’in kadim sahipleri, sözün tam anlamıyla, kendi şehirlerinde
ZENCİLEŞTİRİLMİŞ
durumdalar.
Zenci görmek isteyenler, Siirt’e teşrif etsinler de, zencilerin en zencileri gerçekte kimlermiş görsünler.
ANEKDOT
Kişilerin, toplumların kendilerini bulundukları ortamların
(ZENCİLERİ)
olarak tanımlamaları ve bu yoldan mağduriyet edebiyatı yapmaları artık moda oldu. Sözde mağduriyetlerini dile getirmek isteyenler, kendilerini toplumun zencileri olarak tanımlıyor ve mağduriyetlerine vurgu yapmak istiyorlar.
Barack Obama gerçek bir zenciydi amma ABD’ye bile Başkan oldu. Bu durumda, Obama’nın zencilikten yakınmak gibi bir hakkı kalmış mıdır!