“Siz nasıl iseniz, idarecileriniz de sizin gibi olurlar” bu buyruk bir hâdis-i şerifin meali âlisidir. Peygamber Efendimiz Hazret-i MUHAMMED (O’na, al ve ashabına salat ve selâm olsun) her ne buyurmuşlarsa, elbette ki doğrusunu buyurmuşlardır. Ve her buyrukları gibi, bu buyruklarının da doğruluğunda şek ve şüphe yoktur. Bunun için, toplum olarak yöneticilerimizi hiçbir zaman için suçlamayalım. Çünkü onlar, bizim aynalarımızdır.
Bakın, bir devletin mekanizması nasıl çalışır. Demokrasi ile idare edilen ülkelerde, belli sürelerde seçimler yapılır. Ülkeyi yönetecek milletvekillerini halk olarak bizler seçeriz. Biz, halk olarak, çoğunlukla iyi isek, dürüst isek, TBMM’ne gönderdiğimiz milletvekillerimiz de, çoğunlukla iyilerden ve dürüstlerden oluşurlar. Ama biz toplum olarak çoğunlukla kötü isek, TBMM’ne gönderdiğimiz milletvekillerimiz de, kötülerden meydana gelirler.
Seçilen milletvekilleri de, genelde iyilerden iseler, Bakanlar da iyilerden oluşur. Bu durumu, bakanlar tarafından atanan üst düzey bürokratlara, üst düzey bürokratların atadıkları müdürlere ve her düzeydeki atanmışlara teşmil ediniz.
Meselâ, biz bir yönetici için “HIRSIZDIR, ÜÇKÂĞITÇIDIR, DALEVERECİDİR” diyorsak, bu durum, içinde yaşadığımız toplumun kokuşmuşluğunun da bir işaretidir. Çünkü çoğunluğu hırsızlardan, üç kâğıtçılardan ve dalaverecilerden oluşmayan bir topluluk, kolay, kolay hırsız, üçkâğıtçı, dalavereci bir milletvekili ya da belediye başkanı seçmez.
Evet, istisnaların kaideyi bozmayacağı esprisini anımsatarak açık ve net olarak diyebiliriz ki, yöneticilerimiz bizim aynalarımızdır. Biz ne isek, bize lâyık olan ne ise o şekilde yöneltiliriz. Bunu aklımızdan çıkarmayalım…
İYİ MÜSLÜMAN OLMAK
Genelde muhafazakâr olmak ile Müslüman olmayı karıştırırız. Karıştırmanın ötesinde muhafazakâr olmayı,
İYİ MÜSLÜMAN
OLMAK
zannederiz. Oysa hiç alakası yok! İslâm dini, yenilikçi dindir. Yeniliklere açıktır.
Peygamber Efendimiz Hazret-i MUHAMMED’İN (O’na al ve ashabına salat ve selâm olsun)
bir hâdis-i şerifleri vardır. Bu hadis-i şerifte mealen buyrulur ki,
(İKİ
GÜNÜ BİR OLAN ZİYANDADIR.)
Bu hadis-i şerifin daha geniş bir ifade şekli vardır.
‘
İki günü eşit olan aldanmıştır. Günü geceden (dününden) kötü olan lanetlenmiştir. (Gününe) ilavede bulunmayan ziyandadır. Ölüm onun için daha iyidir. Cennete istek duyan
HAYIRA
koşar’.”
Dinimizin Yüce Önderi’nin sahih olduğu belirtilen bu hâdis-i şerifine rağmen, hala iyi Müslüman olmayı, muhafazakâr olmakla karıştıranların akıllarına şaşırmak gerekmez mi! Zaten, bu dinin mensuplarını hep böyle geri bıraktılar. Oysa İslam dini yeniliği emrediyor. İleriye yönelik mesajlar veriyor. Araştırmayı, bulmayı, icatları teşvik ediyor. Her alanda yeniliğe açık bir dini, biz adına muhafazakârlık dediğimiz dar bir kutunun içine sığıştırdık.
Bu gerçekler ışığında
Yüce ALLAH’A şükürler olsun,
Müslüman olmakla birlikte muhafazakâr olmadığımızı ve olmayacağımızı vurguluyoruz. Medeni dünya ile aramızdaki mesafeyi kapatmak için çok çalışmamız, çok yol almamız gerektiğini bunun gereğini yapmamızın farz olduğunu anımsatıyoruz.
Müslüman olmak, 1500 yıl öncesine takılmaktan değil, en azından 100 yıl sonrasını tahayyül etmekten geçer. Medeni dünya Ay’a çıkmışken, Mars’a yol ararken, biz hala
(ESATİRLERE)
takılırsak, bir adım yol alamayız, yerimizde sayar dururuz.
Diyeceğimiz şu ki, bize giydirilen ve adına MUHAFAZAKARLIK denilen zırhı, bir an evvel icatlarla parçalamazsak daha çok geri kalır,
(GAVUR)
dediğimiz devletlerin tahakkümü altında kalırız.