Dünya kurulduğundan beri
HÜSEYİNLER
ve
YEZİTLER
vardır. Hüseyinler, masumiyetin; Yezitler, zulmün temsilcileridir. Nemrutlara karşı İbrahimler, Firavunlara karşı Musalar, Harunlara karşı, Karunlar eksik olmamıştır. Bunlar dün de vardı, bugün de var, anlaşılan o ki, yarın da var olacaklar. Maalesef, dünyamız, sözün tam anlamıyla YEZİTLERİN DÜNYASI!!!
Ezilen, hakları sömürülen, ikinci-üçüncü sınıf muamelesine tabi olan
HÜSEYİNLER
hep rahmet ve minnetle anılırlarken.
YEZİTLER
ise lanetle yadedilirler. Müslümanlar olarak şöyle bir çevremize bakalım
MUHAMMED, ALİ, HASAN,
HÜSEYİN
isimlerinin ne kadar yaygın olduğunu göreceğiz. Oysa çocuklarına
(YEZİT)
adını veren hiçbir Müslüman aile yoktur.
Yezit, zulüm kokan bir unvan gibi algılanır. Kötü olarak tarif edilmek istenen birileri için
(NE
YEZİT'TİR BİLMEZSİN)
tabiri kullanılır.
Şunu da bilmeliyiz ki adları AHMET, MEMET, RECEP, ŞABAN, TAHA, YASİN olsa bile, yapıları itibarıyla YEZİTLERİ aratmayanlar vardır. Her zalim, bir YEZİT’TİR! Haksız mal iktisap etmiş, milyar dolarlar edinmiş kişinin adı HARUN da olsa, gerçekte KARUN’DUR.
Gerçek HÜSEYİNLER kimdir, gerçek YEZİTLER kimdir tanımakta yarar var. Hele-hele adları HÜSEYİN olup da, icraatları YEZİT gibi olanlar en tehlikeli olanlardır. Asıl onlardan korkmak ve korunmak gereklidir. İnsanlara zulmeden kişilerin adları ne olursa olsun gerçekte birer YEZİTTİRLER. Devletin parasını yağmalayarak zengin olanların adları HARUN bile olsa, amelleri itibarıyla birer KARUN’DURLAR.
Etrafımıza dikkatlice bakalım. Gerçek HÜSEYİNLERİ, YEZİTLERDEN; GERÇEK HARUNLARI, KARUNLARDAN; GERÇEK MUSALARI, FİRAVUNLARDAN; GERÇEK İBRAHİMLERİ, NEMRUTLARDAN AYIRALIM!
Kerbelâ olayından önce de mazlumlar, mağdurlar ve masumlar vardı. Aynı şekilde zalimler, zorbalar ve haksızlar da bulunuyordu. Ancak, bunların
HÜSEYİNİLER ve YEZİTLER
olarak tanımlanmaları
KERBELA
vakasından sonra olmuştur.
Günümüz Türkiye’sinde de mağdur, mazlum ve masum Hüseyinler yanında; zalim, zorba ve haksızlıklarla anılan Yezitler bulunmaktadır.
Merhum Başbakanlardan Bülent Ecevit’in ve o dönem Ecevitçilerin yaygın olarak kullandıkları bir spot vardı.
(Ne ezilen, ne ezen, insanca, hakça
bir düzen!)
şeklindeki bu deyim, aslında, Hüseyinleri çağrıştıran, Yezitlere karşı bir başkaldırının ifadesiydi. Ancak ve maalesef ne o zaman, ne başka bir zaman ezilenin ve ezenin olmadığı, insanca, hakça bir düzen yaşanmadı! Zaman-zaman bazı idareciler Hüseyni gibi davransalar da, genelde Yezitler hep ağırlıklı oldu. Onlar da, yönettikleri toplumları ezerek mazlumlar, masumlar ve mağdurlar yarattılar!
Diyeceğimiz şu ki, isim değişse bile her devirde ve her zaman için mağdur olarak yaşamlarını yitiren Hüseyinler ve şahsi menfaatleri için Hüseyinlerin canlarına kastedin Yezitler hep olmuştur, olmaya da devam edecektir. Bu konuda, bizim yapabileceğimiz, mümkün mertebe Hüseyinlerin yanında yer almak ve Yezitlere karşı mücadele etmektir. Toplumların huzura ve sükûnete kavuşmaları için Yezitlerin sayılarının mümkün mertebe düşürülmesi gereklidir. Bunu unutmayalım.
Ve tabii, Şehit olmak pahansa da olsa, Yezitlere karşı, birer Hüseyin kesilmemiz gerekeceğini vurgulayalım…
Hem unutmayalım,
“zalimin zulmü varsa, mazlumun Allah’ı var!”
YÜCE ALLAH BİZLERİ, HÜSEYİNLERE TABİ OLANLARDAN VE YEZİTLERE BAŞ KALDIRANLARDAN EYLESİN. AMİN…