Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi adı verilen ucube sistem, yeni siyasi partilerin açılmasını tetiklemektedir. Nedeni belli. Çünkü yüzde 1’in altında dahi oy alabileceği hesaplanan siyasi partilere ihtiyaç duyanlar olacak.
Sistem 50+1 formülüne dayalı olunca Millet ittifakı da, cumhur ittifakı da 0,5 oranında oy alacakları ihtimali olan siyasi partilerin dahi kapılarını çalacaklardır. Çalıp da ne diyecekler, elbette, pazarlık masasına oturulacak, küçük siyasi partiler, büyük partilerden durumlarına göre en az 1 ismin aday gösterilmelerini isteyeceklerdir. Türkiye’de zaten 100’ün üzerinde siyasi parti var. Bu sayıya yeni partiler eklenecektir.
Bugün Mecliste temsil edilen siyasi partiler arasında Saadet, Büyük Birlik Partisi, İşçi Partisi gibi küçük siyasi partilerin milletvekilleri varsa, sisteminden kaynaklanan bir durumdur. Çünkü yüzde 1’in altında oya sahip siyasi partilerin bile bu ucube sistem sayesinde pazarlık güçleri doğmaktadır. Yeni kurulan veya kurulacak olan siyasi partilerin amaçları da, bu sistem sayesinde millet veya cumhur ittifakı içinde yer alarak milletvekilliği kapmaktır.
Yanlış anlaşılmasın. Biz, bütün fikirlerin TBMM çatısı altında temsil edilmesinden yanayız. Bunun için MİLLİ BAKİYE SİSTEMİNİN en uygun seçim sistemi olduğuna inanıyoruz. Bu suretle, TBMM çatısı altında temsil edilmeyecek hiçbir görüş kalmamış olur. Ancak, mevcut sistem içinde diğer siyasi partilerin kontenjanından meclise girmek hiç de etik değildir. Böyle pazarlıkların yapılmasını da doğru bulmuyoruz. Tabii, genel seçimlerde, ittifaklardan birine dahil olan yeni kurulan veya kurulacak olan siyasi partilerin seçmenlerinin, kendi partilerinin yöneticilerinin arkasına takılacakları da faraziyeden ibarettir.
Dürüst olmak ve halkın görüşlerine saygı göstermek gerekir. Milletin tercihinin tam anlamıyla meclise yansıması için ya baraj sıfırlanacak, ya da milli bakiye sistemi getirilecek. Öyle, suni ittifaklarla milletin tercihlerini saptırmayalım…