Fatih Arıtürk

YASTIK ALTINDAKİ ALTINLARI!

Fatih Arıtürk

Gözleri ışıl-ışıl parlayan Maliye Bakanı Nureddin Nebati vatandaşlara seslenerek: “Allah aşkına çıkarın yastık altındaki altınları” diye seslenmekte. En ideal emekliyi “Emekli olur olmaz ölen ve arkasında mirasçı bırakmayan” olarak tanımlayan Maliye Bakanı, öyle anlaşılıyor ki, şimdi de, vatandaşların yastık altındaki altınlarına göz koymuş. Bakanın ifadesine göre, Türkiye’de 50 milyar dolar değerinde altın yastık altında yatıyormuş.

Maliye Bakanının göz diktiği altınlar, aslında, hanımların ziynet eşyaları. Zaten, bunların yastık altında durmaktan ziyade, bir nevi güvence oldukları ve ani harcamalar için kullanıldıkları bilinen bir gerçektir. Geçmiş yıllarda, kadınların yüzde yüze yakını

“EV KADINI”

oldukları zamanlarda, ziynet eşyaları bir nevi güvenceydi.

Aile ortamında, beklenmedik durumlarda para sıkıntısı yaşandığı da bilinen bir gerçektir. İşte, bu beklenmedik ani ihtiyaçlar durumunda ilk müracaat edilen, Maliye Bakanının deyimiyle

“YASTIK

ALTINDAKİ ALTINLAR”

olmaktaydı. Halen de, bu böyle devam ediyor. Yani, başlar sıkışınca ve beklenmedik masraflar ortaya çıkınca ilk kullanılan

YASTIK ALTI ALTINLARIDIR.

Maliyenin boşalan bütçesini doldurmak için para bulmanın en kolay yolu, hanımının ziynet eşyalarını borç almaktan geçer. Ne senet gerekli, ne sepet, ne noter senedi. Zaten, böyle günler içindir, altınlar. Yani,

YASTIK ALTINDA DURDUKLARI YOK!

Düşünün şöyle, aniden paraya ihtiyacınız oldu. Bankadan para almaya kalkışırsanız, bürokratik engeller yüzünden kim bilir ne hallere düşeceksiniz. Yani,

YASTIK ALTINDA ZANNEDİLEN ALTINLAR ZATEN KULLANILIYOR.

Bilmiyoruz, Bakanın çağrısından sonra altınlarını bankalara yatıran vatandaşlar oldu mu!!!

ANEKDOT

Bankaların yaygın olmadığı geçmiş yıllarda Siirt’te

“EMANETÇİ”

olarak tanınan muteber kimseler varmış. Bu emanetçiler, genelde zengin kimselermiş.

İşte, yine geçmiş yıllarda Şehrimizde bulunan bu emanetçilerden birine, kadıncağızın biri kocasından habersiz biriktirdiği altınları götürerek teslim etmiş. Ama, teslim ederken:

-Kocamın da, başkasının da haberi yok. Ne olur, yine kimsenin haberi olmasın!

diye sıkı, sıkıya tembihlemiş.

Kadının, teslim ettiklerinden hiç kimsenin haberdar olmadığını öğrenen emanetçi, kendisine emanet edilen altınları bir daha vermemek konusunda niyeti bozmuş.

Aradan zaman geçmiş, kadının ihtiyacı olmuş, altınları geri almağa gelmiş. Ama emanetçi:

-Ne altınları Kadın!

diyerek kadıncağızı, kocasına şikâyet etmekle tehdit etmiş. Tabii, kadıncağız ağlaya, sızlaya geri dönmüş. Kadının çok samimi ve gerçekten sırdaşı olan bir arkadaşı varmış. Durumu ona anlatmış. Beriki kadın:

-Sen hiç merak etme. Kimsenin haberi olmadan emanetçiden altınlarını almak boynumun borcu olsun!

demiş. Eve gidip, kocasına, hiç kimseye söylemeyeceğine dair yemin verdirdikten sonra durumu anlatmış ve arkadaşı olan kadının emanetçideki altınlarını nasıl kurtaracağının plânlarını birlikte yapmışlar.

Yapılan plân gereğince, kadın tekrar emanetçiye gönderilmiş. Hemen ardından diğer kadın emanetçinin yanına girmiş. Birbirlerini hiç tanımıyorlarmış gibi bir hava estirmişler. İkinci kadın çok acelesi varmış gibi davranarak, emanetçiye bir bohça dolusu altını vererek:

-Güvenilir bir kişi olarak senden istirham ediyorum. Benim bu altınlarımı sakla. Kocamın veya bir başkasının haberi olmasın demiş.

İlk kadın ise fırsatı değerlendirerek:

-Ben, emanetlerimi almağa gelmiştim!

deyince, yeni kadının getirdiği altınların, ilk kadının getirdiklerinin yaklaşık on katı kadar fazla olduklarını görünce, yeni kadının gözlerini boyamak için:

-Hiç merak etme, bak, bu kadıncağız da bana altın emanet etmişti. Şimdi, emanetlerini almaya gelmiş. Onun emanetlerini vereyim, sonra, senin emanetlerini alıp saklayayım!

demiş. İçeri odaya girip, birinci kadının altınlarını getiren emanetçi, tam kadının eline altınlarını geri verirken, evin kapısı hızlı, hızlı çalınmış. Emanetçi, mecburen gidip kapıyı açmış. Kapıyı çalan, ikinci kadının kocasıymış. Kocası, sanki her şeyden habersiz ve bir plânın parçası değilmiş gibi davranarak:

-Sen benden habersiz altın biriktirir, emanetçide saklamaya getirirsin ha!

diyerek, Karısını sözde dövmeye başlamış ve elindeki altınları almış. İlk kadın da, emanet ettiği altınlarını bu oyun sayesinde

ÜÇKÂĞITÇI EMANETÇİDEN kurtarmış!

Yazarın Diğer Yazıları