Fatih Arıtürk

TEZYİT (BAĞ BOZUMU) VE FISTIK HIRSIZLARI

Fatih Arıtürk

Siirt Fıstığı kıymetli ve pahalı bir ürün. Fıstıkların olgunlaştığı ve hasadına başlandığı bu günlerde hırsızlıkların yaşandığı da bir gerçektir. Bugünkü yorum yazımızda, geçmiş yıllarda bağlarda gerçekleşen bir hırsızlık olayını anımsatarak okuyucularımızı gülümsetelim istedik.

Anekdotumuz şu:

Geçmiş yıllarda, Siirt’in bağları çok şen olurmuş. Fıstık ve üzümlerin hasat vakitlerinde, bağ sahipleri, bağ evlerinde yatarlarmış. Kimileri, bağlarında yaptıkları bir odadan müteşekkil taştan, topraktan örme odalarda kalırlarmış, kimileri çardaklarda.

İşte, yine geçmiş yıllarda üzümlerin olgunlaştığı, fıstıkların toplanmalarına başlanacağı

TEZYİT (ARTTIRMA)

dönemde üç-beş kafadar, gece vakti bağlara giderek, hırsızlık yapmayı planlamışlar. Bunların arasında bir de

YARIM HOCA

denebilecek biri varmış. Diğer hırsızların lideri de oymuş. Onlara taktik vererek demiş ki:

-Ben şimdi gidip, bağları teker-teker gezeceğim. Bağ sakinlerini yatsı namazını birlikte cemaat halinde kılmağa davet edeceğim. Tabii, sünnetleri, farzı, tesbihatları mümkün mertebe uzatacağım. Gerekirse, arkasından va’zu nasihatte bulunacağım. Siz, bu arada sepetleri doldurur ve uzaklaşırsanız!

Yarım Hoca, dediği gibi bağları teker-teker gezmiş, bolluk ve bereket dilemiş. Bereketin artmasına vesile olması açısından, belli bir alanda yatsı namazını cemaat halinde kılmayı teklif etmiş.

Eski Siirtliler ve özellikle bağ, bahçe işleriyle uğraşanlar, gerçekten dini bütün insanlarmış. Bağda, cemaatle namaz kılmak onları da sevindirmiş. Abdestli olmayanlar, abdestlerini almışlar, cemaatle namaz kılmayı müsait bir alanda toplanmışlar. Yarım Hoca, sünnetlerin önemine işaret ederek, önce hepsini sünnet namazlarını edaya davet etmiş. Sonra, cemaatle vakit namazını kılmağa sıra gelmiş. Tabii, bu arada hırsızlar, çoktan işe koyulmuş, sepetleri dolduruyorlarmış.

Yarım Hoca namazdayken, arkadaşlarının çıkardıkları hışırtıları duymuş. Onları ikaz için birinci rekatın kıyamında Fatiha’dan sonra, mesaj olmak üzere onlara şöyle seslenmiş:

“YE EYYUHEL KATİFUN

LE TAKTIFU KARATİLKEN

KABEL KARATİLNA,

VELE TUHABBİBU ELEL TURAB

KEME SEM’U FİNE

Dİ KATU EVENİNE”

Tam karşılığı olmazsa bile Yarım Hocanın söyledikleri, Türkçeye şöyle tercüme edilebilir:

“EY DEVŞİRENLER (ÜZÜM)

SAKIN, KENDİ SEPETLERİNİZİ

BENİM SEPETİMDEN ÖNCE

DOLDURMAYINIZ

ÜZÜM DEVŞİRİRKEN

DİKKATLİ OLUNUZ

TOPRAĞA TANELER DÖKÜLMESİN.

SONRA, BİZİM YAPTIKLARIMIZI

ANLAYACAK OLURLARSA

KULAKLARIMIZI KESERLER!”

Geçmiş yıllarda sık, sık esprili bir şekilde nakledilen bu olayın gerçekten yaşandığına inanmamakla birlikte, fıstıkların toplanmağa başlandığı ve bağlara hırsızların dadanabileceği ihtimaline karşı  Siirt’imize has bu anekdotu anımsatalım, istedik.

Yazarın Diğer Yazıları