30 Ekim 2020 Cuma günü İzmir’de yaşanan 6.9 şiddetindeki depremde hayatlarını kaybedenlerin sayıları bu satırlar yazıldığında 115’i bulmuştu. Yapılan açıklamaya göre, depremin ardından 45'inin büyüklüğü 4'ün üzerinde olmak üzere toplam 1670 artçı sarsıntı kaydedildi. Depremde 1035 kişi yaralandı, yaralılardan 898'i taburcu edildi, 137 kişinin ise tedavisi devam ediyor. Arama ve kurtarma çalışmaları yürütülen 17 binadan 15'inde çalışmalar tamamlandı, 2 binada ise arama ve kurtarma çalışmaları sürüyor.
Yeri gelmişken (Siirt’in birinci derece deprem riskli iller arasında olduğunu biliyor musunuz) sorusunu soralım ve anımsatalım. Evet, Siirt’imiz de maalesef birinci derece deprem riskli iller arasında. Doğu Anadolu fay hattı üzerinde bulunmaktadır.
Ama, Yüce Rabbimize şükürler olsun ki, Siirt’in tarihinde yaşanmış şiddetli bir deprem yok. İlimizde ölümlü bir deprem yaşandığına şahit olmadık ve duymadık. Ancak, Siirt’in, birinci derece deprem kuşağına dahil olduğu, bilimsel araştırmalarla ortaya konmuş bir gerçektir. Gerçi, bilim adamları da hata yapabilirler. Tehlikeli bir fay hattının Şehrimizin altından geçtiği konusunun, bilimsel bir hata olmasını temenni etmekle beraber, yine de depreme karşı önlemlerin alınması gerekeceğini anımsatmakta yarar var. Tedbir almak, testinin kırılmasını beklemekten iyidir. Biz, en kötü ihtimalden, yani, Siirt’in gerçekten de birinci derece deprem bölgesi olduğu varsayımından hareket edelim ve tedbirlerimizi buna göre alalım. Gerisi Allah’a kalmıştır…
Allah korusun, 7 şiddetinde bir deprem yaşanması durumunda, Şehrimizin harabeye döneceği gerçeğini bilmemizde yarar vardır. Şehrin eski kesimi zaten mail-i inhidam binalarla doludur. Yeni kesim ise çoğu müteahhit işi (yap-sat) apartmanlardan oluşmaktadır. (Müteahhit işi) denildiği zaman, durumun ne olacağı ise ortada. Eksik demir, eksik çimento ve diğer eksiklikler!
Eski kesimin bir handikapı daha var. Deprem halinde bu kesimdeki dar sokaklara girmek mümkün değildir. Geçmişte yol yapılırken, yüklü bir eşeğin geçebileceği genişlikteki yollar yeterli görülürdü. Bu bakımdan, 7 şiddetinde bir depremin yaşanması durumunda en riskli bölge, Şehrin eski kesimi olacaktır.
Yıllardan beri tek bir çivi çakılmayan ve kaderine terk edilen Şehrin eski kesimi yanında, yapsatçı müteahhitlerin insaflarıyla kurulmuş olan şehrin yeni kesiminin 7 şiddetinde bir deprem yaşanması durumunda halinin ne olacağını varın siz düşünün!
Şehrin yeni kesimindeki binaların sağlam olup olmadıklarını tespit etmek, günümüzün teknik imkânlarıyla mümkündür. Bir teknik ekip kurularak binaların sağlamlığını ölçmek ve aşırı riskli binaları tespit ederek yıktırmak en iyisidir. Kentsel dönüşüm yasasından yararlanılarak, bu gibi riskli binaların yıktırılarak yeniden inşaları mümkündür. Bu yasa 2012 yılından beri yürürlüktedir ama tahmin ediyorum ki, Şehrimizde bu yasadan yararlanan bina sayısı bir elin parmağını geçmez.
Şehrin eski kesimi için ise Belediye tarafından kentsel dönüşüm çerçevesinde projeler üretilerek gerekli başvurular yapılabilir. Siyaset erbabı ciddi bir şekilde takip ederse, netice almak kolaydır. (Ağlamayan bebeye meme verilmez) özdeyişini unutmayalım.
Evet, Türkiye’mizin muhtelif illerinde ölümlere yol açan depremler hayli endişe vericidir. Bu depremler bize bir kere daha Siirt’in 1. Derece deprem bölgesi olduğu gerçeğini de anımsattı. İşi
(BADEL HARABUL BASRA = BASRA HARAP OLDUKTAN SONRA)
deyiminde anlatılan duruma getirtmeden, dileriz ki İstanbul’da, Siirt’te ve Türkiye genelinde de yaşanması muhtemel depremler konusunda gerekli tedbirlerin alınmasına süratle başlanır.