Mekke-i Mükerreme ile Medeni-i
Münevvere’nin
topraklarında yer alması sebebiyle Suudi Arabistan Krallığı kendisini âlem-i İslam’ın lideri konumunda görüyor. Oysa, Suud Krallığı hanedanları sözün tam anlamıyla ABD emrinde ve güdümünde olan kuklak bir devlettir. İş bu Suudi Arabistan Krallığı, Türkiye ile ilişkilerini sözün tam anlamıyla bozmuş durumda. Çünkü o da İslam âleminin kendisine lider olarak Türkiye’yi benimsediğini biliyor. Türkiye’yi, İslam âleminin lideri olması dolayısıyla kıskanıyor.
İşte bu Suudi Arabistan, belki de ABD’den aldığı talimatlar doğrultusunda 1 Ekim 2020 tarihinden itibaren
'MADE İN TURKEY'
damgalı Türk mallarına ambargo uygulayacak!
Elbette, Suudi Arabistan Krallığının bu kararı özellikle Güneydoğu illerinden yapılan ihracatların durma noktasına gelmesine yol açacaktır.
Türkiye-Suudi Arabistan ilişkileri son iki yıldır, Körfez'deki ve Suriye'deki gelişmelerle, gazeteci Cemal Kaşıkçı cinayeti nedeniyle bozulmuştu. İki ülke arasındaki gerilimin artmasının ardından Suudi Arabistan, Türkiye ürünlerine katma değer vergisini yüzde 5'ten 15'e çıkarmış, yaş meyve ve sebze gibi ürünler gümrüklerde bekletilerek ciddi sıkıntılara neden olmuştu.
Türkiye'nin, Suudi Arabistan’a yıllık 3,1 milyar dolarlık ihracatının olduğu, buna karşılık Türkiye’nin de bu ülkeden 3 milyar dolara yakın ithalat gerçekleştirdiği belirtilmektedir. Türkiye’den kutsul topraklara Hac ve umre ziyaretleri için gidenlerin götürdükleri ve getirdikleri hariç! Bu yıl,
PANDEMİ
nedeniyle hac ve umre ziyaretlerine yasak getirilmesi gerekeceği ortadadır. İslam dininin kurallarına göre salgın hastalık olan yere gitmek ve orada olanların da çıkmaları tahrimen mekruhtur. Bu bakımdan Diyanet İşleri Başkanlığının bir an önce bu konuda karar alması gerekmektedir. Suudi Arabistan, bu ambargo kararından vazgeçmezse, elbette buna karşılık müeyyideler uygulanması gerekecektir.
Suudi Arabistan Krallığı ve özellikle hanedanlık kendisini ne kadar İslam aleminin temsilcisi olarak vehmederse vehmetsin, Türkiye, geçmişte olduğu gibi, bugün de İslâm âleminin gerçek lideridir. Bunu fiilen ispatlamıştır. Hatırlayalım, ABD Başkanı Donald Trump’ın Kudüs’ü İsrail’in başkenti ilan etmesine en büyük tepki bu yüzden Türkiye’den yapılmıştır. Kudüs için ülkemizin dört bir yanında düzenlenen protesto mitingleri bu iddiamızın en önemli kanıtıdır. Selahaddin-i Eyyübi’nin Kudüs’ü Fethi miladi takvime göre 2 Ekim 1187 yılında gerçekleşmişti. Suudi Arabistan Krallığı’nın Kudüs için dün de bugün de yaptığı hiçbir girişim yoktur.
Yine anımsayalım, Devlet olarak Trump’ın haksız kararına tepki göstermiş ve İslam İşbirliği Teşkilatı’nı İstanbul’da olağanüstü toplantı düzenleyerek Kudüs konusunda tarihi bir kararın alınmasına önderlik etmiştik. Alınan bu tarihi kararda
“Başkenti Doğu Kudüs olan Filistin Devletini tanıdığımızı ilan ediyoruz. Dünyayı Doğu Kudüs’ü Filistin Devleti’nin işgal altındaki başkenti olarak tanımaya davet ediyoruz”
diye de karar aldırmıştık.
İstanbul’da düzenlenen zirveye 48 ülkeden temsilciler katılmıştı. Bunlardan 16’sı liderler düzeyinde katılırken, kendisini her fırsatta İslâm âleminin lideri konumunda sunan Suudi Arabistan’ın Bakan Yardımcısı düzeyinde katılması büyük tepkilere yol açmıştı. ABD’nin güdümünde hareket eden Suudi Arabistan, İslam âlemine bir kere daha ihanet etmişti. Elbette ABD’nin güdümünde hareket eden tek Müslüman ülke Suudi Arabistan değildir. Mısır da, ABD’nin güdümünde yer alan Müslüman ülkeler arasında yerini almış görünüyor.
1.Dünya ve Kurtuluş Savaşları sırasında bazı Arap Kabilelerinin, İngilizlerin yanında yer aldıklarını ve Osmanlı Devletine ihanet ettiklerini anımsayalım. Maalesef, her zaman bu böyle olmuştur. Önemli davalarda Müslümanlara zarar vermek, başta Suudi Arabistan olmak üzere, bazı Müslüman ülkelerin işleri olmuştur.
10’uncu yüzyıldan beri İslam âleminin bayraktarlığını yapan hep Türklerdir. Haçlı savaşlarında başı çekenler de hep Türkler olmuştur. Bir yerde Müslüman olmak ile Türk olmak özdeşleşmiş gibidir. Müslüman denilince akla ilk gelen Türk; Türk denilince de akla ilk gelen Müslüman’dır.
Türklerin, İslam âlemine önderlik edeceklerine ilişkin hâdis-i şerifler vardır.
İşte Peygamber Efendimiz Hazret-i MUHAMMED’İN (O’na al ve ashabına salat ve selâm olsun) Türklerle ilgili hâdis-i şeriflerinden bazılarının meali alileri:
“Bana benden önce hiç bir Peygambere verilmeyen 5 şey verilmiştir. (bunlardan biri de) benim bütün kırmızı ve siyah kavime Peygamber olarak gönderilmemdir.”
Hadis-i Şerifte geçen KIRMIZI KAVİM tabirinin TÜRKLERE işaret olduğu belirtilmektedir.
“Büyük çarpışmada (Malazgirt) harbinin o kan gövdeyi götürdüğü günlerde (kırmızı çehrelilere) müjdeler olsun! Allah’a yemin ederim ki insanlar çatlasa da patlasa da Allah onları, hem bu dünyada, hem de öbür dünyada kesinlikle mükafatlandıracaktır.”
Hadis-i şerifte geçen
(KIRMIZI
ÇEHRELİLER)
tabiri yine Türk’lere işarettir.
“Şanı yüce olan Allah şüphesiz bana (ümmetime kırmızı çehreliler sayesinde) İran’ı ve Bizans’ı ele geçirmeyi vaat etti. Bundan da öte; onların karılarını, çocuklarını, kölelerini ve bütün hazinelerini bana peşkeş çekti. Zira bana kırmızı çehrelileri yardımcı kılmakla beni çok güçlendirdi.”
Bu hâdis-i şerifte de bahsi geçen
KIRMIZI ÇEHRELİLERİN, TÜRKLER
OLDUĞU KESİNDİR.
Bunu nerden biliyoruz derseniz, Bizans’ı (İstanbul’u) alanın Türkler olmasından belli değil mi…
Evet, 10. Yüzyıldan beri İslam âleminin lideri hep Türklerdir ve bu kıyamete kadar da öyle devam edecektir.
Biz, halkını değil, Suudi Arabistan Hanedanlığını kınıyoruz.
VEHHABİ
zihniyetli olan Suud Krallğının,
Mustafa
Kemal ATATÜR’ÜN
sağ olduğu dönemde
Peygamber Efendimiz HAZRET-İ MUHAMMED’İN mübarek ravzalarını tahrip etmek istedikleri, ancak, ATATÜRK’ÜN o dönemin SUUD KRALINA GÖNDERDİĞİ TEHDİT MEKTUBUYLA ÖNLENDİĞİ BİLİNEN TARİHİ BİR GERÇEKTİR.
İngilizlerle işbirliği yaparak ve Osmanlı Devletine ihanet ederek kurulmuş olan Suudi Arabsistan’ın gelmiş geçmiş krallarının sadece Osmanlılara ve yerine ikame edilen Türkiye’ye değil, bütün İslam âlemine ihanet içinde olduğunu hiçbir zaman aklımızdan çıkarmayalım!