Suudi Arabistan sözde şeriatla idare edilen bir devlet. Oysa bu devlette adaletin (A)sı bile yok. Yıllardan beri Suudi Arabistan’da çalışan ve izinli olarak gelen bir Siirtli hemşerimle oturup sohbet ettik. Biz de zannediyoruz ki Suudi Arabistan’da her şey Allah’ın emrettiği şekilde oluyor. Oysa 25 yıldan beri Suudi Arabistan’da yaşayan bu dostun anlattığına göre, bu ülkede
ADALET MEFHUMU SIFIR’IN DA ALTINDA!
Yönetim
VEHHABİ
olduğu için, ehli sünnet ve cemaat inançlarına büyük kısıtlamalar var. Vehhabiliği kuran, Mehmed bin Abdülvehhab’dır. İngiliz casuslarından, Hempher’in tuzağına düşerek, İngilizlerin İslamiyet’i imha etmek çalışmalarına alet olmuştur.
Kısacası, sapık din adamı olan İbni Teymiye’nin fikirleri ile Hempher’in yalanlarının karışımına Vehhabilik denir. Vehhabilik, İngilizlerin siyasi ve askeri yardımlarıyla Arabistan’a yayılmıştır.
Vehhabilere göre ibadet, imanın parçasıdır, azalır çoğalır. Bir farzı yapmayan, mesela farz olduğuna inandığı halde, tembellikle namaz kılmayan kâfir olur. Öldürülür ve malları Vehhabilere taksim edilir.
Peygamberlerin ve Evliyanın ruhlarından şefaat isteyen, bunların mezarını ziyaret edip, bunları vesile ederek dua eden kâfir olur. Kabirde olandan işitmeyenden dua istemek şirktir. Ölü ve uzakta olan diri, işitmez ve cevap vermez. Bunların fayda ve zararları olmaz. Ölmüş peygamberden de bir şey istemek şirktir.
Mezarlar üzerine türbe yapmak, türbelerde namaz kılmak ve ölülerin ruhlarına sadaka adamak, caiz değildir. Onlara göre Vehhabilikten önce Haremeyn halkı ve bütün Müslümanlar hep kubbelere, duvarlara tapındı. Bunun için Sünniler de, Şiiler de müşriktirler! Bunları öldürmek, mallarını yağma etmek helaldir, kestikleri leş olur.
Vehhbiler bir Mezhebe uymayı da kabul etmezler. Onlara göre Türbelerdeki Evliyaya tevessül etmek, şirktir. Peygamberlerin ve Evliyanın mezarlarına türbe yaptırmak, Allah’tan başka şeylere tapınmaktır. Her türbe puthanedir. Bunların çoğu Lat ve Uzza putları gibidir. Onlara göre Müslümanların çoğu müşriktir.
Suudi Krallığı çok zengin olduğu halde ülkesine yatırımlar yapmaz, fabrika ve benzeri iş yerleri açmaz, açtırmaz. Çünkü ülkesinde bir
İŞÇİ SINIFININ
oluşmasından korkmaktadır. Başta Kral olmak üzere, bütün zenginler paralarını ABD ve Avrupa Bankalarında yatırırlar.
Suudi Arabistan’da Mevlit okumak bile yasaktır. Bazı evlerde gizli okutulduğu haberi alınırsa, hemen baskın düzenlenerek, suçlular derdest edilir. Bir Suutlu ile bir yabancı mahkemelik olursa, mahkeme her zaman Suutluyu haklı gösterir. Orada, temizlik işlerinde çalıştırılan yabancı işçilerin sigorta gibi hiçbir yasal hakları olmadığı gibi, temizlik elemanları sadece çalıştıkları günler için para alırlar. Çalışmadıkları günler para almazlar. Hafta sonu izni, bayram tatili gibi bir mefhum yoktur.
Türkiye’de yaşanan Cemal Kaşıkçı olayını anımsayalım. Suudi Arabistan hükûmetine muhalif konumdaki Suudi gazeteci ve köşe yazarı Cemal Kaşıkçı 2 Ekim 2018'de, Suudi Arabistan'ın İstanbul, Türkiye'deki başkonsolosluğunda, Suudi Arabistan hükûmeti ajanları tarafından düzenlenen bir suikast sonucu öldürüldü. Cesedi parçalanarak kıyma haline getirildi.
Cemal Kaşıkçı, yazılarında Suudi Arabistan Kralı Selman ile Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman'ı eleştirmekteydi. Kaşıkçı ayrıca, Suudi Arabistan'ın Yemen'e askerî müdahalesine de karşıydı. Bir tek bu cinayet bile ŞERİAT İLE İDARE EDİLDİĞİ İDDİA EDİLEN SUUDİ ARABİSTANR’IN MASKESİNİ DÜŞÜRMEĞE YETMEZ Mİ!
Ancak, Arap Baharı olarak adlandırılan olaylardan sonra Suudi Krallığı çok etkilenmiş ve korkmuş olacak ki polislere, öğretmenlere, memurlara yüzde 50’ye varan oranda zam yapmış.
Kısacası, Suudi Arabistan’da çalışan bu Siirtli hemşerimizin ifadesine göre, Türkiye, Suudi Arabistan’a göre her yönden ve özellikle İslam Dinini yaşamak açısından bin kat çeker.
Şer’i idare, Suudi Arabistan’daki gibiyse, Allah bizi böyle bir idarenin şerlerinden korusun…