30 Tem 2024’te s
okak hayvanları
ile
ilgili
düzenlemeler içeren 17 maddelik teklif, Cumhur ittifakının oylarıyla TBMM Genel Kurulu'nda kabul edilerek yürülüğe girdi. Yeni düzenlemeyle birlikte, mevcut kanunda yer alan “Sahipsiz hayvanların da sahipli hayvanlar gibi yaşamları desteklenmelidir" ve “Sahipsiz ve güçten düşmüş hayvanların 3285 sayılı Hayvan Sağlığı Zabıtası Kanununda öngörülen durumlar dışında öldürülmeleri yasaktır” maddesi kaldırıldı.
Sokak hayvanları için ölüm fermanı olan bu yasanın kabul edilmesi, haliyle büyük tepkilere yol açmış bulunmaktadır. Muhalefete mensup belediyeler, yasayı uygulamayacaklarını açık bir şekilde ifade etmektedirler.
İnsanlara işkencelerin son bulduğu bir ülke olarak, şimdi hayvan haklarını ve bu canlılara yapılacak olan katliamları sorguluyoruz, öyle mi!!!
Hayvan severlerin bu konuda gerçekten güzel bir sloganları var
(HAYVANLAR MAL DEĞİL, CANDIR)
şeklinde dillendirilen bu slogana yürekten katılmaktayız. Hayvanlar, şüphesiz can taşımaktadırlar.
Hem, birçok
iki ayaklı hayvanlardan da çok daha zararsız ve hatta yararlıdırlar.
İşkence gördükleri zaman hayvanların gözyaşı dökmedikleri zannedilir. Gerçekte, hayvanlar da gözyaşı dökerler.
(Timsah
gözyaşları)
deyimi, her ne kadar aykırı bir çağrışım yapsa da, örnek olarak
DEVELERİN
gerçekten ağladıkları bilinmektedir.
Develerin ağladığına vurgu yapan bir deyiş dahi vardır. Halk Ozanlarımızdan
SEYRANİ’NİN
:
BİR DEVECİ YÜDER DEVE
YULARINDAN SEVE SEVE
BİRBİRİNDEN İVE İVE
DEVE AĞLAR, YEDEN AĞLAR
Şeklindeki deyişi, gerçeğin ifadesidir. Develerin ağlamaları yanında özellikle atların da çok hassas oldukları, üzüntülerini anlatmak için acı-acı kişnedikleri bilinen gerçeklerdendir. Kendisini çok seven sahibi ölen bir at’ın, bu acıya dayanamayarak ayaklarıyla toprağı eşelediği ve büyük bir çukur oluşturduğu, sonra da bu çukura girerek ölümü beklediği anlatılır.
YA (SOKAK HAYVANLARI) OLARAK NİTELENDİRİLEN KÖPEKLER, KEDİLER! Onların ne kadar sevecen, cana yakın ve toplumun bir parçası oldukları bilinen gerçeklerdendir.
Görüldüğü gibi, hayvanlar da, insanlar gibi gerçekten can taşımaktadırlar. Acı duydukları zaman, değişik şekillerde olsa bile bunu etraflarına yansıtmaktadırlar.
Bakın, dinimizde kurban edilecek hayvanlarla ilgili bir kural vardır. Kurban edilecek bir hayvanın, diğer kurbanlık hayvanlar önünde kesilmesi mekruhtur. Kurban edilecek hayvanın gözlerinin bağlanması da sünnettir. Bütün bunların elbette hikmetleri vardır.
Bu açıdan, hayvanlara mal gözüyle değil, gerçekten de can gözüyle bakmak, değil sokak hayvanlarına vahşi hayvanlara dahi eziyet etmemek gerekir. Kendi hemcinslerine bile işkence yapan insanların, hayvanlara işkence yapmamalarını istemek biraz fantezi gibi. Hayvanlara işkenceyi önlemenin tek bir yolu vardır. O da, çıkarılacak yasalarla hayvanlara işkenceyi suç unsuru olarak kabul etmek, para cezası yanında, işkencenin durumuna göre, hapis cezası uygulamaktır.
Denilebilir ki, insanlara işkence uygulamak zaten yasal bir suç. Peki, işkence var mı yok mu! Onun cevabını da siz veriniz…