Ahilik Haftası çerçevesinde bugün de Siirt’in Ahi Evran ruhlu esnaflarıyla ilgili anekdotlar sunacağız:
REHİN OLARAK İSTENEN BIYIK TELLERİ
Geçmiş yıllarda, Siirtli muteber bir tüccar, kendisi gibi muteber bir tüccarın yanına gitmiş. Önüne çok güzel bir iş imkânı çıktığını ancak, mali yönden sıkışık durumda olduğunu belirterek:
-İstersen ve para verirsen bu işi ortaklaşa yapabiliriz. Bunun için istediğin kimseyi de kefil olarak getirebilirim
demiş.
Diğer Siirtli tüccar, ortak bir iş için para isteyen tüccara:
-Kefile gerek yok. Ancak, rehin olarak bana bıyıklarından üç tel verirsen, istediğin parayı veririm
diye şart koşmuş. Bu teklif, para isteyen tüccarın çok zoruna gitmiş. Talebini reddederek oradan ayrılmış. Bu arada, konuyu başka bir tüccara anlatmış ve karşılaştığı durumdan duyduğu üzüntüyü dile getirmiş.
Durumu anlattığı arkadaşı, kendi kendine “Ben gider ondan para alırım.” Diyerek, birinci tüccarın yanına gitmiş ve para istedikten sonra kendisi teklif etmeden:
-İstersen, bıyıklarımdan üç teli de rehin olarak sana bırakırım!
demiş.
Tüccar gülmüş:
-Biz, her erkeğin bıyığının tellerini rehin kabul etmeyiz. Ancak, erkek gibi erkeğin bıyıklarından üç teli rehin isteriz. Sen değil bıyığından üç teli, bıyıklarınla birlikte sakalını da versen bu teklifim senin için geçerli değildir
diyerek, para vermeden geri göndermiş…
“KERİZLER, DEFTERİ!”
Siirtlinin biri, “
KERİZLER DEFTERİ”
adı altında bir defter tutuyormuş. Tuttuğu deftere kendi kanaatine göre değerlendirmeler yaparak, “
KERİZLERİN”
adlarını yazıyormuş. Bir gün, zengin bir tüccar dostunun yanında otururken, yanlarına gelen bir başka tüccar, iş yeri sahibinden ortaklık için külliyetli miktarda para istemiş. Dostu da, ne kefil, ne senet, ne sepet istemeden, parayı vermiş.
Bunun üzerine,
KERİZLER DEFTERİNİN
sahibi, defterini çıkarmış, Tüccar arkadaşının adını başa yazmış. Arkadaşının “
KERİZLER DEFTERİ”
tuttuğundan haberdar olan Tüccar:
-Hayrola, benim adımı da KERİZLER DEFTERİNE Mİ YAZDIN?
diye, yarı şaka, yarı ciddi sormuş.
-Evet!
cevabını alınca da:
-Ben bu arkadaşa güveniyorum. Güvendiğim için de teklifini kabul ettim ve para verdim. Yani KERİZ olduğum için değil!
demiş.
Kerizlerin Defterini
tutan Siirtli cevap vermiş:
-
Senetsiz, sepetsiz, güvencesiz verdiğin bunca parayı, geri getirdiği zaman bana haber ver, o zaman, senin adını KERİZLER DEFTERİNDEN siler, onun adını yazarım, merak etme!
Kerizlerin Defterini tutan Siirtlinin asıl anlatmak istediği, dinin de emridir. Biriyle alışveriş veya ortaklık yapılacaksa, borç alınacak, borç verilecekse, mutlaka mahiyetinin yazıya dökülmesi ve şahitler huzurunda yapılması gerekir. Dünyada,
“ölüm”
olduğunu ve
“Ölümün ne zaman geleceğinin bilinmediğini”
unutmamak lâzım.
GERÇEK AMCA KİME DENİLİR!
Şehrimizde, Ermenilerin yaşadıkları yıllarda, Müslüman bir genç, iş yeri açmak için çok zengin olan öz amcasından destek istemiş. Ama amcası, destek olacak yerde, elinden gelse yeğenini bir kaşık suda boğacak meymenetsizin biriymiş. Tabii, isteğini geri çevirmiş ve destek vermemiş…
Müslüman gencin bir de zengin Ermeni bir komşusu varmış. Genç, iyi niyetli gördüğü ve hemen her gün
“SABAH-IL ĞEYR=HAYIRLI SABAHLAR”
diyerek selâmlaştığı Ermeni’nin evine giderek, halini anlatmağa, maddi destek istemeğe karar vermiş. Kararını da uygulamış. Ermeni komşusu, çok yakın bir hüsnü kabul göstermiş. İş kurmak için, ümit ettiğinden çok daha yüklü bir parayı borç olarak vermiş.
Bir gün bu Ermeni’yi, elinde ciğer, evine gitmekteyken gören genç arkasından:
-Amca, Amca!
diye koşmaya başlamış. Zorla ciğeri elinden almış ve:
-Sen zahmet etme, müsaade et, evine ben götüreyim, demiş!
O zamanların
“DABAKLAR”
çarşısında meydana gelen bu durum, gencin, öz amcasının çok gücüne gitmiş. Genç, ciğeri Ermeni’nin evine götürüp, geri döndükten sonra, öz amcası olan şahıs, genci yanına çağırmış. Yanında, çarşının ileri gelenlerinden birkaç kişi de varmış. Yeğenine hiddetle:
-Bunca kişinin ortasında bir Ermeni’nin arkasından “amca, amca!” diye bağırmaya utanmadın mı?
demiş! Genç, fırsatını bulmuşken, taşı gediğine koyacak bir cevap vermiş:
-Ben anlatayım, yanındaki hacı, hocalar da kim haklı, kim haksız karar versinler, demiş.
Sonra, Amcasının yanında oturmakta olan çarşının ileri gelenlerine anlatmağa başlamış:
-Biliyorsunuz, ben yetim olarak büyüdüm. Yıllarca, Amcamın yanında çırak gibi çalıştım. Üstelik bu amcam, babamın mirasına da konmuştu. Benim gibi çıraklar 5 kuruş alırlarsa, amcam bana 1 kuruş verirdi. Yine ses etmez, sadakatle çalışırdım. Vakti gelince, Kendi iş yerimi kurmak için kendisinden borç sermaye istedim. Beni, kovmaktan beter etti. Borç talep ettiğim bu Ermeni komşumuz ise, istediğim borcun 2-3 katı borç verdi, bana yardımcı oldu. Şimdi söyleyin bakalım, bana amcalık yapan kim. Babamdan kalan hakkımı da gasbeden ve borç istediğim zaman beni kovmaktan beter eden bu sözde Amcam mı, Ermeni bile olsa, insanlık gösterip, bana borç veren mi!!!
(DEVAM EDECEK)