31 Mart 2024 yerel seçimlerinden sonra Türkiye genelinde olduğu gibi, İlimiz ve Bölgemizde de birçok belediyeler el değiştirdiler. Doğrudan AKP tarafından yönetilen veya atanan KAYYUMLAR marifetiyle dolaylı olarak yine iktidarın güdümünde olan çok sayıda Belediyelerin DEM Partisine geçmesi sonrası çalışmaların ne şekilde gerçekleştirilebileceği konusunda istifhamlar var. Doğrusunu isterseniz, 456 milyon TL borçla Siirt Belediyesini devralan DEM Partili yöneticilerin bu durumda pek bir hizmet üretebilecekleri inancında değiliz. Zaten, iktidar partisi sözcüleri, seçim atmosferinde açık, seçik konuştular ve dediler ki:
“Hükümetle barışık yönetimler seçin ki, hizmet gelsin!”
Bunun anlamı, muhalefet partilerinin yönetimlerine yardımcı olunmayacağı ve kindi yağlarıyla kavrulmaya bırakılacaklarıdır.
Muhalefet partilerine mensup Belediyelerin, kendi yağlarıyla kavrulmaları yeni değil, eskiden beri yaşanan bir gerçektir. Bütün iktidarlar, kendilerine muhalif belediyeleri, mümkün mertebe hizmet edemez duruma getirmek için köşeye sıkıştırmayı yeğlerler. Bunu, sadece AKP iktidarı değil, diğer iktidarlar da yapmışlardır. Bundan sonrakiler de yapacaklardır!
Tabii, Siirt belediyesinin farklı bir konumu var. Çünkü, Siirt Belediyesinin 456 milyon TL borcu olduğu söyleniyor. Bu durum, şehirdeki billboardlara asılan duyurularla afişe edilmiş durumda. Belediyenin borçlarının tahsili için icra takibi uygulamasına gidilirse, “yandı gülmüm keten helva!” Hele Belediyenin kaynaklarına icra uygulanırsa, bırakın hizmet üretmeyi, Siirt Belediyesinin işçi ve memur maaşlarını ödeyebilmesi bile tehlikeye girebilir.
Gerçeği söylemek gerekirse, DEM Partiye oy verenler, yaşanacak sıkıntıları bilerek yine de tercihlerini kendi partileri için kullanmışlardır. Şehrin sorunları çözüme kavuşmuş, kavuşmamış umurlarında bile değil!
İşin gerçeğini söylemek gerekirse, Siirt Belediyesinden pek bir hizmet beklediğimizi söyleyemeyiz. Ancak, Şehrin temizliği, fiyat kontrolleri, şehir içi ulaşımın düzene kavuşturulması gibi rutin işler başarıyla uygulanırsa, biz buna da
“EYVALLAH”
diyeceğiz…