28 Kasım 2015 tarihinde öldürülen Diyarbakır Baro Eski Başkanı Tahir Elçi’nin Diyarbakır 10'uncu Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen davası yine hayli olaylı geçmişti. Siirt’ten Baro Başkanı Av. Muhammed Alptekin, TBB Yönetim Kurulu Üyesi Siirt Baro eski başkanı Av. Nizam Dilek, TBB Delege üyesi Av. Tahir Yılmaz, Siirt Baro Yönetim Kurulu Üyesi Av. Ahmet Tardu'nun katıldıkları duruşmada CHP İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu da yer almıştı. Mahkeme yine bir karara varmadı. Duruşma 5 Temmuz 2023'e ertelendi.
Peki, nedir bu Tahir Elçi davası. 28 Kasım 2015 Cumartesi günü Diyarbakır’da, tarihi Dört Ayaklı Minare önünde basın toplantısı yaptıktan sonra, açıklama alanını terk etmek üzereyken güvenlik güçleri ve teröristlerin başlayan çatışmalı kovalamacasının arasında kalan Tahir Elçi nereden ve kimlerden geldiği hala ortaya çıkarılmamış olan kişilerin kurşunlarıyla katledilmişti.
Görgü tanıklarının ifadelerine göre açıklama bitmiş, Elçi ve Gazeteciler olay mahallinden ayrılacaklarken o sırada yaşlı bir kadın Elçi'nin yanına gelip Kürtçe,
'Çatışma istemiyoruz, yeter'
diyerek konuşmaya başlamış, Elçi ve Gazeteciler de kadını dinlemek için olayın meydana geleceği mahalde bir hayli oyalanmışlar. Yani, kadın o an için gelmezse ve onları konuşmaya tutmazsa, Tahir Elçi ve basın mensupları büyük bir ihtimalle, olayın meydana geleceği alandan bir hayli uzaklaşmış olacaklardı.
Tabii, bu durumda akılara ister istemez bir istifham takılıyor. Acaba, basın açıklamasının yapıldığı alana gelen ve Tahir Elçi’yi konuşmaya tutan yaşlı kadının amacı, onu, biraz sonra olayın yaşanacağı mahalde tutmak ve oyalamak mıydı! Yüzde bir ihtimal dahi olsa, bu istifhamın cevaplandırılması gerekmez miydi!
Yine görgü tanıklarının ifadelerine göre, olay mahallindeki polislerin üzerlerinde çelek yelek yokmuş! Böyle tehlikeli bir ortamda, güvelik güçlerinin çelik yelek olmadan terörist takibine çıkarılmaları ne derece doğruydu!
Hele, güvenlik görevlilerinin iki üç metre yakınlarından koşup kaçan teröristlere kurşun isabet ettirememeleri de sorgulanması gereken detaylar arasında değil miydi! Olayı, televizyonlardan defalarca izledik, teröristlerle güvenlik görevlileri arasında 3-5 metre mesafe ya var, ya yok. Bunca kurşun sıkılıyor, hepsi karavana!
Evet, yukarıda da belirttiğimiz gibi, yüzde bir ihtimal dahi olsa bu teferruatlar atlatılmamalı, Tahir Elçi’yi konuşmaya tutan yaşlı kadın da, kurşunları karavana giden güvenlik mensupları da, güvenlik mensuplarının çelik yeleksiz olarak çatışmaya sürülmesine yol açanlar da suikastla ilgili araştırma kapsamında mutlaka sorgulanmalı. Birçok fail-i meçhul cinayetlerin, cevaplarının ehemmiyetsiz gibi görünün teferruatlarda saklı olduğunu aklımızdan çıkarmayalım! 7 yıldan beri çözümlenmeyen Tahir Elçi’nin katli olayını aydınlığa çıkaralım!
ANEKDOT
Hafif yağmurlu ve gök gürültülü bir havada 5 arkadaş, aynı takside eğlenceden dönüyorlardı. Arkadaşlardan üçü, evlerine yaklaştıklarını belirterek taksiden indiler. Diğer arkadaşları onlarla beraber inerek ve biraz da şakalaşarak uğurladıktan sonra taksiye binip yola devam ettiler.
Daha inenlerin gözlerinin önünde bir mesafedeyken taksiye yıldırım düştü. İnmiş olanlar, hemen olay mahalline koştular. Taksi yanıyordu ve içindeki arkadaşları ölmüştü. Durumu görünce içlerinden biri konuştu:
-Keşke, taksiden inmeseydik, ya da inmişken, bir süreliğine de olsa konuşmaya dalmasaydık. Taksi, yıldırımın düştüğü yeri çoktan aşmış olacaktı…
Doğru amma, bu gibi durumlarda kaderi de hesaba katmamız lazım!