Duyduk ki, aklı evvelin biri
(Türkiye’ye gelen sığınmacıları on yıl içinde Türkleştireceğiz)
buyurmuş. Yahu, akıl var, mantık var. 100 yıllık geçmişi olan Türkiye Cumhuriyeti’nin hedefi içindeki
(KÜRTLERİ, TÜRKLEŞTİRMEK)
iken, buna muvaffak olamadı. Muvaffak olsaydı, son kırk yılda yaşanan terör olayları yaşanır mıydı.
Cumhuriyetin ilk yıllarında sessiz ve sakin duran kimi Kürtler, dış ülkelerin de teşvik, tahrik ve destekleriyle 1984’lü yıllardan beri açık bir şekilde eylemler düzenlemiyorlar mı!
Anayasanın 88. Maddesinde
(Türkiye ahalisine din ve ırk farkı olmaksızın vatandaşlık itibarıyla ‘Türk’ ıtlak olunur.)
denilmesine karşılık 100 yıldır bu tanımı iç-içe yaşadığımız, dayı-yeğen olduğumuz Kürtlerin bir kısmına kabul ettirememişken, (bu arada yeri gelmişken söyleyeyim, ben yüzde 34 Türk, yüzde 33 Kürt, yüzde 33 Arap sayılırım) sayıları 10 milyonu aştığı söylenen sığınmacıları ve özellikle sığınmacıların yüzde doksanını teşkil eden Suriyelileri, nasıl Türkleştireceğiz!
Sağ kalanlar görecek ve yaşayacaklar.
(10 yıl
içinde Türkleştireceğiz)
dediğimiz Suriyeli sığınmacılar, öylesine çoğalacaklar ki, onlar bizleri Araplaştırmağa çalışacaklar. PKK belâsından, daha büyük belalara yol açacaklar.
Bu sayıda sığınmacılarla 10 yıl sonra Türkiye’de,
(TÜRKÜM)
diyebilen kalmazsa, hiç şaşırmamak gerekir. İşte, milli bekamızı tehdit eden asıl unsun budur…