Fatih Arıtürk

'Sen Benim Kim Olduğumu  Biliyor musun' Veya 'Hamil-i Kart Yakinimdir'!!!

Fatih Arıtürk

Klişeleşmiş iki deyimimiz vardır. Bunlardan biri “Sen benim kim olduğumu biliyor musun!” şeklinde olanı, ikincisi ise “Hamil-i kart yakinimdir!” vurgusuyla dillendirilenidir.

Özellikle siyasi çevrelere yakın olanlar, herhangi bir sivil toplum kuruluşunun yöneticisi konumunda bulunanlar, zenginler, kodamanlar, bakan, milletvekili çocukları ve benzerleri başları sıkıştığı yerde bu deyimi kullanırlar.

Trafik polisi arabasını durdurmuştur, ehliyet ve ruhsatını göstermesini istemektedir. Ruhsatı ve ehliyeti olmadığı için ceza kesilecektir. Hemen, (Sen benim kim olduğumu biliyor musun) diyerek, tehdit faslına geçer, karşısındaki görevliyi etkilemeye çalışır. Amacı, bir şekilde cezadan sıyrılmaktır.

(Hamil-i Kart yakinimdir) deyimi ise torpil gerektiren işlerde siyasi kodamanlar tarafından tanıdıklarının işlerinin kolaylaştırılması için kullanılır. Siyasetin ekabirleri kartlarının arkasına bu deyimi düşerek imzalar, adamlarına verirler. Kart verilen kişi de, işi düştüğü kurum ve kuruluşun amirin9e, görevlilerine kartı göstererek yasal olsun, olmasın sorunlarının çözümlenmesini ister.

Avrupa ülkelerinde yaşayan hemşerilerimiz var. Başta Almanya olmak üzere hiçbir ülkede böylesi durumların yaşandığına şahit olmadıklarını özellikle vurgulamaktadırlar.

Demokrasinin rayına oturduğu ülkelerinde kimsenin kimliği önemli değildir. Geçerli olan yasalar ve kurallardır. Yasalara uymak, zengin-fakir, üst düzey kişiler için de zorunludur. Öyle anlaşılıyor ki, (BENİM KİM OLDUĞUMU BİLİYOR MUSUN) veya (HAMİL-İ KART YAKİNİMDİR) deyimleri, bizim gibi demokrasi kurallarının tam anlamıyla işlemediği ülkelerde geçerlidir. Millet olarak bizim de genlerimize işlemiştir. İyisi mi, yazımızı, konuya çağrışım yapan bir anekdotla noktalayalım.

Sultan 4. Murat, sadrazamıyla birlikte tebdili kıyafetle İstanbul’u geziyormuş. Ara sokaklarda gizli olarak çalışan bir meyhaneye girmişler. Meyhanedeki Bektaşilerden biri masasına buyur etmiş. Önündeki şişeden birer kadeh de şarap sunmuş. Şarabı içen Sultan Murat Bektaşi’ye sormuş:

-Sen benim kim olduğumu biliyor musun?

Bektaşi samimiyetle cevap vermiş:

-Kılık kıyafetinden bir beyzade olduğun belli.

Sultan Murat cevap vermiş:

-Ben Sultan Murat Hanım, bu yanımdaki de veziri azamımdır.

Henüz işin ciddiyetine vakıf olmayan Bektaşi cevap vermiş:

-Aman beyzadem, bir kadeh içtiniz, biriniz Padişah, biriniz veziri azam oldunuz. İkinci kadehi içerseniz, korkarım biriniz ALLAH, BİRİNİZ DE PEYGAMBER OLDUĞUNU İDDİA EDECEKSİNİZ…

Yazarın Diğer Yazıları