Özellikle CUMHUR İTTİFAKININ seçim yasalarını değiştirmek niyetinde olduğu söyleniyor. Bunun için de kendi lehlerine olacak şekilde bir seçim sistemi tasarladıkları iddialar arasında. Seçim yasalarını değiştirmek için çalışmalar yaptığı belirtilen
CUMHUR
İTTİFAKI,
elbette Türkiye’ye gerçek anlamda bir demokrasinin nasıl tesis edileceği açısından değil, kendilerinin milletvekili sayılarını nasıl arttıracakları hesabı peşindedirler. Bunun için de
(DARALTILMIŞ BÖLGE SİSTEMİ)
adı altında bir seçim sistemi getirmeyi amaçlıyorlar. Bu sistem, seçim bölge sayısını büyük ölçüde arttıracak, kıl payı bir artışla partilerin lehlerine veya aleyhlerine sonuçlar doğuracaktır.
Tabii, bugünkü ortama göre bu hesaplar içinde olan
CUMHUR İTTİFAKININ
ördüğü çorabın gün gelip de kendi başlarına dolanmayacağının bir garantisi yok. Onlar, daha çok milletvekili kazanmak için sistemde değişiklik yaparlarken, bir bakmışsınız, getirdikleri sistem,
MİLLET İTTİFAKININ LEHİNE SONUÇLANMIŞTIR.
Bilindiği gibi Dünyada en yüksek seçim barajı Türkiye’de uygulanıyor. Yüzde 10’luk seçim barajı, dünyanın hiçbir demokratik ülkesinde yoktur. Bırakın demokratik ülkeleri, diktatörlükle yönetilen ülkelerde bile böyle yüksek bir seçim barajı bulunmamaktadır!
Hiçbir Avrupa ülkesinde yüzde 10’luk bir seçim barajı yoktur. Hatta bırakın yüzde 10’luk barajı, yüzde 5 oranında bile seçim barajı bulunmamaktadır. Rusya’da yüzde 7 olan baraj, yüzde 5’e indirildi. Avrupa’nın 21 ülkesinde ise baraj bile yok. Yani baraj SIFIR! Avrupa ülkelerden Almanya, Polonya ve Ukrayna’da yüzde 5, İtalya’da yüzde 4, İspanya’da yüzde 3 seçim barajı uygulanmaktadır. Fransa’da ise seçim barajı SIFIRDIR…
Yüzde 10’luk seçim barajı demek, siyasetin önünü tıkamak ve demokrasiyi 2 partili sisteme entegre etmek demektir. Yüzde 10’luk seçim barajında öyle durumlar yaşanabilir ki, oyların yüzde 10’unu alan bir siyasi parti tek başına dahi iktidara gelebilir! Hatta, kazanacak kuvvetli bağımsız adaylar yoksa, 600 milletvekilliğinin tümünü de alabilir. Bu durumda anayasayı da, baba yasayı da parmak hesabıyla değiştirir, diktatörlüğü dahi yasallaştırabilir!
Nasıl mı diyeceksiniz! Bu iş, milli piyangoda büyük ikramiyeye benzer! Diyelim ki seçimlere katılan 11 siyasi partiden 10’u yüzde 9’un biraz üstünde veya altında oy aldılar, hepsinin aldıkları oylar çöpe gitmeyecek mi! 2002 genel seçimlerinde DYP’nin yüzde 9’un üzerinde oy aldığını anımsayalım. Ne oldu, bütün oyları çöpe gitmedi mi!
Türkiye’de, 1960’ta gerçekleştirilen 27 Mayıs darbesi sonucu yapılan anayasada, baraj (0) olduğu gibi seçim yasasına konulan milli bakiye sistemiyle ülke genelinde aldıkları oy toplamı yüzde 1’in altında olan siyasi partilere bile mecliste temsil edilme hakkı sağlanmıştı. Bu sistem, siyasi partilerin önlerini açarken, yeni siyasi partilerin kurulmasını da teşvik edici bir durumdu.
Türkiye’de, bugün itibariyle 100’ün üzerinde siyasi parti bulunmaktadır. Yüzde 10’luk baraj sistemi devam ettirilirse, şimdi olduğu gibi yine en çok 5 siyasi parti ile bağımsızlar parlamentoya girebilecekler. Oysa baraj kaldırılırsa çok sayıda siyasi parti mecliste temsil edilmek şansını yakalayacak, dolayısıyla hiçbir fikir, Meclis dışı kalmayacaktır. Bu durum, küçük gibi görünen birçok siyasi partinin önlerini açacak, atağa geçerek iktidara yürümelerine bile yol açabilecektir.
MİLLİ BAKİYE
sistemi veya
TÜRKİYE MİLLETVEKİLLİĞİ SİSTEMİNİN
getirilmesi şarttır. Bu sistemler sayesinde, bütün vatandaşların iradesi meclise yansır ve çöp sepetin gitmez.
Milli Bakiye Sisteminin uygulanması halinde, Türkiye genelinde artık oylar toplanır, seçimlere katılan siyasi partilere aldıkları oy oranında dağıtılır. Bugün TBMM’nin üye sayısı 600 olduğuna göre, 100 milletvekilliği
TÜRKİYE
MİLLETVEKİLLİĞİ
kontenjanı olarak ayrılır, artık oylardan yüzde 1 oranında oy alan parti, 1 milletvekili çıkarmış olur, yüzde 2 oranında oy alanın kontenjanına 2 milletvekilliği düşer. Buna göre, her parti Türkiye genelinde aldığı artık oylar nispetinde yararlandırılır.
Böyle bir seçim sisteminde, hiçbir seçmenin siyasi iradesi boşa gitmez, yüzde 1 oranında oy alan siyasi partinin bile mecliste temsilcisi olur. Türkiye’de 58 milyon dolaylarında seçmen bulunmaktadır. Yani Türkiye genelinde toplam 58 bin oy alan bir siyasi partinin TBMM’nde 1 milletvekili ile temsil edilmesi gerekir. Türkiye genelinde 175 bin oy almış bir siyasi parti ise 3 milletvekili ile temsil edilmiş olur. Ama mevcut yüzde 10 barajlık sistemde, bir siyasi parti geçerli oyların yüzde 9.999’unu almış bile olsa meclise tek bir milletvekili dahi çıkaramamış olur. Nitekim 2002 genel seçimlerinde Türkiye genelinde yüzde 9.54 oranında oy alan Doğru Yol Partisi tek bir milletvekili dahi çıkaramamıştır. Yüzde 10 barajı aşan sadece AKP ve CHP vardı. Meclise de sadece bu iki siyasi partinin milletvekilleri girdi. Bu sistemin neresinde demokrasi, neresinde milli iradenin tecellisi, neresinde adalet var!
Bunun için diyoruz ki, seçim yasaları gerçekten değiştirilmek isteniyorsa, Türkiye demokrasisi açısından en uygun sistem getirilsin. Kazanan Türkiye, kazanan Türk Milleti, kazanan demokrasi olsun…