Televizyonların, radyoların olmadığı yıllarda insanlar uzun kış gecelerini nasıl geçirirlerdi dersiniz. Araştırdık ve öğrendik ki Şehrimizin bir çok mahallelerde hatta evlerde masallar, hikâyeler anlatan
MASALCI AMCALAR, MASALCI DEDELER, HATTA MASALCI ABLALAR varmış.
Her gün mahallede bir evde toplanılır anlatılan masallar, hikâyeler heyecanla dinlenirmiş. Bazen başladıkları masalı dizi filimler gibi kırk gün kırk gece sürdürdükleri bile olurmuş.
Vakit geç olunca ve uyku vakti gelince
MASALCI AMCALAR, MASALCI DEDELER
de, anlattıkları masallarını en heyecanlı bölümünde keser,
“Devamı yarın geceye”
derlermiş.
Kadınlar içinde de
MASALLAR ANLATAN, MASALCI ABLALAR, MASALCI NİNELER
varmış. O zamanlar erkeklerle kadınlar ayrı-ayrı oturdukları, yani haremlik selamlık dönemi olduğu için kadınlara kızlara, çocuklara masal anlatmak işi de onlara düşermiş. Biz o günleri yaşamadık ama yaşayanlardan öğrendik.
Günümüzde de masalcı dedeler, masalcı amcalar, masalcı babalar, masalcı nineler, masalcı ablalar var. Özellikle bu seçim döneminde televizyon ekranlarından öyle güzel masalları dillendiriyorlar ki sormayın gitsin. Masallar, haliyle Türkiye’nin nasıl kalkındırılacağının hayalleri üzerinde kurulu. Her seçim mevsiminde bu masalları çok dinledik ama gerçekleşenini görmedik.
Sonuç itibarıyla anlatılan masalların gerçekleşme olasılığı olmadığı gibi, siyasilerin seçim vaatlerinin yüzde doksanı da masaldan ibaret. Seçimlerde vaat edilenler gerçekleşseydi, Türkiye çoktan cennet bir ülkeye dönüşmüş olurdu.