Fatih Arıtürk

SAVAŞLARIN MAĞDURLARI ÇOCUKLAR VE KADINLAR!

Fatih Arıtürk

Savaşların mağdurları genelde kadınlar ve çocuklardır. Suriye’de, Libya’da, Irak’ta adı konmamış bir savaş var. Şimdi de Azerbaycan-Ermenistan savaşına müdahil olmak durumunda görünüyoruz.

Gelin silahları bırakalım. Ellerimize saz alalım. Şarkılar söyleyelim, türküler çığıralım. Silahları kırıp çöplüğe atalım. Türkiye yıllardır içte ve dışta adı konmamış savaş durumundadır. Pek değişen bir şey yok; hele Bölgemizde! Terör öncesi yıllarda Bölgemizde eşkıyalar vardı, yol keser, adam kaçırır, köy basarlardı. Bu eşkıyalar genelde bir suç işledikten sonra, cezaevlerine düşmemek için dağları mesken edinen kanun kaçaklarıydı. Koçerolar, Hakimolar ve diğerleri gibi…

Eşkıyaların, Devletle bir sorunları yoktu. Hasımları vardı. Genelde birileri tarafından adeta zorlanarak dağlara çıkmak zorunda bırakılmışlardı. Bir af çıkarılsa, belki anında teslim olacaklardı. Teröristler isi, Devlete karşı isyan bayrağı açmışlar. Kendileri de ne istediklerini pek bilmiyorlar amma, birileri onları güdüyor. Önce ellerine taş vererek, güvenlik güçlerine taş attırıyor, sonra Molotof kokteylleriyle devreye sokuyor. Polisi neden taşladıklarını, Molotof kokteylini niçin attıklarını bile bilmiyorlar. Bir çocuğun ifadesiyle

“5 lira verdiler, ‘taş at’ dediler, ben de attım!”

Bu çocukların ellerine taş ve Molotof kokteylleri verilmeden önce, saz verilseydi, terörist olacaklarına belki de birer sazende olacaklardı. Amma, bu işte çok geç kalındı. Yine de

“Zararın neresinden dönülürse kârdır”

diyoruz ve terörün önünün alınması için, özellikle çocuklara yönelik projeler geliştirelim.

Sokakta çalıştırılan çocukların ciddi bir şekilde koruma altına alınması durumunda terörün önlenmesi açısından iyi bir mesafe alınmış olacaktır. Bölgemiz açısından bu çok önemli. Çünkü sokak çocukları, teröre rahatlıkla yönlendirilebilecek potansiyel tehlikedir. Kurutulması gereken bir bataklıktır. Bu çocukları ellerine taş, Molotof kokteyli ve silah almadan önce sahiplenmek ve ellerine saz vermek lâzım…

Yazarın Diğer Yazıları