Fatih Arıtürk

SADAKA EKONOMİSİ

Fatih Arıtürk

Türkiye’de, bugün uygulanan ekonomik politikanın adına

“SADAKA EKONOMİSİ”

diyoruz. Şimdi biz böyle bir yazı yazarken, acaba, fakir yurttaşlara dağıtılan kömürde, erzakta, parada, yeşil kartlarda gözleri mi var, diyenler çıkabilir. Ama inanınız ki, gerçek bu değil. Bu

“SADAKA EKONOMİSİYLE”

ile Türkiye iflâh etmez.

İşin gerçeği şu ki, vatandaşlarımıza önce BALIK TUTMAYI ÖĞRETECEĞİZ. Ama

balık tutmayı

öğretmek de yetmez. tutulan balıkları işlemeyi ve pazarlamayı öğretmek lâzım.

Evet, işin gerçeği budur. Türkiye’de maalesef

“SADAKA EKONOMİSİ”

uygulanarak, günü kurtarmaya çalışan siyasiler var. Ülkelerinin çıkarlarını düşünen gerçek siyaset adamları, günü kurtarmağa değil, en az yüz yıl ötesini düşünerek, tedbir alan politikacılardır. Türkiye, ne çektiyse, günü kurtarmaya çalışan politikacılar yüzünden çekmektedir. Bugün de uygulanan, günü birlik politikadır.

Evet, günübirlik siyaset uğruna

SADAKA EKONOMİSİ UYGULAYARAK,

bu ülkenin geleceğini karartmayın. İnsanları tembelliğe yöneltmeyin. Balık tutmayı, tuttukları balıkları işlemeyi ve pazarlamayı öğretin. Günü kurtarmağa değil, yüz yıl sonrasını hedefleyen politikalar üretin. Ama bu kapasitede politikacılar pek piyasada görülmüyorlar, artık…

YÖNETENLER VE YÖNETİLENLER!

“Siz nasıl iseniz, idarecileriniz de sizin gibi

olurlar”

buyruğu bir hâdis-i şerifin meali âlisidir.

Peygamber Efendimiz Hazret-i MUHAMMED (O’na, al ve ashabına salat ve selâm olsun)

her ne buyurmuşlarsa, elbette ki doğrusunu buyurmuşlardır. Ve her buyrukları gibi, bu buyruklarının da doğruluğunda şek ve şüphe yoktur. Bunun için, toplum olarak yöneticilerimizi  suçlamayalım. Çünkü onlar, bizim aynalarımızdır.

Bakın, bir devletin mekanizması nasıl çalışır. Demokrasi ile idare edilen ülkelerde, belli sürelerde seçimler yapılır. Ülkeyi yönetecek milletvekillerini halk olarak bizler seçeriz. Biz, halk olarak, çoğunlukla iyi isek, dürüst isek, TBMM’ne gönderdiğimiz milletvekillerimiz de, çoğunlukla iyilerden ve dürüstlerden oluşurlar. Ama biz toplum olarak çoğunlukla kötü isek, TBMM’ne gönderdiğimiz milletvekillerimiz de, kötülerden meydana gelirler.

Seçilen milletvekilleri de, genelde iyilerden iseler, Bakanlar da iyilerden oluşur. Bu durumu, bakanlar tarafından atanan üst düzey bürokratlara, üst düzey bürokratların atadıkları müdürlere ve her düzeydeki atanmışlara teşmil ediniz.

Meselâ, biz bir yönetici için “HIRSIZDIR, ÜÇKÂĞITÇIDIR, DALEVERECİDİR” diyorsak, bu durum, içinde yaşadığımız toplumun kokuşmuşluğunun da bir işaretidir. Çünkü çoğunluğu hırsızlardan, üç kâğıtçılardan ve dalaverecilerden oluşmayan bir topluluk, kolay, kolay hırsız, üçkâğıtçı, dalavereci bir milletvekili ya da belediye başkanı seçmez.

Evet, istisnaların kaideyi bozmayacağı esprisini anımsatarak açık ve net olarak diyebiliriz ki, yöneticilerimiz bizim aynalarımızdır. Biz ne isek, bize lâyık olan ne ise o şekilde yöneltiliriz. Bunu aklımızdan çıkarmayalım…

Yazarın Diğer Yazıları