“RAHMET SER KEFENDIZ!”
deyimi, yöremizin meşhur deyimlerindendir.
Türkçeye:
“KEFEN HIRSIZINARAHMET!”
şeklinde tercüme edebileceğimiz bu deyimin içeriğini anlatan bir de anekdot var. İşte o anekdot:
İşi, kefen hırsızlığı olan biri ölümüne yakın kendisi gibi
“Kefen Hırsızı”
olarak yetiştirdiği oğlunu yanına çağırmış ve demiş ki:
-Oğlum ben bütün ömrümü kefen hırsızlığı yaparak geçirdim. Sana, meslek olarak bundan başka bir iş de öğretemedim. Amma oğlum, benim sana bir vasiyetim var. Ne olur. Bu vasiyetimi yerine getir ki, bana rahmet okunsun.
Oğlu, Babasının vasiyetini ne olduğunu sormuş. Babası da cevap vermiş:
-Ben öldükten sonra yine ölülerin kefenlerini çalmaya devam edeceksin. Ancak, kefenlerini çaldığın ölülerin KIÇLARINA bir de kazık sokacaksın. İşte, vasiyetim budur!
Kefen hırsızı ölmüş! Ölümünden sonra işi devralan oğlu, hem ölülerin kefenlerini çalmaya devam etmiş hem de, babasının vasiyeti gereği, kefenlerini çaldığı mevtaların kıçlarına kazık çakıyormuş
Durum yayılınca, çayhanelerde kahvehanelerde, düğünlerde, derneklerde, taziyelerde bir araya gelenlerin bu durumdan yakındıklarını ve
“RAHMET SER KEFENDİZ = KEFEN HIRSIZINA RAHMET!”
diyerek, babasını rahmetle yadetmeğe başladıklarını duyan oğlu, Babasının, kendisine ne demeye “Kefenlerini çaldığın mevtaların kıçlarına bir de kazık çak!” dediğinin sebebini anlamış.
Bu anekdot, nedense aklıma yeni düşüverdi. Acaba kefen hırsızlarına rahmet okuyacak durumlara düştüğümüz için mi!