Bölgemizde ve özellikle İlimizde son yıllarda üç dilli mesajlar vermek moda oldu! Üç dilli mesajlar vermek adına
(AÇILIM)
denilen süreçte hız kazanmıştı. Hani, Siirt için “Üç Dilli Şehir” deriz ya! Pankartlara, dövizlere, davetiyelere, kartvizitlere kadar hemen bütün mesajlar artık üç dilden veriliyor. Hatta mitinglerde, konferanslarda, oturumlarda bile aynı durum yaşanmakta.
Tabii, bu işi bilinçli ve kasıtlı olarak yapanlar yanında
ENTELEKTÜEL
geçinmek için taklit edenler de yok değil. Entelektüelin misyonu, dünyanın efendisi haline gelmiş haksızlıklar ve yanlışlıklar karşısında cümle âlem diz çökerken bile, ayakta kalıp, ona insanlık bilinciyle karşı çıkmaktır.
Entelektüeli Türkiye de aydın denilen diplomalılar taifesinden ayıran, egemenliğin her türlüsüne, her türlü resmi ve egemen ideolojiye, resmi doğrulara, yalana, tahrifata, yok saymaya, tabuya, puta, hurafeye, vb. kararlılık ve inatla karşı çıkışıdır. Ama dedik ya, bunu entelektüel olduklarından değil, entelektüel geçinmek için yapanları anlamakta zorluk çekiyoruz.
“Her lisan, bir insan!”
deyiminde olduğu gibi, bir insan ne kadar çok dil bilse elbette ki kendisi için de toplum için de o kadar yararlıdır. Yeter ki bildiği dilleri bölmek, parçalamak için değil, eğitim amacıyla kullanılsın!
Bir toplumda, herkesin kullandığı ortak bir dil varsa, o dili öne çıkarmak gerekir. Yan diller, ancak ortak dili bilmeyenlere hitap için yapılmalıdır. Konuşmalarda ortak dil yanında yan dilleri de konuşmak, eğer art niyet yoksa mantıklı gelebilir. Ama mesajlar pankartlarda, dövizlerde, davetiyelerde, kartvizitlerde yer alınca, bunu anlamakta zorlanıyoruz. Çünkü okur-yazar olan herkes, bu ülkenin ortak dili olan Türkçeyi gayet iyi biliyor demektir.
Diyarbakırlı Kürt asıllı Türkoloğ Şair Ziya Gökalp’ın bir şiirinde şöyle bir beyit yer almaktadır:
“LEYL SİZİNDİR, ŞEB SİZİNDİR, GECE BİZİMDİR”
“DEĞİLDİR BİR MÂNA ÜÇ ADA MUHTAÇ”
Evet, toplumun kullandığı ortak bir dil varsa, üç dille ahkâm kesmenin âlemi yok!