Evet ve maalesef ORTADİREK ÇATIRDIYOR. Ortadirek, yapılarda merkezî ağırlığı yüklenen ve dengeli dağılımı sağlayan direktir. Toplumsal yaşmada ise memur, emekli, küçük esnaf, küçük çiftçi gibi dar ve sabit gelirli kişilerden oluşan kesim için kullanılan bir deyimdir.
Bir yapının ortadireği çatırdarması ise büyük bir tehlikenin varlığına işarettir. Hani
(MAİL-İ İNHİDAM)
olarak dillendirilen bir deyimimmiz var. İş bu deyim, ortadireği çatırdayan yapılar için kullanılır.
(HA
YIKILDI, HA YIKILACAK!)
anlamlarına gelir. Türkiye’de yaşanan ekonomik duruma bakarken, sözün tam anlamıyla ortadireğin çatırdamakta olduğunu hissetmekteyiz. Bu ülkenin ortadireğini teşkil eden emeklinin, memurun, küçük esnafın, küçük çiftçinin durumu gerçekten çok müşkül.
Ortadirek, bu ülkenin yüzde doksanına tekabül eden bir kesimdir. Bir ülkenin yüzde doksanı yaşam konusunda büyük sıkıntılar içindeyse, o toplumun iflah etmesi mümkün değildir. Yüzde on kesimin refah içinde yüzmelerine karşılık, yüzde doksanının aç ve sefil olması, büyük tehlikelerin yaşanacağının işaretidir.
Anımsayalım, 2001 yılında bir esnaf vatandaş, dönemin Başbakanı Bülent Ecevit’e yazar kasa fırlatarak ülke ekonomisini protesto etmişti. İnanır mısınız, aynı hürriyet havası hakim olsaydı, değil bir esnaf, binlerce esnaf kasa fırlatacak ve protestolarda bulunacaktı. Ama o günün demokrasi havası gitmiş, yerini adeta istibdada terkeden bir hava hâkim olmuştur.
Evet, ORTADİREK ÇATIRDIYOR. Siz, bir esnafın çıkıp da, kasa fırlatmıyor oluşuna aldanmayın. Ortadirek mensuplarının içlerinde öyle öfke var ki, patlamasından, ALLAH SAKLASIN!
Ortadireğin çatırdısını duymazdan gelen yetkilileri ve etkilileri uyarıyoruz!
EŞEĞİN ASALETİ!!!
Eşek, gerçekte sevimli bir hayvandır. Hatta,
EŞEK GÖZLERİ,
güzellikleriyle meşhurdur. Sevgililerine şiirlerinde
(EŞEK
GÖZLÜM)
diye hitap eden şairler bile olmuştur.
Eşekle ilgili bir hayli atösezlerimiz bulunmakta. İşte örnekleri:
*İnsan ölür, kalır eseri, eşek ölür, kalır semeri!
*Bet, asla necabet verir mi hiç üniforma
- Zerduş-u palan vursan eşek, yine eşektir!
*Eşek bile bir düştüğü yere bir daha düşmez.
*Eşek çamura çökerse sahibinden gayretlisi olmaz.
*Eşek eşeği ödünç kaşır.
*Eşek hoşaftan ne anlar (Suyunu içer, tanesini bırakır)
*Eşek kocamakla tavla başı olmaz.
*Eşek kulağı kesilmekle küheylan olmaz.
*Eşek kuyruğu gibi ne uzar, ne kısalır.
*Eşek at olmaz, ciğer et olmaz…
Ve benzeri eşekli daha bir çok atkasözleri.
İyisi mi yazımızı, eşeklerle ilgili bir Siirt anekdotuyla noktalayalım:
Siirt’ten, Eruh’a giden bir kamyonun şoförü, yolun ortasında duran bir EŞEĞİN, yoldan çıkması için korna çalmış, çalmış ama eşek bir türlü yoldan çıkmamış. Şoför, kamyonu eşeğe sürtünecek kadar yakına getirdikten sonra, yine korna üstüne korna çalmış. Eşek yine mıhlanmış gibi durduğu yolun ortasından bir adım bile atmamış.
Bunun üzerine
“DERDİYOK”
lâkabıyla bilinen merhum şoför hemşerimiz kamyondan inmiş, önce eşeği alnından öpmüş, sonra yularından tutarak yolun kenarına çektikten sonra kamyona binmiş.
Şoför mahallinde yanında bulunan arkadaşı sormuş:
-Hadi, indin eşeği yoldan çektin. Peki, neden alnından öptün?
Rahmetli Şoför gülerek cevap vermiş:
-Bu hayvanın adı ne! “EŞEK” değil mi! Biz, iki ayaklılardan kimleri eşeklere benzetiriz! Dengesiz hareket eden, yanlış iş yapanlar! Korna çaldığım zaman, bu eşek yoldan çıksaydı, o zaman EŞEK OLMAZDI, AKILLI OLURDU. Eşek, eşekliğinin gerektiği gibi davranacak ki, gerçekten EŞEK OLDUĞU belli olsun. Ben de, ASALETİNİ İNKÂR ETMEDİĞİ İÇİN EŞEĞİ ALNINDAN ÖPTÜM!