Jandarma Genel Komutanı olarak görev yapmaktayken 17 Şubat 1993 günü bindiği uçak düşerek şehit olan Orgeneral Eşref Bitlis’le ilgili komplo teorileri aradan yıllar geçmesine rağmen sonuçlanmadı. ABD’nin çekiç gücüne karşı çıkan, verdiği demeçlerinde ABD’nin, PKK’ya silah, mühimmat, teçhizat, ilaç ve yaşam malzemesi yardımları yaptığını açıklayan Orgeneral Eşref Bitlis’in bindiği uçak sebebi henüz bilinmeyen (veya bilindiği halde açıklanmayan) bir nedenle düşmüştü. Orgeneral Bitlis'in kamuoyunda tartışmalara neden olan ölümü hala esrarını koruyor.
Malatya'da 1933'te dünyaya gelen Bitlis, 1952'de Kara Harp Okulundan teğmen rütbesiyle mezun olmuş, 1966’da Kara Harp Akademisini tamamladıktan sonra Almanya'ya dil eğitimine gönderilmişti.
Kara Harp Akademisinde "başöğretmenlik" yapan, 1978'de tuğgeneral rütbesiyle Bolu Komando Tugay Komutanlığına atanan Bitlis, tümgeneral olduğu 1982'de Kıbrıs 28. Tümen Komutanlığı görevine atanmıştı.
Korgeneral rütbesini 1986'da alan Bitlis, 1988'de Kıbrıs Türk Barış Kuvvetleri Komutanı olarak görev yaptı.
Eşref Bitlis
, 1990'da orgeneral rütbesi aldı ve Jandarma Genel Komutanlığına atandı.
Jandarma Genel Komutanı olduğu dönemde terörle mücadeleye ilişkin çıkışlarıyla dikkatleri üzerine çeken Bitlis, "İncirlik Üssü'nden kalkan ABD uçaklarının PKK'ya yardım dağıttığını, Çekiç Güç kuvvetlerinin Türkiye'den ayrılması gerektiğini, ABD'nin Irak'ın kuzeyinde oluşturmaya çalıştığı Kürt devletinin Türkiye'nin zararına olduğunu" ifade etmiş, Çekiç Güç'e bağlı Amerikan savaş uçaklarının, 17 Aralık 1992'de kendilerine bildirildiği halde Irak'ın Selahaddin kentine gitmekte iken Bitlis'in helikopterini taciz uçuşuyla inişe zorlaması, dönemin konuşulan olayları arasında yer almıştı.
Bitlis, bölgede yaşananları bir mektup yazarak dönemin Cumhurbaşkanı Turgut Özal'a da iletmişti.
Orgeneral Eşref Bitlis'in, 17 Şubat 1993'te Ankara'dan Diyarbakır'a gitmek üzere bindiği uçak, kalkıştan kısa süre sonra Yenimahalle'deki PTT İşleme Merkezi'nin bahçesine düşmüş, şüpheli bir şekilde düşen uçakta bulunan hiç kimse kurtulmamıştı.
Kazada, Eşref Bitlis ile birlikte uçakta bulunun Binbaşı Yaşar Erian, Yüzbaşı Tuğrul Sezginler, askeri personel Fahir Işık, Emin Öner, Posta İşletme Merkezi güvenlik görevlisi Ruhi Salay da şehit olmuştu.
Olay yerinde incelemede bulunan dönemin Genelkurmay Başkanı Orgeneral Doğan Güreş, uçağın düşüş sebebinin buzlanma ve pilotaj hatası olduğunu söylemesine karşılık, daha sonra yapılan açıklamada "hiçbir bilirkişi raporu ve teknik raporun bulunmadığının" ifade edilmesi kazaya ilişkin soru işaretlerini beraberinde getirdi.
Kazadan 17 yıl sonra, "Ergenekon" davasında yargılanan emekli Albay Arif Doğan'a ait olduğu ileri sürülen bir ses kaydında, "Bitlis'in JİTEM tarafından öldürüldüğü" iddiaları yer aldı.
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, iddialar üzerine, daha sonra vefat eden Arif Doğan'ın da arasında bulunduğu bazı kişilerin "şüpheli" sıfatıyla ifadesini aldı. Savcılık, eski Genelkurmay 2. Başkanı emekli Orgeneral Çevik Bir, eski MİT Kontrterör Dairesi Başkanı Mehmet Eymür, dönemin Susurluk Araştırma Komisyonu Başkanı Mehmet Elkatmış, eski İçişleri Bakanı İsmet Sezgin'in de arasında bulunduğu çok sayıda kişiyi "tanık" olarak dinledi.
Düşen uçağın enkazının hurdacıya satıldığının ortaya çıkmasının ardından, soruşturmayı yürüten savcılık, incelenmek üzere, Genelkurmay Askeri Savcılığından kaza sonrası çekilen fotoğrafları istedi.
Bitlis'in öldüğü uçak kazasının fotoğraflarını inceleyen Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı, Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü ve Emniyet uzmanları, hazırladıkları raporda "uçağın düşüş nedeninin tespit edilemediğini" bildirdi.
Uzmanların incelediği 15 fotoğrafa ilişkin hazırlanan raporda, "Mevcut fotoğraflarla sonuca ulaşmanın mümkün olmadığı, bu nedenle uçağın düşmesiyle ilgili bir kanaatin oluşmadığı" belirtildi.
Savcılık, Orgeneral Eşref Bitlis'in 1993'teki ölümüne ilişkin soruşturmada, zaman aşımı süresi dolduğu gerekçesiyle 2016'da "kovuşturmaya yer olmadığına" karar verdi.
Kararda, olayda bomba kullanılıp kullanılmadığının tespitinin mümkün olmadığı belirtilerek, "Bu nedenle özellikle medyada speküle edilen sabotaj iddiasına ilişkin herhangi bir somut kanıt ortaya konamamıştır." ifadesi kullanıldı.
Zaman aşımını durduran veya kesen bir işlem bulunmadığı kaydedilen kararda, bu sebeple soruşturmada "20 yıllık asli zaman aşımı süresinin dolduğunun" kabulüyle kovuşturmaya yer olmadığının kararlaştırıldığı aktarıldı.
Orgeneral Bitlis'in oğlu Tarık Bitlis'in karara yaptığı itiraz ise reddedildi.
Evet, Orgeneral Eşref Bitlis’in ve beraberindekilerin şehit olduğu kaza, artak bir FAİLİ MEÇHUL olarak kalacaktır.