Fatih Arıtürk

'ÖNCE YEDİR, SONRA KÜFRET!'

Fatih Arıtürk

Seçim aylarında, haftalarında, günlerinde siyasilerimiz bonkör olur, en cimrileri bile kesenin ağzını açar, yemekli davetler düzenler, seçim bürolarında bedava ikramlarda bulunurlar. 14 Mayıs seçimlerinde aynı durumu yaşadık. Cumhurbaşkanlığı seçimi ikinci tura kaldığı için mecburen 28 Mayıs’a kadar uzatmaları oynuyorlar.

Ehli siyasetin, seçime yakın aylarda, haftalarda, günlerde sergiledikleri cömertlik, bize bir anekdotu anımsattı. Anekdot şu:

Bir yerel seçim haftasında, belediye başkan adaylarından biri, bir grup arkadaşıyla lokantaya gitmiş. Lokantacıyı çağırarak:

-Ben lokantadan çıkıncaya kadar, lokantada bulunan ve gelecek olan hiçbir müşteriden para alma. Hepsini benim hesabıma ekle! Hesabın, tarafımdan ödendiğini söyle!

diye talimat vermiş. O sırada, lokantada oturanlardan biri yemeğini bitirmiş ve hesap ödemek için kasiyerin yanına gitmiş. Borcunu sormuş. Lokantacı:

-Hesapları Başkan adayımız ödedi. Afiyet olsun!

diye cevap vermiş.

Bunun üzerine, vatandaş öfkelenmiş:

-Kardeşim, ben hesabımı kimseye ödetmem. Paranı al!

demiş.

Kasiyere yakın bir yerde oturan ve konuşulanları duyan belediye başkan adayı:

-Ne olacak hemşerim. İçimizden geldi, “Hesaplar bizden” dedik

deyince, hesabın ödenmemesinde direnen vatandaş:

-Doğru diyorsun amma, kazanmayıp da seçim sonrasında “Yemeğimi yiyip, çayımı içip bana oy  vermeyenin anasını avradını…” diyenleri çok duyduk. Sana oy vermeyeceğime göre, neden yemek ikramını kabul edeyim. Önce yedir, sonra küfret diye mi!

demiş.

Seçmen vatandaşın bu harbi tutumu üzerine Belediye Başkan adayı:

-Kardeşim, bırak hesabın benden olsun. Para ödeme, yine de bana oy verme! Amma, keşke herkes senin gibi harbi olsaydı!

demişse de, beriki yine de hesabını ödeyerek lokantadan öyle çıkmış…

Evet, içinde bulunduğumuz seçim ortamında yaşadıklarımız bugün için de ayniyle vaki!

Yazarın Diğer Yazıları