29 Ekim 1923’te ilan edilen Cumhuriyetin önemini kavramak için 30 Ekim 1918’de imzalanmış ve bir esaret belgesi olan Mondoros Mütarekesinin şartlarını iyi bilmek gerekir. Bilmek gerekir ki nereden, nereye diyebilelim. İşte, 30 Ekim 1918’de imzalanan esaret belgesi Mondoros Mütarekesinin maddeleri:
*Karadeniz’e geçişi sağlamak üzere Boğazlar açılacak ve geçiş güvenliği için Çanakkale ve İstanbul boğazlarındaki istihkâmlar müttefiklerce işgal edilecek.
*Osmanlı sularındaki bütün mayın tarlaları ve öteki engeller gösterilecek; bunların taranmasına ve kaldırılmasına yardım edilecek.
*İtilâf devletleri uyruğu olan savaş esirleriyle ermeni esirleri İstanbul’da toplanacak ve kayıtsız şartsız, İtilâf devletlerine teslim edilecek.
*Sınırların korunması ve iç güvenliğin sağlanması için, taraflarca kararlaştırılacak gerekli sayıda askerî kuvvetten fazlası hemen terhis olunacak ve bunların silâh, cephane ve teçhizatı, itilâf kuvvetlerine teslim edilecek.
*Güvenlik görevlisi küçük tekneler dışındaki bütün Osmanlı savaş gemileri belirlenerek teslim edilecek ve Osmanlı limanlarından dışarı çıkmayacak.
*Osmanlı devletinin bütün liman ve tersaneleri itilâf devletleri gemilerinin yararlanmasına açık bulundurulacak.
*İtilâf devletleri, güvenliklerini tehlikede gördükleri herhangi bir stratejik bölgeyi, asker çıkarmak suretiyle işgal edebilecek (bu madde galip devletlerin kendilerini Wilson prensipleriyle bağlı saymadıklarını gösterir).
*Toros tünelleri, İtilâf devletlerince işgal edilecek (böylece güneydeki Türk kuvvetlerinin geri çekilmesini önlemek ve Güney Anadolu’yu işgal öngörülüyordu).
*Kafkasya ve İran’ın kuzeybatısında Türk kuvvetleri savaştan önceki yerlerine çekilecek (bu bölgede bir Ermenistan devleti kurulmasını öngören madde).
*Hükümet haberleşmeleri dışındaki her türlü haberleşme, itilâf devletlerince denetlenecek.
*Askerî veya ticarî, kara ve deniz araçları ve malzemesi tahrip edilmeyecek.
*Ülkenin ihtiyacından fazla olan kömür, akaryakıt ve deniz levazımatı İtilâf devletleri tarafından satın alınacak.
*Bütün demiryolları İtilâf devletleri memurlarınca denetlenecek, Kafkas demiryollarını ise doğrumdan doğruya itilâf memurları yönetecek ve Batum’un işgaline karşı durulmayacak.
*Suriye, Irak, Hicaz, Yemen, Trablus ve Bingazi’deki Türk kuvvetleri (muhafız birlikleri) en yakın itilâf kumandanına teslim olacak.
*Mısrata dahil olmak üzere, Trablus ve Bingazi’de işgal edilmiş bütün limanlar itilâf birliklerine teslim edilecek.
*İtilâf devletlerince esir alınmış Türkler hemen iade edilmeyerek, şimdilik bulundukları yerlerde muhafaza edilecek.
*İtilâf devletleri görevlilerinin çıkarlarını kollamak üzere, iaşe nezaretinde, denetçileri bulunacak.
*Osmanlı devleti, merkezî hükümetlerle bütün ilişkilerini kesecek.
*Alman ve Avusturya uyruklu, sivil ve asker bütün görevliler bir ay içinde Osmanlı ülkesinden ayrılmış olacak.
*Vilâyeti Sitte’de (Erzurum. Sivas, Diyarbakır, Elazığ, Van, Bitlis) herhangi bir karışıklık çıkacak olursa İtilâf devletleri bu bölgede önemli gördükleri yerleri işgal edebilecek.
*Taraflar arasında ateşkes durumu 18 Ekim 1918 günü sabahından itibaren başlayacak.
29 Ekim günleri kutladığımız Cumhuriyet Bayramı, yukarıda maddelerini yazdığımız Mondoros mütarekesinin YIRTILARAK ÇÖP SEPETİNE ATILMASIDIR. Mondoros ve Sevr anlaşmalarını bilmeden LOZAN’IN ve Cumhuriyetin kıymetini bilemeyiz!
Hem, Cumhuriyetin kuruluşunun 29 Ekim olarak tespit edilmesi, tesadüfi değildir. Mustafa Kemal Paşa (ATATÜRK) istese Cumhuriyetin ilanını 29 Ekim’in birkaç gün öncesinde veya sonrasında ilan edebilirdi.
Kendisine (NEDEN 29 EKİM?) sorusunu yöneten muhatabına şu cevabı vermişti:
-Mondros mütarekesi 30 Ekim 1918’de imzalanmıştı. Biz de, 29 Ekim’de Cumhuriyeti ilan ederek, 1 gün öncesinde Mondros mütarekesinin cevabını vceriyoruz.
CUMHURİYET BAYRAMLARINDA DA
EMEKLİLERE İKRAMİYE VERİLSİN!
İnanır mısınız, gazetemiz koleksiyonlarına göz attım. Bayram haftasında, emeklilere ikramiye verilmesi gereğini, verilmeğe başlanmasından yıllar öncesinde yayınlanan yorumlarımda bir değil, çok kereler dillendirdiğim gerçeğiyle karşılaştım. Geçmiş yıllarda yazdığım bir yorumumun başlığı aynen şöyledir: (Emeklilere Bayram Öncesi seyyanen ikramiye ödensin!)
Söz konusu yazımda, Türkiye’de kutlanan üç bayram öncesi emeklilere seyyanen (eşit miktarda) maaş ödenmesi gerektiğini vurgularken de bu bayramları Ramazan, Kurban ve Cumhuriyet Bayramları olarak dillendirmişim. Dini Bayramların ikisi yanında Cumhuriyet Bayramı da, şüphesiz diğer milli bayramlara göre önemli bir gündür. Bana göre, Cumhuriyetin kurulduğu gün de, dini günler kategorisinde mütalaa edilmelidir.
Çünkü Kurtuluş Savaşları yapılmamış ve bunun sonucunda Cumhuriyet ilân edilmemiş olsaydı, Ramazan ve Kurban Bayramlarını esir milletler sınıfında olduğumuz için, gerçek anlamda kutlamak hakkına sahip olamazdık. Cumhuriyet sayesindedir ki, milli birlik ve beraberliğimiz yanında dini bayramları özgürce kutlamak hakkını da kazanmış bulunmaktayız.
Osmanlı İmparatorluğunun toprakları işgal edildiğinde (Esir bir milletin, Cuma namazı kılmak hakkı da, mükellefiyeti de yoktur. Ancak, istiklâlini elde ederse, Cuma namazı kılması yeniden farz olur) fetvası veren din adamları vardı. Bu açıdan, milli birlik ve beraberliğimizin sembolü olan ve bize hür bir şekilde ibadet etmek hakkını sağlayan Cumhuriyet Bayramının da dini bayramlar kategorisinde mütalaa edilmesi gereklidir. Bugün bu konuyu şu açıdan dile getirdik. Diyoruz ki dini bayramlar öncesi emeklilere verilen Bayram ikramiyesinin, sadece Ramazan ve Kurban Bayramları öncesinde değil, Cumhuriyet Bayramı öncesinde de verilmesi ciddi bir şekilde düşünülmelidir ve gereklidir. (Neden gereklidir) diye sorulacak olursa, el cevap deriz ki, CUMHURİYETİ SEVDİRMEK adına bile olsa gereğini tartışmamak lâzımdır.
Kimsesizlerin kimsesi olarak tanımlanan Cumhuriyet, bu vatanda yaşayan insanların dinlerini özgürce yaşamalarının da sigortasıdır. Bakın size açık ve net olarak söylüyorum. Gün gelecek, Cumhuriyet Bayramı öncesinde de emeklilere seyyanen bayram ikramiyesi verilmesi önerisi mutlaka ama mutlaka gündeme gelecektir. Keşke iktidar veya muhalefete mensup bir veya birkaç milletvekili cesaretlerini toplayıp, emeklilere Cumhuriyet Bayramı öncesinde de seyyanen bayram ikramiyesi ödenmesi konusunda önerge verselerdi!
Hatta seçimler öncesinde böyle bir hamle yapılmalı, özellikle muhalefet partili milletvekilleri bu konuyu meclise taşımalıdır.
Andolsun ben milletvekili olduğum zaman (rüyamda) vereceğim ilk önergelerden biri emeklilere Cumhuriyet Bayramı öncesinde de seyyanen ikramiye ödenmesi konusunda olacaktır.
Şunu da belirtmekte yarar var. Bayram ikramiyesinin de, maaşlar gibi her yıl enflasyon oranına göre yükseltimsinin yasal zemini oluşturulmalıdır.
Evet, Ramazan ve Kurban Bayramları öncesinde emeklilere verilen Bayram ikramiyesi, Cumhuriyet Bayramında da mutlaka verilmeli, bunun yasal zemini hazırlanmalıdır.