Genelde muhafazakâr olmak ile Müslüman olmayı karıştırırız. Karıştırmanın ötesinde muhafazakâr olmayı,
İYİ MÜSLÜMANOLMAK
zannederiz. Oysa hiç alakası yok! İslâm dini, yenilikçi dindir. Yeniliklere açıktır.
Peygamber Efendimiz Hazret-i MUHAMMED’İN (O’na al ve ashabına salat ve selâm olsun)
bir hâdis-i şerifleri vardır. Bu hadis-i şerifte mealen buyrulur ki,
(İKİGÜNÜ BİR OLAN ZİYANDADIR.)
Bu hadis-i şerifin daha geniş bir ifade şekli vardır.
‘
İki günü eşit olan aldanmıştır. Günü geceden (dününden) kötü olan lanetlenmiştir. (Gününe) ilavede bulunmayan ziyandadır. Ölüm onun için daha iyidir. Cennete istek duyan HAYIRA koşar’.”
Dinimizin Yüce Önderi’nin sahih olduğu belirtilen bu hâdis-i şerifine rağmen, hala iyi Müslüman olmayı, muhafazakâr olmakla karıştıranların akıllarına şaşırmak gerekmez mi! Zaten, bu dinin mensuplarını hep böyle geri bıraktılar. Oysa İslam dini yeniliği emrediyor. İleriye yönelik mesajlar veriyor. Araştırmayı, bulmayı, icatları teşvik ediyor. Her alanda yeniliğe açık bir dini, biz adına muhafazakârlık dediğimiz dar bir kutunun içine sığıştırdık.
Bu gerçekler ışığında
Yüce ALLAH’A şükürler olsun,
Müslüman olmakla birlikte muhafazakâr olmadığımızı ve olmayacağımızı vurguluyoruz. Medeni dünya ile aramızdaki mesafeyi kapatmak için çok çalışmamız, çok yol almamız gerektiğini bunun gereğini yapmamızın farz olduğunu anımsatıyoruz.
Müslüman olmak, 1500 yıl öncesine takılmaktan değil, en azından 100 yıl sonrasını tahayyül etmekten geçer. Medeni dünya Ay’a çıkmışken, Mars’a yol ararken, biz hala
(ESATİRLERE)
takılırsak, bir adım yol alamayız, yerimizde sayar dururuz.
Diyeceğimiz şu ki, bize giydirilen ve adına
(MUHAFAZAKARLIK)
denilen zırhı, bir an evvel icatlarla parçalamazsak daha çok geri kalır,
(GAVUR)
dediğimiz devletlerin tahakkümü altında kalırız.