Son günlerde, ülkenin gündemini saptırmak için eski konular deşilmekte ve vatandaşlar yine hikâyelerle avutulmaktadır. Hiçbir gereği yokken, bir de baktık ki
AYASOFYA’NIN
yeniden cami olarak açılması için talepler dillendiriliyor. Küllenmiş ateşi körükleyerek kıvılcım sıçratmak isteyenlerin işi bu! Yani, Ayasofya’yı cami yapacak idiyseniz 18 yıldır neden beklediniz! Bakınız, şimdiden peşin söyleyeyim. Hani diyorlar ya,
(2 Temmuz’da bu konuda kararı Danıştay 10. Dairesi verecek).
Danıştay 10. Dairesinin kararının menfi olacağını şimdiden açıklıyorum. Çünkü verilecek karar, siyasi bir karar olacaktır. Siyasi irade gerçekte
AYASOFYA’NIN
yeniden cami olarak açılması yönünde değildir. Bakmayın siz, Ramazan ayında
FETİH SÜRESİ
okutulmasına!
Yine gündemi değiştirmeğe yönelik konulardan biri daha,
YASSIADA Mahkemesi kararlarının (YOK
HÜKMÜNDE)
sayılmasıyla ilgili başlatılan girişimlerdir. Yassıada mahkemelerinde alınan kararların üzerinden 60 yıl geçti. O mahkemelerde yargılananlardan hayatta kalan hiç kimselerin olduğunu tahmin etmiyorum. Şimdi siz kalkıp, 60 yıl öncesi bir mahkemenin aldığı kararları
YOK
HÜKMÜNDE
saymışsınız, ne yazar! Kime faydası, kime zararı olacak. O mahkemelerde, savcı ve hâkim olarak görev yapan ne bir tek savcı, ne bir tek hâkim bulamazsınız. Hepsi de çoktan, öbür dünyaya intikal etmiş, varsa veballeri
ZEBANİLERE
hesap vermek durumundadırlar!
Bizim çok güzel bir deyimimiz vardır. Hani deriz ya
(MÜFLİS TÜCCAR, ESKİ
DEFTERLERİ KURCALAR!)
İşte, bugün yapılan da aslında budur.
Ekonomi batmış, işsizlik tavan yapmış, milletin tenceresi boş. Adaletin maşallahı var! Gazeteciler derdest! Koronavirüs pandemisi bütün heybetiyle devam ediyor.
Çok sırasıymış gibi, eski defterleri kurcalayıp ortaya
AYASOFYA’YI, YASSIADAYI çıkarıverdiler.
AYASOFYA
yeniden cami olarak açılmış, açılmamış; Yassıada mahkemesinin kararları YOK SAYILMIŞ, SAYILMAMIŞ, KİMİN UMURUNDA.
Vallahi, benim umurumda değil. Ben, aldığım maaşla nasıl geçinebileceğimin hesabını yapmaktan, başka konularla hiç mi, hiç meşgul olamıyorum…